Belirsiz Hedefler, Yıpranan Güç: İran Savaşının Stratejik Açmazı

Alp Kırıkkanat

ABD-İsrail ve İran arasında devam eden savaş; uluslararası ilişkilerin bilinen usul, esas ve teamüllerinin ne boyuta geldiğini göstermesi açısından son derece ilginç bir hal aldı. Dünyadaki yaşamın rutin akışını, değerlerini, kalitesini alt üst eden bir geri dönülmezlik sarmalındayız sanki. Bunun terse çevrilmesi de artık imkansıza yakın görünüyor. Çünkü zamanı geri döndürme şansımız da kalmadı. Savaş net bir sonuca ulaşmadan devam ediyor. ABD Başkanı Trump’ın “Kazandık” demesi de şu andaki durumu değiştirmiyor. Savaş uzadıkça siyasi geleceği de risk altına giriyor.

Geçmişte gayrimenkul projelerini ve yatırımlarını yöneten bir kişinin karşısında emlak piyasasının oynaklığı içinde aldığı risklere benzemeyen bir durum var. Başta içe dönmeyi, uluslararası çatışmalardan uzak durmayı ve hatta belli bölgelerden asker çekmeyi düşünen Trump; ne oldu da bu savaşın önemli bir figürü haline geldi?

Geçmişteki bir yazımda; Trump’ın karar alma süreçlerinde yönlendirilebileceği yönünde yorumların olduğu ve bu manada algıların oluştuğunu ifade etmiştim. Telafisi zor çelişkili kararlar aldırtılarak siyasi sonu hazırlanıyor gibi bir görüntü var ortada. Amerikan devlet sistemi içinde küresel sistemin parçası haline gelmiş bazı sivil-asker güçlü direnç noktaları var.

Bu durum gözle görülür bir şekilde kendini göstermeye başladı. Örneğin, Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent hükümetin İran politikası nedeniyle istifa ettiğini açıkladı. Başkan Trump'a yazdığı ve istifasını açıklayan mektupta Kent, İran'daki savaşın "İsrail ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle" başlatıldığını yazdı. İlk defa bu kadar açık dile getirilen bir durum var ortada.

Bununla birlikte bazı açık kaynaklarda; Trump’ın yönetimdeki yakın çevresinin İran’a karşı savaşa girme kararı konusunda pişmanlık duydukları yönünde bilgiler veriyor. Ayrıca yönetimin İran rejiminin dayanıklılığını hafife almış olabileceğine dair artan endişeler bulunduğu bildiriliyor.

Yönetimdeki bu çekişmeler ve çelişkiler sahada da kendini göstermeye başladı.

Trump, İran ordusunun bütün unsurlarını yok ettik diyor ancak Hürmüz Boğazının açık tutulması için bir kısım ülkelerden yardım istiyor. Hani İran’ın bütün kara, deniz ve hava unsurları yok edilmişti? Bununla birlikte, örneğin kendisine kimse anlatmamış mı İran’ın Hürmüz Boğazına olası bir mayın döküşü sonrası, şartlar müsait olsa bile, hizmet süresi çoktan bitmiş Avenger sınıfı mayın avlama gemilerinin fazla bir şansı olmadığını?

Diğer yandan savaş karşısında Amerikan askerlerinin isteksiz olduğunu gösteren birçok haber de ortaya çıktı. Ancak bunlar henüz daha netleşmedi. Harekata katılan en yeni uçak gemisi USS Gerald Ford (CVN-78)’da yaşanan tuvalet tıkanmaları ve 30 saat süren yangın hadisesi sonrası gelen bir açıklama oldukça ilginç. Senato İstihbarat Komitesi Başkan Yardımcısı Mark Warner, açıklamasında “Ford ve mürettebatı neredeyse bir yıl denizde kaldıktan sonra sınırlarına dayandı ve bunun bedelini Başkan Donald Trump’ın pervasız askeri kararları nedeniyle ödüyor” dedi.

