ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını açıklaması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 adet F-35 için söz alındığını belirtmesi, askeri kulisleri hareketlendirdi. Uzmanlar, bu hamlenin sadece F-35’ten ibaret olmadığını, arka planda Türk savunma projelerini kilitleyen devasa bir ambargonun parçalandığını vurguluyor.
Kamuoyunda CAATSA yaptırımları denildiğinde akla ilk olarak F-35 savaş uçağı programı gelse de, Savunma ve Denizcilik Uzmanı Kozan Selçuk Erkan sürecin perde arkasında çok daha hayati unsurlar barındırdığına dikkat çekiyor. Yaptırımlar nedeniyle Türkiye’nin ABD’den tedarik edemediği çok sayıda gelişmiş aviyonik sistem ve kritik platform parçası bulunuyordu.
CAATSA’nın kalkmasıyla birlikte, yabancı savunma firmalarının "ceza alma korkusuyla" askıya aldığı ya da ağırdan aldığı tüm modernizasyon projelerinin önü açılıyor. İki ülke arasındaki askeri iş birliğinin üzerinde iki ucu keskin bir bıçak gibi sallanan bu yasal engelin kalkması, Türk savunma sanayii projelerinde hem üretim hızını hem de teknolojik niteliği doğrudan yukarı taşıyacak.
YUNANİSTAN VE İSRAİL’İN GÜVENDİĞİ GİZLİ SİLAH ARTIK ANKARA’NIN RADARINDA
Türkiye bir yandan gelişmiş F-16 bloklarını bünyesine katmaya hazırlanırken, diğer yandan Eurofighter tedariki için imzaları attı ve milli muharip uçak KAAN için çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Bu çok uçaklı denklemde sınırlı sayıda da olsa F-35 edinecek olmamız, Ege ve Doğu Akdeniz’deki güç dengelerini kökten değiştirebilecek stratejik bir avantaja dönüşüyor.
Uzmanlar, F-35’lerin Türk Hava Kuvvetleri envanterine girmesinin bölgedeki "görünmezlik" avantajına güvenen aktörlere karşı büyük bir koz olacağını belirtiyor. Bu uçaklara sahip olmak, Türkiye’nin yakın çevresindeki potansiyel tehditlerin askeri kabiliyetlerini, radar görünürlüklerini ve harekat kodlarını bizzat test ederek öğrenmesi anlamına geliyor.
KAAN’IN SIRRI KORUNACAK
Türkiye, envanterine F-35’leri eklese dahi ana stratejik odağını ve enerjisini beşinci nesil milli savaş uçağı KAAN üzerinde tutmaya devam edecek. Ancak F-35’lerin gelişi, KAAN projesine küresel bir koruma kalkanı da sağlayacak. NATO’nun en aktif tatbikat güçlerinden biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri, uluslararası görevlere F-35’leri göndererek yerli ve milli uçak olan KAAN’ın teknolojik bilinmezliğini ve radar sırlarını yabancı servislerden kökten korumuş olacak.
ÇELİK KUBBE BU DENKLEME NASIL ENTEGRE EDİLECEK?
Bunun da ötesinde, envantere girecek F-35’ler Türkiye’nin yerli hava savunma ağı olan Çelik Kubbe projesine entegre edilecek. Uçakların sahip olduğu gelişmiş sensör ve radar ağları, yerli hava savunma füzeleriyle senkronize çalıştırılarak Türkiye'nin hava sahası koruma kalkanı en üst seviyeye çıkarılacak. Kesin resmiyet kazanması beklenen bu tarihi adım, Türk kamuoyunda ve savunma sanayisinde en öncelikli gündem maddesi olarak yerini koruyor.