Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ağır Yara Almış Bir Uluslararası Sistem İle Karşı Karşıyayız

Uluslararası Adalet Zirvesi'nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, barış ve güvenliği tesis etmek üzerine kurulu olan uluslarası kuruluşların ağır yara aldığını belirterek BM çatısı altında bulunan 190'dan fazla ülkenin veto hakkının..

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Adalet Zirvesi Kapanış Programı'na katıldı.

Burada Kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan; farklı ülkelerden gelen temsilcileri ve büyükelçileri İstanbul'da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek zirvenin ülkeler, halklar ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Kanun önünde eşitliğin gözardı edildiği bir hukuk sisteminde adaletin olmayacağın belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda, adalet kendisine yer bulamaz" dedi.

"BUGÜN EROZYONA UĞRAMIŞ BİR ULUSLARARASI SİSTEM İLE KARŞI KARŞIYAYIZ"

Bu durumun uluslararası sistem için de geçerli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Devletin en temel sorumluluğu nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin de asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir. Bugün ne yazık ki ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız." ifadelerini kullandı.

"190'DAN FAZLA ÜLKENİN VETO HAKKININ 5 ÜYENİN KARARINA BAĞLI OLMASI ADİL DEĞİL"

Birleşmiş Milletler'in veto hakkını da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan "BM çatısı altındaki 190'dan fazla ülkenin iradesinin veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu yapının adil olmadığının bilincindeyiz." sözlerini kullandı.

"BU OTURUMLARI ÇOK KIYMETLİ BULDUĞUMU ÖZELLİKLE İFADE EDİYORUM"

Zirvede ele alınan uluslararası insancıl hukuk, enerji dönüşümü hukuku, dijital dünyada adalet ve göç yönetimi gibi başlıkların günümüz dünyası için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti;

“Uluslararası insancıl hukuk, enerji dönüşümü hukuku, dijital dünyada uluslararası adalet, göç ve sorumluluk paylaşımı gibi hem güncel hem de kapsamlı meseleleri ihtiva eden bu oturumları çok kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum.

Bu anlamda iki gün boyunca fikir ve görüşlerini ifade eden, değerlendirmeleriyle zirveye katkı veren tüm katılımcılara şükranlarımı sunuyorum.

daletin geleceği, insanlık için ortak sorumluluk temasıyla tertiplenen bu zirvenin adalet, hukuk devleti ve uluslararası iş birliği alanlarında ortak bir zemin oluşturmasını; farklı hukuk sistemleri arasındaki diyalog ve etkileşimi güçlendirmesini, hukuk diplomasisi faaliyetlerine yeni bir ivme kazandırmasını canıgönülden temenni ediyorum.

Zirvenin başarıyla ev sahipliğini yapan Adalet Bakanlığımızı, Sayın Bakan ve ekibini gönülden tebrik ediyor, organizasyona emeği geçen tüm kardeşlerime ayrıca tebriklerimi, takdirlerimi iletiyorum.”

"ADALET HAKLIYA HAKKININ TESLİM EDİLMESİDİR"

“Sözlerimin hemen başında şu hususun altını çizmek isterim: Bakınız, şu anda farklı ülkelerden, farklı bölgelerden gelen konuklarımızla bu tarihi salonda bir aradayız. Vatandaşı olduğumuz devletlerin, mensubu olduğumuz milletlerin birbirinden farklı anayasaları, hukuk sistemleri, yasal ve idari mevzuatları var. Aynı şekilde burada temsil edilen her devletin, her milletin kendine has bir hukuk geleneği, kuralları, manzumesi, birbirinden farklı teamülleri var.

Fakat yasama süreçlerimiz, yargılama usullerimiz, hukuku tatbik etme biçimlerimiz ne kadar farklı olursa olsun, adalet dediğimizde hepimizin zihninde beliren düşünce, zannediyorum aynıdır. Adalet; haklıya hakkının teslim edilmesidir. Adalet; güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet; mazlumu zalimden koruma kudretidir. Adalet; devletin üzerine bina edildiği temeldir. Bu yönüyle adalet, insanlığın ortak hedefi, ortak ideali, ortak mefkuresidir.

Şu gerçeklerin hepimiz çok net farkındayız: Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Aynı şekilde, mükafat ve mücazat dengesinin iyi kurulmadığı, hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda adalet kendisine yer bulamaz.”

"ULUSLARARASI BARIŞ VE GÜVENLİK, ADALET OLMADAN OLMAZ"

“Bu hususların her biri, tüm aktörleriyle ve kurumlarıyla uluslararası sistem içinde geçerlidir. Devletin en temel sorumluluğu; nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin de asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir.

Nitekim 81 yıl önce San Francisco’da imzalanan ve bugünkü sistemin hukuki zeminini oluşturan Birleşmiş Milletler Şartı’nın birinci maddesi, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkindir. Uluslararası barış ve güvenlik ise, hepimiz biliyoruz ki, adalet olmadan sağlanamaz.”

"MEVCUT SİSTEMİN SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMADIĞINI HERKES BİLİYOR"

“Bugün ne yazık ki hem temsil, hem işlev, hem de meşruiyet açısından ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 190’dan fazla ülkenin iradesinin, veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu bir yapının adil ve sağlıklı olmadığının hepimiz bilincindeyiz.

Birileri odadaki fili görmemekte ısrar etse de, mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını artık herkes biliyor.Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası anlaşmalar, deyim yerindeyse hükmünü yitirmiş durumda.

Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. İlkeler, normlar, sistemin merkezinde yer alan kurallar; bunların tamamı ayaklar altına alınmış durumda. Kıymetli dostlar, bunları hamaset olsun, polemik olsun veya ajitasyon için söylemiyorum. Tam tersine bunlar, yüzleşmemiz gereken acı gerçeklerdir.”

"ÜLKELER ARASINDAKİ MAKAS GİDEREK AÇILIYOR"

“Kabul edelim ki neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var ve bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz. Eğitim ve teknolojiye erişim, iklim kriziyle mücadele, gıda güvenliği ve gelir adaletsizliği başta olmak üzere, ülkeler arasındaki makas giderek açılıyor. Dünyanın bir bölümü son derece kısıtlı şartlar altında yokluk ve yoksulluk içinde hayata tutunmaya çalışırken, lüks ve şatafat içinde yaşayan diğer bir kesim sistemin tüm nimetlerinden faydalanıyor.”

"BİR AVUÇ ELİTİN 4 MİLYAR İNSANDAN DAHA FAZLA İMKANA SAHİP OLMASI ADİL MİDİR?

“81 yıl önce imzalanan BM şartının 1. şartının uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkindir. Bugün ne yazık ki ağır yara almış güven ve erozyona uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız.

Sadece 5 vetonun yetki hakkının olmasının adil olmadığının hepimiz farkındayız. Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Mahkemelerin verdiği kararlar uygulanamaz durumda. Neresinden tutasınız elimizde kalan bir sistem var.

Ülkeler arasındaki makas giderek açılıyor. Bir yanda yoksulluk var, diğer yandan bir kesim sistemin tüm nimetlerinden yararlanıyor. Bir avuç elitin 4 milyar insandan daha fazla imkana sahip olması adil ve hakkaniyetli midir?”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri