BBC'nin ulaştığı polis iç yazışmalarında, "paralı asker" olarak tanımlanan kişilerin görevlendirilmesinin üst düzey yetkililer tarafından emredildiği ve denetlendiği yazıyor.
Elde edilen bulgular, ciddi şiddet iddialarını da ortaya koyuyor.
Görgü tanıkları, göçmenlerin soyulduğunu, dövüldüğünü, eşyalarının alındığını ve hatta cinsel saldırıya uğradığını anlattı.
Bu tür "paralı askerlerin" en az 2020'den bu yana sınırda resmi olmayan şekilde kullanıldığı öne sürülüyor.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, BBC'ye yaptığı açıklamada bu iddialardan "tamamen habersiz" olduğunu savundu.
Ülke yetkilileri ise BBC'nin ayrıntılı yazılı sorularına yanıt vermedi.
Neler anlatıldı?
Göçmenlerin ve sığınmacıların herhangi bir yasal süreç olmadan sınırdışına çıkarılması anlamına gelen "geri itmeler" uluslararası hukuka göre ağırlıklı olarak yasadışı kabul ediliyor.
Yunanistan'da maskeli yabancı kişiler tarafından bu uygulamaların yapıldığına dair iddialar daha önce 2022'de Hollanda merkezli Lighthouse Reports tarafından da gündeme getirilmişti.
BBC'nin, Consolidated Rescue Group (CRG) ile yürüttüğü soruşturma geçen sonbaharda başladı.
O dönemde, bir insan kaçakçısı tarafından gönderilen ve göçmenlere kötü muamele yapıldığını gösterdiği iddia edilen rahatsız edici görüntüleri inceledik.
Bu görüntülerin içeriğini doğrulayamadık ancak içeriği, elde edilen diğer bağımsız kaynaklardan topladığımız ifadelerle örtüştü.
Araştırmamız kapsamında; göçmenler, 'paralı askerlik" yapmış kişiler, polis muhbirlerin yanı sıra, resmi belgeler ve sızdırılmış ifadelerden yararlandık.
Bunlara göre:
Bir sınır görevlisi, disiplin soruşturmasında kadın göçmenlere "paralı askerler" tarafından tecavüz edildiğine dair bilgileri üstlerine ilettiğini söyledi.
İki göçmen ve bir eski "paralı asker" hem paralı askerler hem de Yunan polisi tarafından aşırı şiddet uygulandığını, insanların bayılana kadar dövüldüğünü anlattı.
Bir göçmen, maskeli bir kişinin değerli eşya ararken kızının bezini çıkardığını söyledi.
Yunanistan, 2015'ten bu yana çoğu deniz yoluyla olmak üzere bir milyondan fazla göçmenin giriş yaptığı bir ülke oldu. Türkiye ile kara sınırında da geçişler yaşanıyor.
Meriç Nehri (Evros) boyunca uzanan yaklaşık 200 kilometrelik bu sınır hattı, Avrupa Birliği'nin uç sınırını oluşturuyor.
Aynı zamanda Yunanistan'ın Evros bölgesini Türkiye'nin Doğu Trakya bölgesinden ayırıyor.
Bu nehir üzerinden Yunanistan'a geçen göçmenler, gözetleme kuleleriyle çevrili askeri bölgeye yasak şekilde giriyor.
Bölgedeki bir polis muhbiri, görevlendirilen göçenlerin her hafta yüzlerce kişinin geri itilmesinde kullanıldığını söyledi.
Muhbir, "Evros'ta görev yapan hiçbir asker, polis ya da Frontex (Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı) görevlisi yoktur ki geri itmelerin yapıldığını bilmesin" dedi.
BBC'nin bulgularına göre bu paralı askerler de aslında Pakistan, Suriye ve Afganistan gibi ülkelerden gelen göçmenlerden oluşuyor.
Bu kişilere nakit para, diğer göçmenlerden ele geçirilen telefonlar ve Yunanistan içinde geçişlerini kolaylaştıran belgeler veriliyor.
Yunanistan'daki göçmen faciası: 'Bizi kurtarmak yerine tekneyi batırdılar'
BBC'ye 22 Haziran 2023 tarihli bir görüntüyü de inceledi.
Bu videoda, Evros'a geçtikten sonra sığınma talebinde bulunmak isteyen bir grup göçmenin maskeli kişiler tarafından pusuya düşürüldüğü görülüyor.
Frontex bünyesindeki bağımsız Temel Haklar Ofisi'nin eldeki kanıtlar doğrultusunda hazırlanan raporuna göre, 10 ila 20 "üçüncü ülke vatandaşı" Yunan yetkililerin talimatıyla hareket ediyordu.
Raporda, göçmenlerin fiziksel ve sözlü şiddete maruz kaldığı; ölüm ve tecavüz tehditleri, cinsel içerikli aramalar, dayak, bıçaklama, alıkoyma ve kişisel eşyaların çalınması gibi uygulamalara maruz kaldığı belirtiliyor.
Göçmenlerin daha sonra Avrupa Birliği insan hakları yasalarını ihlal edecek şekilde zorla Türkiye'ye geri gönderildiği ifade ediliyor.
