ARAP NATO’SU (MESA: MİDDLE EAST STRATEGİC ALLİANCE) OLMAZ!

Nuray Başaran

 

NURAY BAŞARAN

Son zamanlarda bölgemizde  (Amerika ve İsrail’in 3. Dünya savaşı için yollarına devam edebilmeleri  noktasında) yeni bir örgütlenme ve saflaşma olgusu öne çıkmaktadır. Bu da Amerikan- İsrail ikilisinin Arap dünyasını bölerek Orta Doğu’da bir Arap NATO’su kurma çalışmasıdır.

Ancak bu sadece bir hayaldir. Çünkü bölgede kurulması planlanan ve deşifre olan yeni stratejik ittifak ARAP NATO’su olmaz. Olamaz.

Peki neden?

Nedeni bulmak için bölgeye ve tarihsel gelişmelere bakmak yeterli olacaktır sanırım.

Son olarak Türkiye’de Putin, Merkel, Macron ve Erdoğan toplantısı gerçekleşmiştir. Ki bunu ve stratejik önemini daha önce yazmıştık.

Tam da bu toplantı sonrasında,  savaş taraftarlarının farklı bir örgütlenmeyi ARAP NATO’su  ile gerçekleştirmeye çalışmaları mümkün değildir.

Aslında Amerika 21. Yüzyılın başlarında Avrupa ülkeleri ile ters düşünce , önce Asya’da kendisine yakın olan kendi kontrolünde olan ülkeler ile bir ASYA NATO’su  kurmaya çalışmıştı.

Bu NATO’nun merkezi Hindistan olacak, Malezya, Endonoazya, Flipinler, Japonya, Vietnam,  Kamboçya gibi sosyalizm sonrası batıya açılmış Asya ülkeleri ile Çin’e karşı bir dayanışma ittifakıydı planlanan.

Ama yaşanan olaylar çerçevesinde,  Amerika Trump ile beraber içe çekilmek durumunda kalınca,  küreselci Amerika’nın bu projesi gerçekleşemedi.

Amerika Varşova  Paktı’na karşı kurmuş olduğu NATO’yu, SSCB’nin ortadan kalkmasına rağmen eskisi gibi sürdürmek  istiyordu. Çünkü NATO üzerinden Avrupa ülkelerindeki askeri kontrolünü, kendi emperyalizmini küresel dönemde de devam ettirmek istemişti.

Oysa , SSCB’nin dağılmasından sonra komünizm baskısından kurtulan Avrupa ülkeleri ,  aynı zamanda emperyalizmin de etkisinden kurtulmak istiyorlardı. Bu nedenlerle de Avrupa ülkelerinde NATO’nun gizli yapıları olan gladyolar teşhir edildi. (Türkiye hariç)

Başta İtalya olmak üzere  aynı dönemde tüm Avrupa ülkeleri,  NATO’nun Gizli Orduları’nı deşifre etti.

Böylece Avrupa Birliği ,Avrupa ülkelerini bir kıtasal devlet haline ya da  federasyon haline dönüştürürken; Avrupa ülkelerinde NATO üzerinden kurulmuş olan Amerikan bağlantılarını deşifre ederek tasfiye ettiler.

Ve içerdeki gizli ordular tasfiye edildikten sonra da, sıra NATO’dan resmen çıkmaya geldi.  

Almanya bunun öncülüğünü yaparak,  Avrupa ülkelerini NATO dışında bir güvenlik arayışına sürükledi. Ve Avrupa Güvenlik ve İş Birliği İnsiyatifini, Avrupa Güvenlik Örgütüne dönüştürmek için yola çıktı.

İşte Amerika ile Almanya ve Fransa’nın yolları bu noktada ayrıldı.

NATO gizli ordularının tasfiyesinden sonra,  Avrupa Birliğinin gerçekleşmesi için ‘resmi NATO’  yapılanmasının da tasfiyesi gerekliydi. Ve bu doğrultuda,  Almanya Avrupa Güvenliğini Amerika’dan bağımsız, ( Amerikan emperyalizminden bağımsız) bir çizgide örgütlemeye yöneldi.

Merkel yönetimi,  hem Rusya hem Türkiye ile yakın ilişkilere girdi.  Atlantik hegomanyasına karşı bir çizgide yoluna devam ederek de bugüne geldi.

Ki İstanbul’da 10 gün önce yapılan ‘Boğaziçi Zirvesi’ de bunun en açık göstergesidir.

Avrupa ile yolları ayrılan Almanya,  İngiltere, Fransa gibi NATO’ nun üç büyük dev ülkesiyle karşı karşıya gelen Amerika- İsral ikilisinin,  Orta Doğu’daki savaşı batı bloku adına yürütme şansı böylece kayboldu.

Ancak ikili bu kez,  batılı güçlerin özellikle Vatikan’ı yöneten Hristiyanların,  Orta Doğu’ya müdahalesini önlemek üzere, Arap dünyasını bölerek,  hem zengin hem de küçük Arap ülkelerini kendi yanlarına çekmeye yöneldiler.

Özellikle İsrail siyonizminin işbirlikçisi olarak yönlendirilen Amerika’daki Evangelist Tarikatının savaş çığırtkanlığı da,   Orta Doğu’da Amerika ve İsrail’in bir 3. Dünya savaşı istemelerine yönelmelerini tırmandırdı.

İşte bu aşamada,  merkezi coğrafyadaki 3. Dünya savaşı çıkartılma meselesi uzun süren tartışmalara neden oldu. Sonrasında batı bloku dağılınca,  Amerika -İsrail ikilisi, Evangelistlerin desteğiyle Arap dünyasını bölmeyi hedeflediler. İşbirlikçi bir Arap dünyasını, önce Mısır’daki askeri darbeyi yaparak işe başladılar. Suudilerin  finansmanı, israil’in organizasyonu ile birlikte, Sisi’yi iş başına getirdiler. Ve daha sonra da, Mısır’ı Türkiye ve İran’a karşı merkez ülke konumuna getirip silah satışları üzerinden Suudilerin maddi desteğini örgütlediler. Böylece Ortadoğu’da bir Türk-İran ittifakının önünü keserek,  adını açıklamadan, fiilen bir ARAP NOTO’sunu gerçekleştirdiler.

Oysa yeni dönemde İran ve Türkiye’ye karşı Arapların büyük bir kısmı,  bir askeri birliktelik altında toplanmak üzereyken, dün Orta Doğu’da bölge ülkeleri ile emperyal ülkeler karşı karşıyaydı. Bugün Arap NATO’su girişimleri yüzünden,  Orta Doğu’ da Araplar, Türkler ve Farslar, bölge halkı olan Kürtlerle savaşa zorlanır hale geldiler.

Bu yönüyle gündeme gelmekte olan Arap NATO’su,  Orta Doğu’ ya barış değil, sürekli kaçak silahlarla beslenen Kürt asıllı terör örgütleriyle savaşı gündeme getirmekte ve dayatmaktadır.

Arap ülkeleri ile kurulmuş olan sermaye ilişkileri ise, zaman içerisinde askeri işbirliğine dönüştürülerek,  küresel sermayenin hegamonyasını dünya kamuoyuna dayatmaktadır. Görünen o ki, Asya NATO’su olmadı, Arap NATO’su deneyelim noktasındayız. Peki buna nasıl virgül konabilir? Yarın devam edeceğiz.




 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.