Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 10. duruşmasında tutuksuz sanık Aktaş savunma yapıyor.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar cezaevinden getirildi.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Zeydan Karalar ile Aziz İhsan Aktaş'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda tutuksuz sanık ve avukatların da hazır bulunduğu duruşmaya, sanıkların yakınları ile bazı CHP'li yöneticiler ve partililer izleyici olarak katıldı.
Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınan duruşmada "ihaleye fesat karıştırma" suçundan tutuksuz yargılanan İSFALT personeli sanık Çağrı Mazı'nın savunması alındı.
Sanık Mazı, 2022 yılında beri İSFALT'ta mühendis olarak çalıştığını, görevi gereği çok sayıda maliyet komisyonunda doğal üyelik yaptığını, komisyonlardaki görevinin Mart 2025'te sonlandığını aktararak, "İSFALT'ta hizmet araçları kiralanması ihalesinde yaklaşık maliyet hesaplamasını sanık Mustafa Mutlu'yla paylaşmadım. Kendisinin de benden öyle bir talebi olmadı, olsa da paylaşmazdım. 20 yıldır namusumla çalıştım. Milyon dolarlar seviyesinde bütçe harcamaları yönettim, hakkımda şüphe dahi oluşmamıştır." şeklinde savunma yaptı.
Tutuksuz sanıklardan İSFALT İdari İşler Destek Hizmetleri Şefliği çalışanı Murat Delice, kıdemi ve görevi gereği herhangi bir imza yetkisine sahip olmadığını, sanıklar Aziz İhsan Aktaş ve Mustafa Mutlu'yu tanımadığını söyledi.
Sanık Delice, İSFALT'ın araç kiralama ihalesi için hazırlanan teknik şartları kurumun sistemine girdiğini, iddianameye konu ihaleyi kazanan firmanın Bilginay olduğunu sözleşme imzalandıktan sonra öğrendiğini, ihale kontrol teşkilatı üyesi olarak mevzuata uygun hareket ettiğini öne sürdü.
"Rüşvet vermek" ve "suç örgütüne üye olmak" suçundan yargılanan Akın Kumanlı, savunmasında, patronunun Aziz İhsan Aktaş olmadığını ve bu kişiden emir almadığını iddia ederek, çalışanı olduğu Bilginay firmasının Tekin Aktaş'a ait olduğunu kaydetti.
Söz konusu firmanın Beşiktaş Belediyesinden aldığı ihaleler kapsamında araç takiplerini yaptığını aktaran Kumanlı, "Çalışma yerim Beşiktaş Belediyesinde araçlarımızın bulunduğu garajdır. Burada araçların bakım onarım işlerini takip ederim. Aziz İhsan Aktaş belediyeden ihale aldığı için sık gidip gelirdi, bu nedenle geliş gidişlerinde konuşmalarımız olurdu. Bana, belediyeden alacaklarını alamadığını söylerdi. İş ortamında belediyenin hep borcu olduğu, maaşların ödenmediği konuşulurdu. Ben maaşlı olarak çalışırım, hakkımdaki suçu kabul etmem." ifadelerini kullandı.
Kumanlı, Aziz İhsan Aktaş ve tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı'nın seçim çalışmaları için para ve araç temin ettiğini duyduğunu, Aktaş'ın talimatıyla seçim çalışmasında kullanılmak üzere 16 aracın şoförler aracılığıyla CHP'nin Avcılar yan yoldaki seçim koordinasyon merkezinin önüne bırakıldığını iddia etti.
Sanıklardan iş kadını Ayşegül Ünal, geçmiş yıllarda 500 bin lira sermayeyle bir şirket kurduğunu, disiplinli çalışmalarının sonucunda işlerini büyüttüğünü belirtti.