Yunan makamları ise o gün bölgede bu gruba ait hiçbir göçmenin bulunmadığını savundu.
Bu rapor, Temel Haklar Ofisi'nin son yıllarda benzer iddialara ilişkin hazırladığı raporlardan biri. Bu raporlar, maskeli yabancı kişilerin dahil olduğu geri itme vakalarını inceliyor.
Yunanistan Ulusal İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Maria Gavouneli, BBC'nin bulgularının "son derece önemli" bir insan hakları ihlali anlamına gelebileceğini söyledi.
Komisyon, 2020'den bu yana Evros bölgesinde 100'den fazla zorla geri gönderme vakasını kayıt altına aldı.
Bu vakaların bir kısmında Yunan olmayan üçüncü ülke vatandaşlarının da yer aldığı belirtiliyor. En son benzer bir olayın Ekim 2025'te yaşandığı ifade ediliyor.
Başbakan Kiryakos Miçotakis, Mart ayında BBC ile yaptığı kısa görüşmede paralı asker kullanıldığına dair iddialardan habersiz olduğunu söyledi.
Miçotakis, Yunanistan'ın sınırlarını koruduğunu ve Avrupa liderlerinin "geçmişteki hataları" tekrarlamayarak büyük bir göç akınına izin vermeme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.
Frontex ise hak ihlallerine göz yumduğu iddialarını reddederek, sınırların hukuka uygun şekilde yönetilmesine yardımcı olduğunu ve zor durumda olan ülkelere de destek sağladığını belirtti.
Yunanistan'da muhalefet BBC'nin göçmen ölümleriyle ilgili haberi sonrası soruşturma istedi
'Nefes alamıyorduk'
BBC, Meriç Nehri'ni geçerek Türkiye'ye zorla geri gönderildiklerini söyleyen iki Suriyeli göçmenle konuştu.
Gerçek adını gizlediğimiz Amal, Yunanistan'da iltica başvurusunda bulunduklarını gösteren belgeleri ve videoları BBC ile paylaştı.
Amal, ailesinin 2025'te Evros'un kuzeyindeki Orestiada kentinde yürürken polis tarafından gözaltına alındığını söyledi.
Ailesinin, telefonlarını ve kimliklerini teslim etmelerini isteyen iki maskeli kişiye teslim edildiğini ve camı olmayan beyaz bir minibüsle sınıra götürüldüğünü anlattı.
Nehir kıyısındaki aramanın ise çok daha kötü olduğunu söyledi:
"Kızımın altındaki bez vardı, onu çıkardılar. Korkudan çığlık atıyordu."
Amal, sayıları yaklaşık yediye çıkan maskeli kişilerin kendilerini ve yaklaşık 20 kişiyi sopalarla birarada tutarak yürüttüğünü söyledi.
"Yürürken genç bir adam vardı. Onu o kadar dövdüler ki bayıldı."
Kızlarının yaşadıklarından dolayı şok içinde olduğunu ve korkudan ağladıklarını anlattı.
Türkiye'de görüştüğümüz Amal'ın küçük kızının hâlâ travma belirtileri gösterdiği gözlendi.
Bir diğer Suriyeli göçmen Ahmed ise Evros'ta yakalandıktan sonra Yunan polisi tarafından bayılana kadar dövüldüğünü anlattı.
Ertesi gün onlarca göçmenle birlikte bir kamyona bindirildiğini belirten Ahmad, "Kalabalık ve koku yüzünden insanlar boğuluyordu. Nefes alamıyorduk" dedi.
Ahmad, göçmenlerin Meriç Nehri'nin kıyısına götürülüp gruplar halinde dizildiğini ve ardından beş ya da altı paralı askere teslim edildiğini anlattı.
Maskeli kişilerin erkekleri soyup aradığını, paralarını saklamaya çalışanları sopalarla dövdüğünü söyledi.
Görgü tanıklarına göre, Yunan sahil güvenliği göçmenleri denize atarak ölümlerine neden oldu
Göçmenlerin şişme botlara bindirilip nehrin ortasına kadar götürüldüğünü belirten Ahmed, maskeli kişilerin Türk sınır muhafızlarının ateş açmasından korktukları için daha ileri gitmediğini söyledi.
"Botlardan atlamayanları itiyorlardı. Su insanları sürükleyebilirdi. Hiç umurlarında değildi."
Amal ve Ahmad, Yunanistan'a ulaşmak için tehlikeli ve yasadışı yollar kullandıklarını kabul ediyor. Ancak Ahmad, bunun bir tercih değil zorunluluk olduğunu söylüyor:
"Suriye'de yavaş yavaş ölüyordum. İnsanlar sebepsiz yere evlerini terk etmez. İşkence, baskı ve adaletsizlikten kaçıyorlar."
'Yasadışı kayıkçılar'
Yunan polisinin paralı asker kullandığına dair iddialar, BBC'nin elde ettiği 2024 tarihli bir disiplin soruşturmasında da yer aldı.
