Cübbeli Ahmet’ten Cemaatleri Sarsacak Çıkış! Süleymancılara FETÖ İması, İsmailağa’ya Sert Uyarı

Süleymancılar olarak bilinen yapının lideri Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 32 kişinin tutuklanmasının ardından Cübbeli Ahmet’ten dikkat çeken bir açıklama geldi.

Süleymancılar hakkında FETÖ benzetmesinde bulunan Cübbeli Ahmet, İsmailağa’yı da işaret ederek, “Maalesef aynı şeyler gözlenmekte” ifadelerini kullandı.

Süleymancılara yönelik operasyonda Alihan Kuriş dahil 32 kişi tutuklandı. Operasyonun ardından gelişmeler yakın uyandırmaya devam ederken dikkat çeken açıklamalardan birine Cübbeli Ahmet imza attı.

SÜLEYMANCILARA FETÖ İMASI YAPIP İSMAİLAĞA İÇİN 'AYNI ŞEYLER GÖZLEMLENMEKTE' DEDİ

2024 yılında yaşadığı anlaşmazlıklar ve çatışmalar sonucunda İsmailağa Cemaati'nden resmi olarak aynılan Cübbeli, Süleymancılara yönelik operasyonun ardından sosyal medya hesabından uzun bir açıklama yaptı.

"FETÖ gibi dış güçlerle irtibat kuran ve memleketi işgal ettirmek için darbe yapmaya kalkışan yapılardan ders çıkaran devletimiz şu anda FETÖ olma yolunda hızla ilerleyen Alihan Kuriş suç örgütüne bir operasyon yapmıştır." ifadelerini kullanan Cübbeli, İsmailağa'yı işaret edip, "Şimdi İsmailağa'da da Mahmûd Efendi Hazretleri'nin en yakınında yıllarca hizmet etmiş olan ve hatta Ali Haydar Efendi Babamızdan bereketlenmiş İbrahim Efendi vesair Şûrâ Hocaları gibi zatlar ile istişâre terkedilip, bu işlere birkaç senedir başlamış olup Mahmûd Efendi Hazretleri'nin usûl ve erkânından zerre kadar haberi bulunmayan Abdullah Kılıç gibi birinin genel sekreterliğe getirilmesi ve istişare heyetine sokularak bütün bürokratlarla görüşmelerde başı çekmesi, İsmailağa Cemaati açısından da aynı sorunun yaşanacağı konusunda büyük bir sinyal vermektedir." dedi.

Süleymancılarda "Dâmât ve Torunlar Vakası" yaşandığını ileri süren Cübbeli, "Alihan Kuriş gibi biri cemaatin başına geçtikten sonra, dedelerinin çizdiği yoldan tamamen ayrılan bu örgütün başlarına gelenler birilerine ibret olmalıdır" deyip, sözlerine, "İsmailağa'da da maalesef aynı şeyler gözlenmekte olup iş ehliyet ve liyâkattan çıkarılıp oğul, damat, torun ve kayınbirader noktasında şekil aldığı zaman tarihin tekerrür etmesi kaçınılmaz olacaktır." ifadelerini kullandı.

Cübbeli Ahmet'in sosyal medya hesabından paylaştığı açıklama şu şekilde:

AK Parti hükümeti asla Müslümanlara ve tasavvuf ehline zulüm yaparak baskın yapan bir yönetim şeklini benimsememiştir. Bunun ispatı için delile bile hâcet yoktur. Ancak FETÖ gibi dış güçlerle irtibat kuran ve memleketi işgal ettirmek için darbe yapmaya kalkışan yapılardan ders çıkaran devletimiz şu anda FETÖ olma yolunda hızla ilerleyen Alihan Kuriş suç örgütüne bir operasyon yapmıştır. Burada devlet nezdinde suçlar tespit edilmiştir. Ayrıca bu suçlar ile bu kişilerin yargılanmaması durumunda şu anda zaten Almanya'nın elinde olan bu örgüt merkezinin daha aktif rol alacağı ve FETÖ gibi 150 kadar ülkede faaliyetlerini artıracağı ve FETÖ ile iltisak kurduğu gibi tespitler mülâhazasıyla devletin ve milletin bu gibi yapılardan zarar görmemesi için hükümetimiz ve devletimiz İslam'a ve Müslümanlara zarar getirmeyecek şekilde medreselere dokunmaksızın gayri meşrû işlere bulaşmış olan yönetim kadrosuna böyle bir operasyon yapmak mecburiyetinde kalmıştır.

