Ersin Çelik, Yeni Şafak’taki yazısında 2023’te “Biri bu doktorları durdursun” başlığıyla gündeme taşıdığı Çapa Tıp Fakültesi’nde 18 yaş altına yönelik cinsiyet müdahaleleri iddialarını yeniden gündeme getirerek dosyanın ne aşamada olduğunu sorguladı.
Skandal ortaya çıktığından beri bu dosyayı açık tutmaya çalıştım ve yüzlerce kişiden değişik zamanlarda akıbetine dair sorular aldım. Bazen “yeni bir bilgi yok” diyebildim bazen de üzerine gittiğimi söyledim. Yeni Şafak’ın 2023 yılının ağustos ayında yayımladığı “Biri bu doktorları durdursun” başlıklı haberin peşi sıra, şu zamana dek tam sekiz köşe yazısında Çapa Tıp Fakültesi’nde 18 yaşından küçük çocuklara yönelik cinsiyet ameliyatları ve hormon müdahalelerini gündeme taşıdım. O doktorlardan bazıları, beni mahkemeye vereceklerini söyledi. Ancak hiçbiri harekete geçmedi. Aksine “unutulmak” istediler. Ben de her fırsatta kaynaklarıma sordum, yetililerden bilgi ve belge aradım. “Maalesef benim gücüm yetmiyor” yanıtını veren de oldu, “az sabret, üzeri örtülüyor gibi görünse de devlet aklı derinden çalışır” diyen de. Ama şunu net gördüm: Çapa’daki cinsiyet ameliyatlarının üzerini birileri örtmek istiyordu.
Önceki gün meselenin üzerine gidilmesinde mühim katkıları olan bir hocamız mesaj atarak haberdar etti. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun “2 yıl önce” başlayan soruşturması tamamlanmış. Hocamız, çok fazla detay vermedi. Beklenen haberi alır almaz, bu kez başka bir kaynağım ile görüştüm. Hem teyit aldım hem de bazı kritik bilgiler edindim.
Akademik makalede dahi değişiklikler yapılarak delilleri karartılmak istenen, “etik ve yasal çerçeve içinde” denilerek bazı yetkili isimlerce geçiştirilen Çapa’daki cinsiyet sonlandırma müdahaleleri müfettişler tarafından raporlanmış. Hangi doktorun, hangi çocuğun cinsiyetine son veren ameliyatı yaptığına kadar tespit edilmiş.
Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın yürüttüğü soruşturmaya göre; Çapa’daki cinsiyet ameliyatları kanunlara ve tıbbi müdahale şartlarına aykırı yapılmış.
Ayrıca bazı vakalarda, herhangi bir tıbbi zorunluluk bulunmadan, 18 yaşından küçük ergenler ile yine 18 yaşını doldurmuş olmasına karşın hakkında transseksüel yapıda ve ruh sağlığı açısından cinsiyet transferi olmasının zorunlu olduğuna ilişkin herhangi bir rapor bulunmadığı anlaşılan bireylerin, meme dokuları çıkarılarak emzirme kabiliyetinden yoksun bırakılması ve geri dönüşü olmayan doku kayıplarına sebep olunması gibi kalıcı sonuçlar doğuran işlemlerin yeterli bilimsel ve hukuki gerekçe oluşturulmadan gerçekleştirildiği de saptanmış.
Müfettiş değerlendirmesinde, söz konusu müdahalelerin suç teşkil etmesine rağmen, ilgili hekimler tarafından yasal mercilere zamanında bildirilmediğine de vurgu yapılıyor. Raporda, bu uygulamaların suç teşkil edebileceği kanaatine varıldığı ve konunun adli mercilere bildirilmesi gerektiği de belirtiliyor.
Bu aşamadan itibaren dosya, bahsi geçen öğretim görevlileri hakkında yargı sürecinin başlatılması için adli mercilerin önüne taşınacak. Ancak öncesinde mevzuat uyarınca, rektörlüğün “soruşturma izni” vermesi gerekiyor.
Ameliyatları gerçekleştiren hekimler, süreçte görev alan kurul üyeleri, karar mekanizmalarının işletilmesi ve hangi hukuki dayanaklara başvurulduğu, yargılama safhasında net biçimde ortaya çıkacaktır.
İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 18 yaş altı ve 18 yaşını henüz doldurmuş 22 gence yönelik gerçekleştirilen işlemlerde; etik, tıbbi ve hukuki ihlaller tek tek tespit edilmiş.
Raporda; gerekli mevzuat onamlarının alınmadığı, puberte baskılayıcı ilaçlar (ergenlik sürecini başlatan hormonların ilaç yoluyla durdurulması) ile karşı cinse ait hormon tedavilerinin uygulandığı, bazı ergenlere gerekli psikiyatrik süreçleri tamamlanmadan cinsiyet değişikliğine yönelik çeşitli operasyonlar uygulandığı yönünde değerlendirmelere yer veriliyor.
Mesela şu sorunun yanıtını merak ediyorum:
18 yaş altındaki çocuklar için geri dönüşü olmayan bu müdahalelere hangi bilimsel ve idari çerçevede onay verildi?
Tam bu noktada bir soru da ekleyeceğim: Hakemli dergide yayımlanan o makale uluslararası tıp camiasında nasıl bir karşılık buldu? Bu uygulamalar başka merkezlerde referans gösterildi mi ve benzer ameliyat süreçleri başlatıldı mı?
Bu iki soru çok kritik. Üzerine gidilirse soruşturmanın seyri yalnızca Çapa’daki uygulamalarla sınırlı kalmayabilir.
Türkiye’de cinsiyet disforisi tanısı ve buna bağlı tıbbi süreçlerin hangi standartlara göre yürütüldüğü, özel merkezlerde yapılan operasyonların denetimi, hormon ilaçlarının temin süreçleri, sağlık turizmi kapsamında gerçekleştirilen ameliyatlar ve bu alanda oluşan “sektörel ilişkiler” ağı da gündeme gelebilir.
Bir gazeteci olarak şunu da ifade etmek istiyorum: Geriye dönük incelemelerde artık telafisi mümkün olmayan çok sayıda ihmal ve usulsüzlüğün ortaya çıkması büyük olasılık.
Takipçisi olmaya ve yeni gelişmeleri yazmaya devam edeceğim…