Artık her olumsuz olayın faturası direkt Trump’a kesilmeye başlandı. Warner’in söylediği ‘‘…Trump’ın pervasız askeri kararları…’’ sözü, iyi bir planlama yapılmadığı ya da yapılmış bir plana Trump’ın uymadığı gibi bir intiba yaratıyor. Belirsiz siyasi hedefler ve buna dair askeri hedeflerin uydurulmaya çalışılması ile fikri anlamda bir bütünlüğün sağlanamadığını gösteriyor. Buna İsrail’in yönlendirmeleri de eklenince, her ne kadar kabul etmeseler de 150’den fazla İranlı küçük kız öğrencinin öldürülmesi ile başlayan ve bu şekli ile Silahlı Çatışma Hukuku kurallarının dışına çıkan bir savaşın zihinlerde soru işaretleri bırakmasına neden oluyor.

Bu en tepeden başlamak üzere en aşağı kademelere kadar personel, materyal ve konseptin diğer askeri sacayaklarına kadar bir sorgulamaya, bir boşluğa ve hatta bazen bir karşı duruş ihtimaline yol açacak bir olasılığa işaret ediyor.

O nedenledir ki hayatın akışı içinde gözden kaçan küçük bir sebep, görmezden gelinemeyecek büyük bir etkiye dönüşebiliyor. Bu şartlarda bu etkinin rastlantısal olup olmadığı üzerinde de değerlendirmeler yapılması gerekiyor.

Bu durum, Ford gemisindeki yangın olayında da böyle.

Basit bir ihmal mi ya da kasıtlı bir hareket mi? Açık kaynaklardan, yangının çıktığı alanda endüstriyel çamaşır makinelerinin ve her döngüde yaklaşık 45 kilo temiz çamaşır çıkarabilen güçlü kurutucuların, pres makinelerinin ve ütülerin bulunduğu ve bunların büyük miktarda elektrik tüketip ciddi ısı ürettiği biliniyor. Personel ve ekipmanı serin tutmak için güçlü klima sistemleri de mevcut. Elektrik arızaları ve özellikle çamaşırhanelerde temizlenmeyen tiftik filtreleri gibi bakım eksikliklerinin, gemilerde yangınların başlıca nedenleri arasında olduğu ifade ediliyor.

Eğer içeriden bir sabotaj olmadı ise Amerikan gemilerinin faaliyet yüzdelerinin yüksekliği; bir kere daha eğitim, bakım ve onarım faaliyetlerinin göz ardı edilmesine neden olduğunu ortaya koyuyor. Böyle çaresiz durumlarda genellikle ‘‘Bir şey olmaz’’ ya da ‘‘İdare ederiz’’ şeklinde kafalarda başlayan tolereler ciddi sonuçlara neden olabiliyor. Burada olan da budur. Üstelik harekât sahasından binlerce mil uzakta bulunan Girit Suda Üssüne geri dönmek zorunda kalınıyor.

Sonuç itibarıyla bu yangın sistemsel bir çöküşün işareti mi yoksa denizde olabilecek sıradan bir olay mı? Savaş uzadıkça artabilecek olası veriler bunun cevabını bize verecektir. ABD cephesinde, kendisinden çok şey beklenen bir forvetin bir anda sakatlanarak oyundan çıkması gibi bir hayal kırıklığı yaşanıyor. Ancak bu sakatlanma rakip oyuncunun bir müdahalesi ile olmadı. Daha çok personel ve materyal olarak hazır olamamanın işaretleri görünüyor.

Karşılarında İran değil de açık denizlerde daha ciddi bir rakip unsur olsa trajik sonuçların kaçınılmaz olabileceği gibi bir görüntü var ortada.