"AK PARTİYE OY VERMEDİKLERİ İÇİN OPERASYON YAPILDIĞINI SÖYLEYENLER..."

Görüldüğü üzere; konuyu kıymetli İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi Beyefendi açıklamıştır ki kendisi Hâfiz-ı Kur'an olan bu kıymetli bakanımızın Müslümanlara kumpas kuracağı ve İslâmî yapılara zarar vereceği hayâl bile edilemez. Onun için olayları birbirine karıştırmak isteyenler burada tasavvuf ehline ve dindarlara operasyon yapıldığı gibi göstermek istiyorlarsa da milletimiz bu yalana kanmayacak kadar akıllı ve uyanıktır. AK Parti'ye rey vermedikleri için kendilerine operasyon yapıldığını söyleyenler kezzâbtır.

"BİR KERE DAHİ AK PARTİYİ DESTEKLEMEDİLER"

Zira bu yapı AK Parti kurulduğundan beri bir kere dahî AK Parti'yi desteklememiştir. Ondan evvel merhum Erbakan Hocamızı da desteklememiştir. Dolayısıyla işlerine gelen şekilde nerede kim daha güçlüyse ondan tâviz kopararak o yapıyı dindar dinsiz fark etmeden desteklemişlerdir.

"FETÖ TARAFINDAN DESTEKLENEN ALİHAN KURİŞ...”

Artık hak ortaya çıkmıştır. Haktan sonra dalaletten başka bir şey kalmamıştır. Onun için Müslümanlar uyanık olmalı ve bu cemaate mensub olanlar da Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerinden okumuş hocaefendilerden kalanların veya onların okuttuğu ehli sünnet itikadına sahib hocaefendilerin gösterdiği yolda Süleyman Efendi Hazretleri'nin Ehli sünnet hassasiyeti üzere hareket etmelidirler. Dinler arası diyaloga kapı açan FETÖ'cülerle iş tutan ve şu anda görüldüğü üzere bütün FETÖ kanalları tarafından desteklenen Alihan Kuriş'in hak üzere olmadığının en büyük delili zaten FETÖ'cülerin onu methetmesi ve savunmasıdır. Onun için büyüklerin buyurduğu gibi: "Bir yere bir darbe vurulduğu zaman sesin nereden geldiği" çok önemlidir. Biz sizi daha önce birçok vesileyle bu yapılanmanın Alman devleti güdümünde FETÖ ile iltisaklı bir şekilde çalıştığı ve milli değerlerimize cebhe aldığı hususunda uyarmıştık. Birçok mesele gibi bu da maalesef geç kalınarak ele alınmış olmakla beraber "Zararın neresinden dönülürse kârdır” kabîlinden değerlendirilmelidir.

"FETÖ İLE İLİŞKİLERİ 2000'Lİ YILLARDAN BAŞLIYOR"

Süleymancıların FETÖ ile ilişkisi 2000'li yıllardan başlıyor. Şöyle ki 2009'da FETÖ terör örgütünün sözde TSK yapılanması imamı Hamdullah Öztürk Ümraniye'de. o zaman Süleymancıların reisi olan, Ahmet Arif Deniz Olgun'u ziyaret ediyor ve beraber yemeğe çıkıyorlar ve ondan sonra birlik hareket etme kararları alınıyor.
Süleymancıların kadim hocalarından Erdal Arıkan Hocaefendi'nin de beyan ettiği gibi: "Biz medreselerde Üstaz Süleyman Efendi Hazretleri'nin öğrettiği medrese usûlü dersleri okutmakla meşgul olduk. Ama başımızdaki yöneticilerin FETÖ'cülerle görüştüğünden hiç haberimiz olmadı. Lakin özellikle 2000'lerden sonra Süleyman Efendi Hazretleri'nin tekamül icâzetiyle yetişmemiş, onun tekamülünden nasibi olmayan ve tarîkat usûl ve âdâbını zerre kadar bilmeyen insanlar başımıza yönetici oldu. Biz de neler döndüğünden haberdar olamadık" diyor.

"SÜLEYMANCILARDAKİ BOZULMA NE ZAMAN BAŞLADI?"

