CHP’li belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize etmekle suçlanan Aziz İhsan Aktaş, mahkemede "etkin pişmanlık" kapsamında kan donduran açıklamalarda bulundu. Aktaş, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve yardımcılarının "para yoksa hak ediş yok" diyerek kendisinden lüks araçlar ve milyon dolarlar aldığını iddia etti.
Siyasetin gündemi bu kez Silivri’deki duruşma salonundan gelen şok itiraflarla sarsıldı. "Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü" davasında hakim karşısına çıkan sanık Aktaş, CHP'li belediyelerdeki rüşvet çarkını ve kirli para trafiğini deyim yerindeyse "kadayıf kutusu"na kadar ifşa etti.
BEŞİKTAŞ'TA "LÜKS" RÜŞVET ÇARKI
Aziz İhsan Aktaş'ın savunmasındaki en çarpıcı iddialar Beşiktaş Belediyesi üzerine yoğunlaştı. Aktaş, belediyeden alacaklarını tahsil edebilmek için "şahsi talepleri" karşılamak zorunda kaldığını belirtti:
Başkan Akpolat’a 2 Araç: Görevden uzaklaştırılan Rıza Akpolat’ın talebiyle, belediyeye başka şirketler üzerinden 2 adet araç satın alındığını ve dekontların dosyada olduğunu söyledi.
Yardımcıya Düğün Hediyesi: Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı’nın düğün masraflarının kendisi tarafından karşılandığını, ayrıca Abacı’ya lüks bir araç (Volvo) alındığını iddia etti. Aracın halen Abacı’nın eşi tarafından kullanıldığını savundu.
300 Bin Dolar Teslimatı: Bir diğer Başkan Yardımcısı Ozan İş’e, personelin zimmetini ödemek bahanesiyle belediye binasında bizzat 300 bin dolar teslim ettiğini öne sürdü.
"KADAYIF KUTUSUNDA 1 MİLYON DOLAR"
Aktaş'ın itirafları sadece İstanbul ile sınırlı kalmadı. Adana ve Ankara hattındaki para trafiği de pes dedirtti:
Seyhan Belediyesi: Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in eşi Celal Tekin’e, Ankara’daki bir evde kadayıf kutusu içerisinde 1 milyon dolar verdiğini iddia etti. Bu paranın ardından 75 milyonluk hak edişinin ödendiğini belirtti.
Ceyhan Belediyesi: Tutuklu Kadir Aydar’a Ankara’da bizzat 300 bin dolar verdiğini, ayrıca Yumurtalık’ta aile şirketine ait 2 dairenin devredilmesinin şart koşulduğunu söyledi.
"PARA YOKSA ÖDEME YOK"
Aktaş, savunmasında belediyelerin işleyişini bir "şantaj" mekanizması gibi anlattı:
"Bazı belediyelerden ödemelerimi alabilmek adına yetkililerin nakdi ve şahsi taleplerini karşılamak zorunda kalıyorduk."
"Başkanlar sadece kendilerinin değil, başka adayların (Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara gibi) seçim maliyetlerini dahi bize ödetiyorlardı."