Bir pizza firmasının temsilciliğini yaptıktan sonra toplu yemek hizmetleri işine girdiğini anlatan Ünal, savunmasında şunları söyledi:
"Beşiktaş Belediyesinin yemek hizmeti için verdiği açık ihaleye katıldım. Şirketimin uygunluğu doğrultusunda ihaleyi kazandım, edimimi yerine getirdim. Daha sonra araç kiralama ve lojistik işine girmeye karar verdim. Araç ve iş makineleri kiraladım. Çip krizi sonucu araçlarım değer kazandı. Araçları satarak yeniledim, şirket hacmimi güçlendirdim. Lojistik alanında danışmanlık firmalarıyla görüştüm. Yabancı bayraklı bir gemi kiraladım, alt firmaya kiraya verdim. Geminin masrafları tarafımca karşılandı. Danışmanlık firmalarıyla tekrar masaya oturdum, uygun kredi olanaklarıyla yaşlı bir gemi almaya karar verdim. Yabancı bayraklıydı, Türk bayrağına geçirdim. Türkiye Petrolleri Dağıtım Şirketi'ne 2 yıllığına kiraladım, şirketim iyi bir kıvama geldi. 2 yıl sonra gemiyi sattım. İşimi titizlikle takip eden bir iş kadınıyım. Bu kadar çok başarılı olmuş bir kişi olarak şirketimin yönetiminin bende olmadığını kabul etmiyorum."
Ünal, şirketinin tek sahibinin kendisi olduğunu savunarak, "Aziz ihsan Aktaş kuzenimdir, kendisiyle ticari ilişkim vardı. Kimseden talimat almam, rüşvet olaylarından asla haberim yoktur. Aktaş bana birilerinin kendisinden rüşvet istediğinden hiç bahsetmedi, sadece ihtiyacı olduğunda birkaç kez benden borç talep etmiştir. Örgüt üyesi değilim, girişimci bir iş insanıyım. Akraba olduğum için örgüt üyesi olduğum iddia ediliyor. İhaleler öncesinde bazı firmalardan istenen yaklaşık maliyet teklifi ile benim şirketlerimin bir alakası yoktur. " ifadelerini kullandı.
Duruşmada, öğle arasının ardından tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş savunma yapmaya başladı.
Adıyla anılan bir örgüt iddiasına ve 63 eyleme ilişkin savunmasının zaman alacağını dile getiren Aktaş, basında tutuklandığı günden bu yana yanlış haberlerin yapıldığını iddia ederek, kendisi, ailesi ve ticari hayatıyla ilgili bilgi verdi.
Ticareti babasından öğrendiğini, 10 yaşından beri bu işin içinde olduğunu, son 10 yıldır da İstanbul'da ticaret yaptığını anlatan Aktaş, yönettiği şirket sayısının iki olduğunu, bazı firmalarla da ortaklığının bulunduğunu, bu firmaların soruşturmaya konu edilmediğini söyledi.
Yakınlarıyla ticaret yaptığını, onlara ait şirketler üzerinden herhangi bir yetkisinin olmadığını ancak fikir alışverişi yaptıklarını kaydeden Aktaş, işlerini yasal zeminde, kanunlara uygun olarak basiretli bir tacir gibi yapmaya özen gösterdiğini savunarak, ticarette rakiplerinin kendisiyle rekabet edemediğini, bu nedenle ticarette yapamadıklarını gizli tanık olarak ifade verip hukuku yanıltarak yapmaya çalıştıklarını iddia etti.
Aktaş, 13 Ocak 2025'te gözaltına alınarak tutuklandığını, tamamen kendi iradesiyle herhangi bir yönlendirme ve baskı olmaksızın insani sorumluluğu itibarıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına etkin pişmanlıktan yararlanmak üzere başvuruda bulunduğunu hatırlattı.
Amacının yapmış olduğu işlerin süreçlerinin açığa kavuşturulması ve doğruların ortaya çıkması olduğunu ifade eden Aktaş, "Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında detaylı tüm bilgi ve belgeleri avukatlarım vasıtasıyla hazırlayarak etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım. Etkin pişmanlıktan yararlandım, neden mi? Artık kamu müteahhitlerinin karşılaştığı zorluklarla ve maruz kaldığı yolsuzluklarla etkin şekilde mücadele edilmesinin zamanı geldiği içindir." dedi.
Suç örgütü kurmak ve yönetmek, ihaleye fesat karıştırmak, resmi ve özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık, rüşvet vermek, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet ile suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından yargılandığını kaydeden Aktaş, "Örgüt kurma suçuna ilişkin olarak aslında iddianamenin örgütle ilgili özü şu, şirket kurmuşum, 'Örgüt kurdu.' denmiş. İstihdam yaratıp işçi çalıştırmışım, 'Çalışanlarım örgüt üyesi.' denmiş. Çalışmadığım günler ailemle çocuklarımla kardeşlerimle zaman geçirmişim, onlara da 'örgüt üyesi' denmiş." ifadelerini kullandı.