Süleyman Efendi Hazretleri gibi büyük bir velînin yetiştirdiği en yakın hocaefendileri yönetimden ve istişare heyetlerinden uzak tutma eğilimiyle başladı. Ne zaman ki mübarek dedelerinin rahle-i tedrisinden geçmiş ve tarikatın usûl ve erkânını bilen Hüseyin Kaplan, Hüseyin Kumaş, Hüseyin Yağcı ve Mehmet Emre gibi hasbî âlimlerden yönetim alınıp, Süleyman Efendi Hazretleri'nin koyduğu ilmî icâzet ve tekamül şartları ihlal edilerek sadece "soyundan gelme" vasfıyla hareket edilmeye başlandı; sonrasında ise devamlı holdingleşme, dış güçlerle irtibat, sürekli güç devşirme ve en nihâyetinde Mossad ve CIA'in en büyük aparatı olan FETÖ'yle birleşme ve gaye birliği yapıldı. İşte Süleyman Efendi Hazretleri'mizin kurmuş olduğu bu mübarek medrese ocağının başındaki yönetim bugün; bütün gayrimeşru faaliyetlerin, yolsuzlukların, soysuzlukların, kara para aklamaların, at yarışlarının, it yarışlarının takip edildiği bir merkez hâline geldi.

Bu şu anda diğer bazı tarîkatlerin -tümünü tenzih ederim- hâline ne kadar da benziyor, değil mi? İşte mantıktaki kâide üzere: "suğrâ, kübrâ neticeye gittiği" gibi, bu gidişatla da diğer bazı cemâatlerde aynı neticenin hâsıl olmaması muhâldir.

"İSMAİLAĞA CEMAATİ İÇİN AYNI SORUNUN YAŞANACAĞI...”

Şimdi İsmailağa'da da Mahmûd Efendi Hazretleri'nin en yakınında yıllarca hizmet etmiş olan ve hatta Ali Haydar Efendi Babamızdan bereketlenmiş İbrahim Efendi vesair şûrâ Hocaları gibi zatlar ile istişâre terkedilip, bu işlere birkaç senedir başlamış olup Mahmûd Efendi Hazretleri'nin usûl ve erkânından zerre kadar haberi bulunmayan Abdullah Kılıç gibi birinin genel sekreterliğe getirilmesi ve istişare heyetine sokularak bütün bürokratlarla görüşmelerde başı çekmesi, İsmailağa Cemaati açısından da aynı sorunun yaşanacağı konusunda büyük bir sinyal vermektedir.

"TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR"

Görüldüğü üzere; Süleymancılarda da "Dâmât ve Torunlar Vakası"nı müşâhede ediyoruz. Özellikle de dedelerinin yolundan ayrılan, ehliyet, liyâkat ve tekâmülü bulunmayan Alihan Kuriş gibi biri cemaatin başına geçtikten sonra, dedelerinin çizdiği yoldan tamamen ayrılan bu örgütün başlarına gelenler birilerine ibret olmalıdır. İsmailağa'da da maalesef aynı şeyler gözlenmekte olup iş ehliyet ve liyâkattan çıkarılıp oğul, damat, torun ve kayınbirader noktasında şekil aldığı zaman tarihin tekerrür etmesi kaçınılmaz olacaktır. Eskilerin deyimiyle: "Tarih tekerrürden ibarettir. Ama ibret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?!" İşte bu noktada FETÖ gibi siyonist oluşumların kimi tutup kimi tutmadığına iyi bakılmalıdır. Görüldüğü üzere bütün FETÖ'cü siteler şuan Alihan Kuriş lehine açıklamalar yapmaktadır. Peki bu firârî Hamdullah Öztürk teröristi şu anda kimi zemmediyor? Bu kardeşinizi zemmediyor. Peki Kimi methediyor? Ahmet Usta Osmanlıoğlu'nu ve Mahmut Eren'i methediyor. Dolayısıyla vech-i şebehler bir değil, elvån elvân.

Dolayısıyla Müslümanlar artık uyanmalıdır. Kaç senedir bu uyarıları yapıyoruz. Lakin polis baskınları yemeden, birileri hapislere atılmadan maalesef ihvân ve ehavât denilen cemaat meseleyi anlayamıyor. Çünkü bilgiyi doğru kaynaktan almıyor, akıllarını kiraya vermişler, at gözlüğünü takmışlar ve "Etrafımızda neler dönüyor?" diye düşünmeden sadece sağmal inek gibi para yardımı, kurban yardımı yapmak suretiyle şeffaf olmayan yönetimlere ve topladıkları paraları kuyumcularda buharlaştıran yapılara kendilerini hizmetçi ediyorlar.

Allah-u Teâlâ, bu ümmeti, özellikle tarîkat ehlini hâb-ı gafletten ikâz eyleyip, yöneticilerinin içerisinden şerli olanların zararını kendilerine bir an önce göstererek, maddi ve mânevi, dünyevi ve uhravî hasârlardan halâs eylesin. Âmîn!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri