Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Cenk Durmuşlar, çene kemiğinde gelişen kistlerin uzun süre belirti vermeden büyüyebildiğini, bu nedenle rutin diş kontrolleri ve radyolojik görüntülemenin erken tanı açısından önem taşıdığını belirtti.
Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Durmuşlar, çene kemiğinde diş veya diş dokularıyla ilişkili gelişebilen kistlerin, bazı hastalarda rutin diş muayenesi sırasında çekilen panoramik röntgende tesadüfen tespit edilebildiğini kaydetti.
Kistlerin ilerleyen dönemde çene kemiğinde kayba neden olabildiğini vurgulayan Durmuşlar, kistin büyüklüğü ve bulunduğu bölgeye bağlı olarak farklı bulguların ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Durmuşlar, kist büyüdüğünde çenede veya yüzde şişlik, ilgili bölgede ağrı, dişlerde yer değiştirme ya da sallanma görülebildiğini kaydederek, "Enfeksiyon gelişmesi durumunda ağrı ve şişlik daha belirgin hale gelebilir. Bu aşamaya gelmeden tespit edilmesi, hem çevredeki anatomik yapıların korunması hem de tedavinin planlanması açısından önemli." ifadelerini kullandı.
Bazı çene kistlerinin gömülü dişlerle ilişkili gelişebildiğine işaret eden Durmuşlar, özellikle gelişimi sürmemiş veya çene kemiği içerisinde kalmış dişlerin radyolojik olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Durmuşlar, gömülü bir dişin hastaya herhangi bir rahatsızlık vermediği için yıllarca fark edilmeyebileceğine dikkati çekerek, "Ancak bazı kist türleri, gömülü dişlerin çevresinde gelişebilir. Bu nedenle gömülü dişlerin yalnızca ağrı oluşturduğunda değil, hekim tarafından gerekli görülen aralıklarla değerlendirilmesi önem taşıyor." değerlendirmesini yaptı.
- "Çok büyük kistler nadiren kırık riskini de artırabilir"
Fark edilmeden büyüyen çene kistlerinin, çevre dokuları etkileyebileceğini belirten Durmuşlar, şunları kaydetti:
"Komşu dişlerin köklerine baskı yaparak dişlerde yer değiştirme, sallanma veya kök rezorpsiyonuna neden olabilir. Kistin bulunduğu bölgeye göre sinirlere baskı gelişmesi, uyuşma ve his kaybına, enfeksiyon eklenmesi ise ağrı, şişlik ve iltihabi akıntıya yol açabilir. Çok büyük kistler, çene kemiğini zayıflatarak nadiren kırık riskini de artırabilir. Bu nedenle belirti vermeyen kistlerin erken dönemde tespit edilmesi, çevre dokuların korunması ve daha kapsamlı cerrahi işlemlerin önüne geçilmesi açısından önem taşıyor."
Durmuşlar, çene kistlerinin farklı türlerinin bulunduğunu ve tedavinin buna göre planlandığını ifade ederek, görüntülemede kistik bir oluşum görülmesinin, tek başına kesin tanı için yeterli olmayabileceğini belirtti.
Klinik ve radyolojik değerlendirmenin ardından gerekli vakalarda çıkarılan dokunun patolojik incelenmesiyle kesin tanıya ulaşılabildiğini anlatan Durmuşlar, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Kistin türü, büyüklüğü, bulunduğu bölge, dişlerle ve çevredeki önemli anatomik yapılarla ilişkisi, tedavi kararını belirler. Küçük ve uygun kistler, cerrahi olarak tamamen çıkarılabilir, büyük kistlerde ise kistin basıncını azaltarak küçülmesini sağlayan yöntemlerden yararlanılabilir. Özellikle geniş kistlerde amacımız, yalnızca kisti ortadan kaldırmak değil, mümkün olduğunca sağlıklı çene kemiğini ve çevredeki yapıları da korumak. Bu nedenle her hastada aynı cerrahi yöntem uygulanmaz. Cerrahi işlemle süreç, her zaman tamamen bitmiş kabul edilmemeli. Özellikle tekrarlama riski bulunan kistlerde, hekimin belirlediği aralıklarla klinik ve radyolojik takip yapılması gerekli."