Yolsuzluk suçlamasıyla yargılanmayı bekleyen (ki kendileri bu suçlamaları reddediyor) beş sınır görevlisinden bazıları, "kayıkçılar" olarak adlandırdıkları bu kişilerin kullanıldığını açıkça kabul etti.
Bir görevli, 2020'de Covid ve Türkiye ile yaşanan gerilim nedeniyle polislerin geri itme operasyonlarını doğrudan yapmasının riskli hale geldiğini, bu yüzden kendisinden "kayıkçı" bulmasının istendiğini söyledi.
Evros'un kuzeyinden olan bu görevli, bu sistemin bölgenin güneyinde zaten kullanıldığının amirleri tarafından kendisine söylendiğini aktardı.
İfadelerde görevlilerin, geri itme planlarını haberleşme uygulaması Viber üzerinden "X kişi özel ekip operasyonuna" gibi kodlu mesajlarla paylaştıkları belirtildi.
Ayrıca bu "yasadışı göçmen kayıkçıların" kadınlara tecavüz ettiği ve paralarını aldığına dair bilgilerin üst makamlara iletildiği de ifade edildi.
BBC ayrıca, 2023'te geri itme öncesinde Farsça konuşan maskeli bir kişi tarafından tecavüze uğradığını iddia eden Afgan bir kadın adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru yapan bir avukatla da görüştü.
'Zorlandım'
Evros bölgesindeki paralı askerlerin gönüllü mü yoksa zorla mı işe alındığı konusunda farklı iddialar bulunuyor.
Paris'te görüştüğümüz Faslı Marwan (gerçek adı değil), 2020'de bu işi kabul etmek zorunda kaldığını ve kendisini bir esir gibi hissettiğini söyledi.
Evros'a girişte yakalanan göçmenlerle dolu bir hücreden alındığını anlatan Marwan, bir Yunan polisinin kendisine, "İyi birine benziyorsun ve biraz İngilizce biliyorsun. Benimle çalışmak ister misin?" dediğini aktardı.
Marwan, aksi halde dövülmekten korktuğu için "evet demek zorunda hissettiğini" söyledi.
Marwan sonrasında kendisini, Suriyelilere karşı kin beslediğini ve onları dövmekten hoşlandığını söylediğini iddia ettiği bir Afganın liderliğinde buldu.
Diğer paralı askerlerle birlikte eski bir hapishane hücresinde yaşadığını anlattı.
Yaklaşık 10 hafta boyunca sınırda çalıştığını belirten Marwan, görevlerinin insanları Türkiye'ye geri taşımak, botları kontrol etmek ve delik olup olmadığını incelemek ile geride kalan eşyaları yakarak "kanıtları yok etmek" olduğunu anlattı.
Kendisini işe alan polis memurunun düzenli olarak gelip telefon ve euro cinsinden paraları topladığını, Arap ve Türk paraların paralı askerlerde kalmasına izin verildiğini söyledi.
Marwan'ın iddiasına göre, bu kişi paralı askerleri fuhuş yapmaya götürmek için bile teklifte bulunmuş.
Soufli çevresinde görev yaptığını düşündüğünü belirten Marwan, "Afganların Soufli dediğini sık sık duydum" dedi.
Marwan, göçmenlere yapılan muamelenin kendisini "tamamen yıktığını" söyledi. Birçok kişinin Evros'a geldikten sonra susuz, aç ve ayakları çürümüş halde olduğunu ifade etti.
Kimseyi dövmediğini söyleyen Marwan, ancak hem polis hem de paralı askerler tarafından sık sık şiddet uygulandığını gördüğünü belirtti.
Kendisinin bu sistemde yer almasına ilişkin sorulara ise "Çok üzgünüm… Tehdit altındaydım" yanıtını verdi.
BBC'ye gösterilen bir fotoğraf da Evros bölgesinde paralı askerlerin varlığına işaret ediyor. Fotoğrafta, sivil kıyafetli maskeli kişilerin bir minibüs içinde olduğu görülüyor. Bu fotoğraf, bize göçmenlere kötü muamele edildiğini gösteren videoyu gönderen kaçakçı tarafından paylaşıldı.
Fotoğraftaki herkesin paralı asker olduğu kesin olarak doğrulanamasa da kıyafetleri dikkat çekiyor. Yüz tanıma teknolojisi, sağdaki kişinin "Mike" olarak bilinen Suriyeli bir adamla yüzde 90 oranda eşleştiğini gösteriyor
Birçok kaynak, Mike'ın eski bir paralı asker lideri olduğunu söyledi. Beş kişi BBC'ye onun kimliğini doğruladı ve adı polis belgelerinde de geçiyor.
BBC'nin iletişime geçtiği Mike, sorularımıza kendisi doğrudan yanıt vermedi.
Ancak avukatından gelen mektupta fotoğrafının yayımlanmaması ve "kanıtlanmamış" iddiaların paylaşılmaması konusunda uyarı yapıldı.
Haberde yer alan bazı isimler güvenlik nedeniyle değiştirilmiştir.
BBC Verify'dan Paul Brown ve BBC News Arapça'dan Serene Muhammed bu habere araştırmalarıyla katkı sundu.