Şişli Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ile İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi işbirliğinde yürütülen çalışma kapsamında, ilçede ilk etapta yaklaşık 200 büyük ve yaşlı ağaç belirlendi.
Çalışmaya, park ve bahçelerin yanı sıra caddelerdeki, yoğun yaya ve araç trafiğinin bulunduğu alanlardaki ağaçlar da dahil edilirken, insanların günün büyük bölümünü geçirdiği Darülaceze gibi yerleşkelerde bulunan asırlık ağaçlar da incelemeye alınacak.
Çalışmanın ilk aşamasında belirlenen ağaçların boyu, gövde yapısı, tepe çapı, eğikliği ve dallanma noktaları gibi fiziksel özellikleri ölçülecek. Ağaçların yaşları da önceki deneyimler ve bazı ağaçlardan artım burgusuyla alınan yıllık halkaların incelenmesiyle yaklaşık belirlenecek.
Bunun ardından ağaçların gövde içindeki durumunu ortaya koymak için akustik tomografi uygulanacak. Ağaca belirli aralıklarla yerleştirilen sensörler aracılığıyla gönderilen ses dalgalarının gövdedeki ilerleme hızları ölçülerek, canlı dokuyla çürük veya boşluk bulunan bölgeler arasındaki farklılıklar tespit edilecek.
Ölçümlerde çürüklük saptanması halinde gövdenin farklı yüksekliklerinden yeniden inceleme yapılacak. Böylece çürüklüğün yalnızca bulunduğu nokta değil, ağacın gövdesinde nereden başlayıp ne kadar devam ettiği de belirlenecek ve elde edilen veriler üç boyutlu değerlendirilecek.
Ancak gövde içinde çürüklük bulunması tek başına ağacın kesilmesi için yeterli kabul edilmeyecek. Tomografi sonucunun yanı sıra ağacın boyu, tepe çapı, eğikliği, dallanma yapısı ve rüzgara maruz kalma durumu gibi veriler de değerlendirilerek ağacın devrilme riski hesaplanacak.
Bölgedeki bugüne kadar kaydedilmiş en şiddetli rüzgar verilerinin de modele dahil edilmesiyle ağaçlar için farklı risk seviyeleri oluşturulacak. Yüksek ve ekstrem risk grubunda bulunan ağaçlar için gerekli müdahaleler belirlenecek.
Bu müdahaleler ağacın durumuna göre değişecek. Tepe yükünün azaltılması amacıyla budama yapılabilecek, görünür kovuklar temizlenebilecek ve fiziksel şartların uygun olduğu durumlarda mekanik desteklerden yararlanılabilecek. Böylece ağacın devrilme riskinin azaltılması ve mümkün olduğunca yerinde yaşatılması hedeflenecek.
Kesim ise ağacın artık geri döndürülemez durumda olduğu ve güvenli şekilde yaşatılmasının mümkün olmadığı durumlarda son çare olarak değerlendirilecek. Bu durumda ağacın kaldırılarak yerine yeni bir ağacın dikilmesi planlanacak.
Çalışmanın önemini geçen ay Teşvikiye’de yaşanan ağaç devrilmesinin de ortaya koyduğu belirtilirken, dışarıdan sağlıklı görünen büyük bir çınarın devrilmesinin ardından köklerinden başlayıp gövdesine devam eden çürüklük tespit edilmişti.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhun Sağlam, AA muhabirine, son yıllarda kentlerde yaşanan ağaç devrilmelerinin dışarıdan görülemeyen iç çürüklüğün önemini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
Geçen ay Teşvikiye'de devrilen büyük çınarı hatırlatan Sağlam, dışarıdan sağlıklı görünen ağaçların içten çürüyebildiğini belirterek, bu çalışmayla benzer riskleri önceden tespit etmeyi amaçladıklarını ifade etti.
İlk etapta yaklaşık 200 büyük ve yaşlı ağacın inceleneceğini aktaran Sağlam, çalışmanın yalnızca parklarla sınırlı olmadığını, cadde ağaçlarını ve Darülaceze gibi insanların sürekli vakit geçirdiği alanlardaki asırlık ağaçları da kapsadığını dile getirdi.
"Çalışma ağaçları mümkün olduğunca yaşatmak için yapılıyor"
Sağlam, anıt ve anıt adayı ağaçların kent yaşamı için vazgeçilmez olduğunu ancak büyüklükleri nedeniyle risk oluşturabileceklerini belirterek, çalışmanın amacına ilişkin, "Anıt ve anıt değeri taşıyan, yani anıt olmaya aday ağaçlar üzerinde çalışıyoruz. Elbette bu ağaçlar estetik olarak çok değerli, topluma sayısız faydaları var. Ancak birlikte yaşarken bazı sorunlarla da karşılaşıyoruz. Özellikle devasa boyutlara ulaştıkları için fırtınalı havalarda istenmeyen kazalar meydana gelebiliyor. Geçen ay Teşvikiye'de devrilen büyük çınarda bunu gördük. Dışarıdan oldukça sağlıklı görünüyordu ama devrildiğinde köklerinden başlayıp gövdesine kadar uzanan ciddi bir çürüklük olduğu ortaya çıktı. İşte bu çalışmanın temel amacı da dışarıdan fark edilmeyen bu iç çürüklüğü önceden tespit etmek. Daha sonra bunu ağacın boyu, tepe çapı, eğikliği, dallanma yapısı ve bölgedeki rüzgar verileriyle birlikte değerlendirerek devrilme riskini hesaplıyoruz. Böylece hem bu asırlık ağaçları mümkün olduğunca yerinde yaşatmayı hem de insanlara, binalara ve araçlara zarar vermelerini önlemeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.
