Mehmet Demir Yazdı: CHP’de Fay Hatları Derinleşiyor: Bölünme mi, Yeni Bir Dengelenme mi?

​Kurultay sürecinin üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin parti üzerindeki gölgesi varlığını koruyor.

​Türk siyaseti, kartların yeniden dağıtıldığı, ittifakların ve parti içi dengelerin her an sarsılabildiği dinamik bir zeminde ilerliyor. Bu hareketliliğin merkez üssü ise hiç şüphesiz Cumhuriyet Halk Partisi. Son grup toplantılarında su yüzüne çıkan gerilimler, kulislerde fısıldanan senaryoları artık yüksek sesle tartışılabilecek bir realiteye dönüştürdü. Bugün gelinen noktada soru net: CHP tam ortasından, hatta belki de üç farklı odak noktasından yarılıyor mu?
​Kurultay sürecinin üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin parti üzerindeki gölgesi varlığını koruyor. Delege yapısının ve kurumsal hafızanın önemli bir kısmını elinde tutan bu geleneksel damar ile Özgür Özel’in başını çektiği yeni yönetim arasındaki ideolojik ve yöntemsel makas giderek açılıyor. Bu iki yapının, hele ki son salgılardan sonra, organik bir biçimde yeniden kenetlenmesi siyasetin doğasına aykırı görünüyor.
​Denklemin en ağır ve bir o kadar da tartışmalı aktörü ise Ekrem İmamoğlu. Sahip olduğu medya gücü, finansal ve siyasi sermayesiyle İmamoğlu, sadece İstanbul’u değil, partinin genel merkezini de şekillendirmek isteyen bir profil çiziyor. Siyasi rakipleri tarafından sıkça "uluslararası bir proje" veya "belli odakların adayı" olarak nitelendirilse de, İmamoğlu’nun ana akım siyaseti domine etme arzusu bir sır değil. Kulislerde, İmamoğlu ve arkasındaki destekçi blokların, Özgür Özel’in liderlik alanını giderek daraltacağı ve hatta orta vadede onu bu denklemden tamamen tasfiye etmek isteyebileceği yönündeki iddialar her geçen gün daha fazla zemin buluyor. Eğer bu baskı tahammül edilemez bir boyuta ulaşırsa, Özgür Özel ve ekibi için "yeni bir parti" alternatifi, bir zorunluluk olarak masaya gelebilir. Elbette İmamoğlu ve ekibinin buna ne kadar müsaade edeceği ayrı bir tartışma konusu.
​İşte tam bu kördüğümün ortasında, tüm hesapları bozabilecek, tabiri caizse denklemin "fırtına kıranı" olabilecek tek bir figür var: Mansur Yavaş. Kamuoyu anketlerindeki kredisini koruyan, milliyetçi-muhafazakar seçmenden merkez sola kadar geniş bir yelpazeye hitap edebilen Yavaş, şu an için en büyük denge unsuru. Ancak İmamoğlu ve onu projelendiren kliklerin, Mansur Yavaş’ın bu dengeyi kendi lehine bozmasına ve oyun kurucu haline gelmesine kolay kolay müsaade etmeyeceğini öngörmek için dahi olmaya gerek yok.
​Türkiye’deki mevcut seçim sistemi ve 50+1 mecburiyeti, partileri bir arada kalmaya zorlasa da, içeride biriken bu kinetik enerjinin bir noktada patlama yapması kaçınılmazdır. CHP, her bir köşesinde farklı bir gücün mevzilendiği üç parçalı bir yapıya doğru sürükleniyor.
​Siyaset, imkansız denilenlerin gerçeğe dönüştüğü bir sanatsa, CHP’deki bu liderlik ve güç savaşının faturası, sadece partinin bütünlüğüne değil, Türkiye’nin muhalefet blokuna da kesilecektir. Kartlar açıldı, hamleler sertleşti; şimdi herkes bir sonraki hamlenin kimden geleceğini bekliyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri