Anadolu Yayıncılar Derneği, O Ödülü Geri Çekmeli

Kerime Yıldız

Anadolu Yayıncılar Derneği’nin 6. Medya Ödülleri, 15 Eylül 2021 târihinde dağıtıldı. Ödüller hakkında çok şey söylendi. Öven oldu, kızan oldu. 

Bu kadar tepkiye gerek yok. Böyle organize işler, her mahallede var. Adamların canı çekmiş, ödül vermiş. Neticede toplumun ortak paydası olmayan herhangi bir dernek. Ama ödül, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden verilirse iş değişir. Hiç kimsenin Cumhurbaşkanını kandırma hakkı yoktur. Gönüllü kanmak isteyene sözümüz yok elbette.

Yazayım mı yazmayayım mı diye çok tereddüt ettim. Yok yok, yalakalıkta tavan yapan veya geçmişte Ermeni lobisinden de ödül alan gazetecilere ödül verilmesine itiraz etmeyeceğim. Maalesef bâzı gazeteciler, Bir Zamanlar Çukurova dizisindeki Süheyla gibiler. Süheyla, Yılmaz’ı ölümüne seviyordu. Yılmaz öldü, Demir’e âşık oldu. Şimdi Demir yok, yeni bir adama âşık olma hazırlığında. 

Benim itirazım, Ferhat Koç Özel Ödülü’ne. Aslında Emin Çölaşan’ın itiraz etmesini bekliyordum. Ses sedâ çıkmadı.

Sizleri, Emin Çölaşan’ın, 3 Haziran 1998’de Hürriyet’te yayınlanan “Ayıp Ettin Ferhat Bey!” başlıklı yazısına götürmek istiyorum. Bakalım, Ferhat Bey niye ayıp etmiş? 

Çölaşan, 29 Mayıs 1998’de Ermeni Soykırımı hakkında bir yazı kaleme almış. Millî gazete yazarı Ferhat Koç, yazıyı almış; başlığını değiştirip biraz kısaltmış ve aynen yayınlamış. 

Daha evvel de Cumhurbaşkanı elinden verilen bir ödüle itiraz etmiştim. Yeşilay, İzcilik Federasyonu’nun enfiye tiryâkisi başkanı Hasan Dinçer Subaşı’na Zümrüdüanka Yeşil Ödülü vermeye kalkmıştı. İtirazım üzerine, “Kişiye değil, kuruma verdik.” deyip geri adım atmamıştı. Başında enfiyecinin olduğu bir kuruma ödül vermek, nasıl bir gaflettir? O sırada Yeşilay’ın başında kadınların sigarasına takan Hayrettin Karaman’ın doktor oğlu İhsan Karaman vardı.
 
Boşuna organize işler demiyorum. 

NİHAT HATİPOĞLU, KARİDES İÇİN NE DİYOR?

Diyânet İşleri Başkanlığı, karides, midye, istakoz vb. deniz ürünleri için “haram” dedikten sonra Fâtih Altaylı, ilginç bir ayrıntı yakaladı. Emine Erdoğan’ın himâyesinde hazırlanan “Asırlık Târiflerle Türk Mutfağı” kitabında haram olan deniz ürünleriyle yapılan yemek târifleri varmış. 

Fatih Altaylı, şöyle sordu:

“Diyânet İşleri’nden deniz ürünleriyle ilgili fetvâ bu kitaptan sonra istenmiş olsa idi yine de ‘Deniz kabukluları haramdır’ diyebilirler miydi? Yoksa buradaki fetvâları, ‘Âfiyetle yiyebilirsiniz. Her derde devâ, batna cilâdır’ mı derlerdi?”

Ben cevap vereyim.

Eğer bu kitap, fetvâdan evvel Diyânet yetkililerinin önüne gitseydi, “Azıcık tadına bakılabilir” derlerdi.

Nereden mi biliyorum? Hayrettin Karaman’dan.

Makyaj yapmak günahtır ama First Lady, azıcık yapıyorsa “aşırı makyaj” günahtır. Fakat First Lady sigara içmiyorsa vur sigara içen başörtülülere!

Niye Nihat Hatipoğlu’na sorduğuma gelince…

Bugüne kadar Bir Zamanlar Çukurova dizisinde nefis Adana yemekleri vardı. Son bölümde sofraya karides geldi. Elbette Diyânet’e gönderme yapıldı. 

Bu dizi ATV’de yayınlandığına göre, Nihat Hatipoğlu’nun fetvâsını merak etmem doğal değil mi?

 
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.