İran’a gelirsek; karşımızda, rejim karşıtlarını meydanlarda vinçlere asıp idam eden bir yönetim var. Ancak mesele yönetimin bir halk hareketi ile devrilmesi ise bunun Amerikan-İsrail koalisyonunun sivil hedefleri bombalaması gerçek bir tezat teşkil ediyor. Bu İran halkını yüksek ihtimal ile birleştirebiliyor. Ayrıca İran, taarruz edeni mümkün olduğunca uzak tutmak, yormak, vakit kaybettirmek suretiyle zaman kazanmak ve taarruzu sonuçsuz bırakmak için bütün gücünü kullanıyor. Körfez ülkelerinin petrol tesisleri ile buralarda konuşlu Amerikan üslerini de bombalayarak meseleyi karşı taraf açısından daha fazla çıkmaza sürüklüyor.

Küresel sermayenin baskısı altındaki ABD hükümetinin siyasi hedefleri ile Amerika için çarpıştığını düşünmek isteyen savaşçı ruhun arasındaki tezat adeta bir Kuantum Çelişkisine neden oluyor. Her ne kadar fiziksel belirsizlikler politik belirsizliklere benzemese de iki kesim arasındaki çelişkiler metaforik olarak bu fiziki teoriyi andırıyor.

Bu kapsamda; çelişkili ve tartışmalı siyasi kararlarla oluşan belirsizliklerde askeri yapının iş görme ve hareket yeteneğinin örselenme ihtimali artıyor. Bu ise müşterek amaca ulaşmaya yardımcı olacak komuta kontrolde başka belirsizliklere neden olabiliyor. Sivil kanadın kararları askeri karar mekanizmasının ve unsurlarının durumsal hassasiyetleri ile eşleşmiyor.

Bu şekliyle kontrol dışı rastlantısal sonuçlara açık bir hale geliyoruz. Savaş uzadıkça bu ihtimal daha da artıyor. Nükleer bir güç konvansiyonel gücünün bir kısmını yönetemiyor. Dünya, bölgemiz ve ülkemiz için esas tehlike de burada başlıyor.

Trump’ın kendisine sunulan oyun seçenekleri sürekli farklı ve başka yeni oyunlar yaratıyor ve sonu belirsiz bir kara deliğe doğru sürükleniyor. Komik gelebilir ama eski emlak yatırımcılığında olduğu gibi veri ve risk hesabına dayalı pratik, ani ve bağımsız piyasa odaklı alacağı bir karar belki işe yarayabilir.

Kaynaklar:

Rawnsley, Jessica, ‘‘US aircraft carrier to sail to Crete for repairs after fire on board’’, BBC, 19 Mart 2026, https://www.bbc.com/news/articles/c0rjr28nxrwo (Son Erişim Tarihi: 19 Mart 2026)

Bath, Alison, ‘‘A ‘smorgasbord’ of dangers present in aircraft carrier laundry facility that caught fire, expert says’’, Stars and Stripes, 18 Mart 2026, https://www.stripes.com/branches/navy/2026-03-18/fire-ford-red-sea-iran-sailors-21107086.html (Son Erişim Tarihi: 19 Mart 2026)

‘‘FBI'dan ABD'nin eski terörle mücadele direktörü hakkında soruşturma’’, BBC Türkçe, 17 Mart 2026, https://www.bbc.com/turkce/articles/c043w4ed4p6o (Son Erişim Tarihi: 19 Mart 2026)

‘‘Trump advisers express regret over Iran war planning: Axios report’’, Middle East Monitor, 16 Mart 2026, https://www.middleeastmonitor.com/20260316-trump-advisers-express-regret-over-iran-war-planning-axios-report/ (Son Erişim Tarihi: 20 Mart 2026)

‘‘Deadly bombing of Iran primary school ‘a grave violation of humanitarian law’: UNESCO’’, UN News, 01 Mart 2026, https://news.un.org/en/story/2026/03/1167063 (Son Erişim Tarihi: 20 Mart 2026)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.