AMERİKA F16 UÇAKLARINI NEDEN DRONA ÇEVİRİYOR?

Işın Erenoğlu

Yapay zeka ile tamamen pilotsuz savaş uçakları yakın gelecekte semaya hakim olacaklar ama şu anda ne durumdayız derseniz, Amerikan Hava Kuvvetlerinin Akıncı Projesiyle başlıyoruz...

Amerikan Hava Kuvvetleri, 2017 yılında, F16 savaş uçağını, muharebe görevini insansız olarak yerine getirebilen ve sonrasında başka bir insanlı savaş uçağıyla yan yana uçabilen otonom bir savaş dronuna çevirdi[1]. Projenin adı Have Raider II, Türkçeye, 2. Akıncı Projesi olarak çevirebiliriz.



Akıncı programı, Amerikan Hava Kuvvetlerinin (Loyal wingman project) Türkçe çevirsiyle sadık yardımcı uçak projesinin bir parçası. Bu projede, görevlerinde insanlı hava uçaklarına eşlik eden, insansız hava uçaklarının olması ve uçakların bir çift uçak olarak hareket etmeleri hedefleniyor. 

1.Akıncı projesinde, insansız otonom hava aracının hava saldırısını yapması için insanlı uçaktan ayrılarak, görevini tamamlayıp, insanlı hava uçağının yanına geri dönmesi hedefleniyordu. 2. Akıncı projesinde bir adım daha ileriye gidilerek, sistem, F16’nın yazılımını operasyonun parametrelerine bağlı olarak karar almaya zorluyor ve her durum değişikliğinde bu kararlar tekrar güncelleniyor. 

Yapılan deneylerde, drona dönüştürülen otonom F16’ların sürekli değişkenlik gösteren tehditlere karşı, haberleşmenin kesilmesi durumunda, rotadan sapmayı da yöneterek, görevini başarıyla icra ettiği görüldü[1] [2].

Bu ne anlama geliyor? Drona çevrilen otonom F16 savaş uçakları, dostu düşmandan kendi kendine ayırt ederek, gerekirse dost uçaklarla yan yana uçarken, gerektiğinde de insanın görev almasının tehlikeli olduğu görevleri insansız olarak icra edebiliyor ve insanlı hava uçağı çiftinin yanına geri dönebiliyor. Bu durum, cansız ama sadık bir köpeğinizin olmasına benzetilebilir, gerektiğinde tehlikeli işleri sizi korumak için üstleniyor, ifa ediyor ve yanınıza geri geliyor.

Peki F16’lar neden drone yapılıyor diye düşünenler olabilir?

Pentagon’un bu stratejisinin altında, Çin ve Rusya’ya caydırıcı unsur olarak, mevcut cihazların gelişen teknolojiye entegre edilerek, yeni yöntemlerde kullanması yatıyor[1]. F16’lar 40 yıldan fazla süredir kullanılıyor ve ABD hava kuvvetlerinin envanterinde emeklilik aşamasına yaklaşmış çok sayıda F16 bulunmakta.

Amerika’nın diğer bir başarısı ise, projelerinde kullandığı teknolojilerin güncel olmasında saklı. Nasıl mı? Örneğin, 2030‘ta bitmesi hedeflenen bir uçak projesi için, mikroişlemci üretici firmalarla görüşerek, 2030 yılında kullanılmaya başlanacak mikroişlemcileri daha hiç kimse bilmezken, projesinde kullanmaya başlıyor. Aksi takdirde, projeye başladığınız yılın teknolojisi, proje bittiğinde çoktan eskimiş ve geri kalmış oluyor. 

F16’ların drona çevrilmesine geri dönersek, amaç, F16’ların eski yada yeni olmasından ziyade değişim projesinin aslında yeni bir yol haritası olması. Eski teknolojiyi ıskartaya çıkartmak yerine, yeni sisteme entegre etmek! Amerika F16 ve F35 uçaklarını NATO görevleri de dahil olmak üzere ortak kullanımda paylaşsa da, F22 uçaklarını en yakın müttefik ülkelere bile satmıyor sadece kendi kullanıyor. Dolayısıyla sayı 35’ten küçük olduğu için psikolojik olarak daha alt teknolojiye sahipmiş gibi düşünülse de, F22’lerde ne gibi üstün teknolojilerin kullanıldığını bilmek savaş öncesi bir Dünya için pek mümkün olmayacaktır! Umarım insanlık hiç bir zaman öğrenmek zorunda kalmayacak ama burada bir ülkenin kendi teknolojisinin olmasının ne kadar caydırıcı bir unsur olduğunun altını çizmek için böyle ifade ettim. 
Türkiye olarak bizim de, her alanda yazılımı ve donanımı yüzde yüz bize ait, milli projelere ihtiyacımız var. Ancak o zaman masada ciddi şekilde söz hakkına sahip olabiliriz. Bunun için milli projelere harcanacak deneme bedellerini israf olarak görmemeliyiz.

Örneğin Amerika, başarılı projelere imza atana kadar bir çok başarısız projeye de imza attı. Soğuk Savaş döneminde Rus güdümlü nükleer füzelerine karşı, kuzey Dakota’daki piramit şeklindeki dev radar savunma projesine bugünün parasıyla 20 milyar dolar harcadı. Tesis bir yıl bile kullanılmadı. Ama tesisin yapılması için kullanılan bilgi ve teknoloji günümüzde üretilen insansız uçuş sistemlerinde yerini aldı.  

Ya da ay'a ilk gidecek roket fırlatılıncaya kadar birçok başarısız denemeye günümüz parasıyla 50 milyar dolar üzerinde harcama yapıldı. Her başarısız denemeden, doğru analizi çıkararak, bir sonraki doğru adımı atmayı başardılar. Roket deneylerini yapmak çok maliyetli oluyor, başka bir ülkeden daha uyguna almak varken, neden daha fazla para harcayalım diye düşünen bir ülke gelecekte söz sahibi olamaz. Teknolojiye yatırım, ihtiyaç değil, varlık için mecburiyettir! Bugün Space X firması Ay’a turistik seferler düzenleyeceğini ilan etti ve sadece bir biletini 100 milyon doların üstünde fiyata satıyor.

Ülkemizde ise, çoğu zaman değişen bürokratlarla projelere tekrar baştan başlanıyor.

Çok mu uçtuk dersiniz, uzaya kök salmaya çalışan insan olarak, gökyüzüne hakim olmaya çalışmak çok olmasa gerek...

Sevgiyle kalın,

Işın Erenoğlu Üstündağ

Referanslar:

[1] https://www.popularmechanics.com/military/research/a26028/f-16-drone-have-raider-ii/

[2] https://www.airspacemag.com/daily-planet/no-pilot-no-problem-180963050/

Not: Yazıdaki fotograf, Akıncı projesi sırasında F16’ya eşlik eden insansız Vista yardımcı uçağını göstermektedir. (Lockheed Martin)