Sanık Aktaş, sunacağı raporlar ve belgelerle beraat edeceğinden emin olduğunu söyleyerek, savunmasında şunları aktardı:
"Şirketlerimde işler durma noktasına gelmişken, ödemeler zamanında ve düzenli yapılmıyordu. Bu ödemelerin gecikmesinden dolayı işlerin yürütülmesi zorlaşıyordu. Şirketler ekonomik kayba uğruyordu. Artık iş yapamaz duruma geliyordum. Bu baskılar sonucu bazı belediyelerde biriken hak ediş ödemelerini alabilmek, bazı belediyelerde hak edişleri düzenli alabilmek, bazı belediyelerde ise başkan değişikliği sonrasında hak ediş ödemelerinde süreklilik sağlamak adına, yetkililerin nakdi ve şahsi taleplerini karşılamak zorunda kalıyordum. Öyle ki bazı belediye başkanları sadece kendi şahsi taleplerini değil, başka belediyelerde aday olan ya da seçilen, siyasetten arkadaşları olan başkanların, adaylarının dahi taleplerini karşılatıyorlardı."
Bazen üst düzey bir belediye yetkilisinin düğününü yaptıklarını, bazen o düğüne sanatçı sağladıklarını söyleyen Aktaş, "Bazen alacağınızı kurtarmak için belediyeye ya da iştiraklerine ait gayrimenkuller teklif ediliyor ve bunları fahiş fiyatlarla satın alıyorsunuz. Ailelerine, eş dost çevresine araç tahsis ediyorsunuz. Bazen bir belediye başkanının aracını değerinden çok fazla fiyata satın alıyorsunuz. Bazısında bu belediye başkanının akrabalarına ait gayrimenkulleri 4-5 kat fazlası fiyata satın alıyorsunuz. Bazen belediye başkanlarının eskiden kalma borçlarını ödüyorsunuz, bazısına araba alıyorsunuz. Otellerde, en lüks restoranlarda misafir ediyorsunuz. Ama yetmiyor, her istek karşılanınca, her rant bitiş dönemi gelince öyle talepler geliyor ki kabul etmek zorunda kalıyorsunuz." ifadelerini kullandı.
Talepleri karşıladığı için hak edişlerinin düzenli ödendiğini öne süren Aktaş, savunmasına şöyle devam etti:
"Hani diyorlar ya, itirafçı değil, iftiracı. Sayın mahkemenize, söylemlerimin hepsinin doğru olduğuna dair tüm itiraflarımı kısaca özetleyeyim. Tek tek benden, kardeşlerimden, akrabalarımdan hak ediş ödemesi için istenenleri söyledim mi? Söyledim. Benden ne kadar bir bedel istendiğini söyledim mi? Söyledim. Söylenen paranın hangi bankadan, şubeden, hangi gün, kim tarafından çekildiğini söyledim mi? Söyledim. Yetmedi, bu paraların dekontunu sundum. Sundum mu? Sundum. İddianameye konu paraları ne zaman, kime, kimin aracılığıyla teslim ettiğimi söyledim mi? Söyledim. Verdiğim ya da başkalarının vasıtasıyla ulaştırdığım ödemeleri nerede teslim ettiğimi söyledim mi? Söyledim. Söylediklerimle bile paraları teslim alanların HTS, baz kayıtları eşleşti mi? Eşleşti. Tüm bunlara ilişkin bilirkişi raporlarını sundum mu? Sundum. Daha ne yapacağım? Paraların seri numarasını mı alacağım? Kameraya mı çekeceğim? Ses kaydı mı alacağım?"
Duruşmaya, Aktaş'ın savunmasının alınmasıyla devam ediliyor.
İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "şüpheli" olarak yer alıyor.
İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.
Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının talep edildiği iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı sanık Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı sanık Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sanık Zeydan Karalar ile görevinden uzaklaştırılan ve hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı sanık Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.
Ayrıca iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan kazandığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.