Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da...
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yoğun mesaisine İstanbul'da devam ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündemi yoğun, bir yandan ise NATO hazırlıkları var.
Türkiye, 2025'teki Lahey Zirvesi'nin ardından 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek zirveye, 32 NATO üyesi ülkenin devlet ve hükümet başkanları ile davetli diğer liderler katılacak.
Bu kapsamda da bugün İstanbul'da da önemli bir toplantı düzenlendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'nda NATO Parlamenter Zirvesi'ne katıldı.
Burada konuşan Cumhurbaşkanı, "Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz" dedi.
"Misafirlerimiz Türkiye'nin savunma sanayii alanında katettiği önemli mesafeyi görmüş olacak" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi'nde küresel ve bölgesel gelişmelerin de değerlendirileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı şöyle devam etti;
"GÜVENLİK VE SAVUNMA AĞI OLUŞTURMALIYIZ"
“Son olarak, Lahey Zirvesinde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer alıyoruz. Ancak bu katkılarımıza rağmen Türkiye'nin Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiği de bir vakadır.
İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye'nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz.
Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas'tan Ankara'ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız.”
"TÜRKİYE SAVUNMA ALANINDA ÖNEMLİ MESAFELER ALDI"
“Ankara Zirvemizin bir diğer ayırt edici özelliği savunma sanayi işbirliğine yapacağı vurgudur.
Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu'nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken, diğer yandan da bu işbirliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız.
Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz Türkiye'nin savunma sanayi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacaklar.”
"BELİRSİZLİK DÖNEMİNİN TAM ORTASINDAYIZ"
“İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor.
Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor.
İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız.”
LÜBNAN VE GAZZE'DE YAŞANANLAR
“Şu noktanın da altını özellikle çizmek istiyorum: Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamalar bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirmiştir.
Başta Gazze ve Lübnan’da yaşananlar olmak üzere yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir.
Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum.”
"TÜRKİYE OLARAK YENİ DÖNEMİN RUHUNU EN İYİ OKUYAN ÜLKELERDEN BİRİYİZ"
“Bu ortamda hem NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inanıyorum. Mevcut jeopolitik denklem NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırmıştır. Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz.
Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır.
NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz.”
"ANKARA ZİRVESİ GÜÇLÜ BİR ZEMİN OLACAK"
“Ankara Zirvesi tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesine yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ediyoruz.
Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz.
Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak koşulların oluşturulmasıdır.
Zirveden temel beklentimiz, müttefiklerin milli güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir.”
"KÜLFET PAYLAŞIMI NOKTASINDA ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPIYORUZ"
“Uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmasını yürüten bir ülkenin lideri olarak şunu da ifade etmek isterim ki; bu alanda ittifaktan beklentimiz çoktur.
Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken, savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor.
Her iki ana başlıkta da evvelki zirvelerde aldığımız kararların uygulanması bu bakımdan çok ama çok mühimdir. Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.”
"KALICI ATEŞKESE KATKI VERECEĞİZ"
“Ayrıca NATO'nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran Körfezi ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleri de değerlendireceğiz.
Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar'ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz.
Bölgemize ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz.”
"BAĞIMSIZ, EGEMEN BİR FİLİSTİN DEVLETİ KURULMALIDIR"
“Orta Doğu'daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail'in sürekli artan toprak gaspı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz.
Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne haiz bir Filistin devleti mutlaka kurulmalıdır. Bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir.
Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek jeo-stratejik konumuyla Avrupa'dan Asya'ya ve Balkanlar'dan Afrika'ya uzanan geniş coğrafyayla aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz.”
"BARIŞ ÇABALARINA AKTİF KATKI VERECEĞİZ"
“Rusya-Ukrayna Savaşı'nın diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini bilhassa vurgulamak istiyorum.
Her iki tarafla da konuşabilen, netice veren süreçleri başlatan, hakkaniyetli duruşuyla her iki tarafın da güvenini kazanmış bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz.
Sözlerimin hitamında, bugün savunma sanayi şirketlerimize yapacağınız inceleme gezisi bütünüyle buna dair olmak üzere çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımıza bu güzel buluşma için teşekkür ediyorum. İstişarelerinizin ve aldığınız kararların ittifakımız ve dünya barışı için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”