"Ses dalgaları ağacın içini üç boyutlu gösteriyor"
Akustik tomografi yönteminin ağaca zarar vermeden uygulandığını anlatan Sağlam sistemin çalışma prensibini ayrıntılarıyla şöyle açıkladı:
"Akustik tomografide ağacın gövdesine belli aralıklarla sensörler yerleştiriyoruz. Daha sonra ses dalgaları gönderiyoruz. Ağacın canlı dokusunda ses normal şekilde ilerliyor. Ancak çürük ya da boşluk bulunan bölgelere geldiğinde doğrudan geçemiyor, etrafından dolaşmak zorunda kalıyor. Biz de sesin gidiş geliş hızını ölçerek çürüklüğün yerini tespit ediyoruz. Eğer dip kısmında çürüklük görürsek bir katman daha yukarı çıkıp ölçümü tekrarlıyoruz. Böylece çürüklüğün nerede başlayıp nereye kadar devam ettiğini üç boyutlu olarak görebiliyoruz. Ardından bu verileri ağacın eğikliği, tepe çapı, boyu ve rüzgar yükü gibi bütün fiziksel özelliklerle birlikte modele ekleyerek gerçek devrilme riskini hesaplıyoruz."
"Çürüklük çıkması ağacın mutlaka kesileceği anlamına gelmiyor"
Çalışmanın önceliğinin ağaçları kesmek değil, mümkün olduğunca yaşamlarını uzatmak olduğunu vurgulayan Sağlam, şunları kaydetti:
"Bir ağaçta çürüklük çıkması onu hemen keseceğimiz anlamına gelmiyor. Eğer ağacın 10 yıl, 20 yıl daha güvenli şekilde yaşayabileceğini görüyorsak mutlaka onu yerinde tutmaya çalışıyoruz. Bunun için tepe yükünü azaltan budamalar yapıyoruz, kovuk varsa temizliyoruz, gerekli durumlarda mekanik desteklerle ağacı güçlendiriyoruz. Ancak artık dönülemez bir noktaya gelmişse ve insan hayatı açısından ciddi risk oluşturuyorsa o zaman son çare olarak ağacı kaldırıp yerine genç ve sağlıklı bir ağaç dikiyoruz."
İlk etapta yaklaşık 200 ağacın çalışmaya dahil edildiğini belirten Sağlam, ilçenin beklenenden daha zengin bir yaşlı ağaç varlığına sahip olduğunu söyledi.
Sağlam, "Şişli çok büyük bir ilçe değil ama buna rağmen özellikle çınarlar başta olmak üzere çok sayıda büyük ve yaşlı ağacımız var. İlk etapta yaklaşık 200 ağacı belirledik. Bunlar öncelikli olarak incelenecek. Daha sonra ihtiyaç duyulursa orta boylu ağaçlara da geçilebilir. Yaş tespitlerinde de görüyoruz ki birçok çınarımız 100 yaşın üzerinde. 130-150 yaşına ulaşmış olanlar var. Bunların bir kısmı zaten Bakanlık tarafından tescillenmiş anıt ağaç statüsünde." diye konuştu.
"Dışarıdan tamamen sağlıklı görünen ağaçta çürüklük tespit ettik"
Cadde üzerindeki incelemeler sırasında dikkat çekici bir örnekle karşılaştıklarını anlatan Sağlam, ölçümlerin neden katman katman tekrarlandığını şu sözlerle anlattı:
"Şu anda üzerinde çalıştığımız ağaç dışarıdan tamamen sağlıklı görünüyordu. Çok yoğun kullanılan bir cadde üzerinde. İnsanlar altında oturuyor, çocuklar hemen yanındaki parkta oynuyor. İlk ölçümümüzde içeride bir çürüklük olduğunu gördük. Bu nedenle ikinci seviyeden yeniden ölçüm alıyoruz. Çünkü çürüklüğün nereye kadar devam ettiğini görmemiz gerekiyor. Ondan sonra ağacın diğer fiziksel özellikleriyle birlikte devrilme riskini hesaplayacağız ve budama gerekiyorsa bunun şiddetini de bu sonuç belirleyecek."
"Darülaceze'deki asırlık ağaçlar da aynı yöntemle korunacak"
Darülaceze yerleşkesindeki yaşlı ağaçların da çalışma kapsamına alındığını belirten Sağlam, şu bilgileri verdi:
"Darülaceze'de insanlar günün 24 saati bu ağaçların altında yaşıyor. Burası yaklaşık 130 yılı aşkın geçmişe sahip bir kurum ve bahçesinde çok sayıda asırlık çınar bulunuyor. Buradaki bütün ağaçlar da aynı yöntemle incelenecek. Devrilme riskleri hesaplanacak, gerekli budama ve diğer müdahaleler raporlanacak. Çünkü bu alanlarda ağaçların korunması kadar insanların güvenliği de büyük önem taşıyor. Şehirlerde ağaçlar araçlar, insanlar, egzoz gazları ve sıkışan kökler nedeniyle ciddi baskı altında yaşıyor. Oysa bize temiz hava sağlıyorlar, yağışları tutarak sel riskini azaltıyorlar, yazın serinlik sağlayıp kışın enerji tüketimini düşürüyorlar. Bu yüzden yalnızca teknik çalışmalar yeterli değil. İnsanların da ağaçların köklerine, gövdelerine ve dallarına zarar vermemesi gerekiyor. Üzerlerine yazı kazımak gibi davranışların önüne geçmek için eğitimlerle ve bilinçlendirme çalışmalarıyla bu kültürü güçlendirmemiz gerekiyor."