Ali Babacan Krizden Çıkışın Formülünü Açıkladı!

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazetecilere yaptığı değerlendirmede Erdoğan'ın ve AKP'nin politikalarını eleştirdi. Babacan, "Samimi bir açıklamayla sorunların en az yarısı çözülür" dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin birinci kuruluş yıldönümü nedeniyle bir araya geldiği gazetecilere değerlendirmelerde bulundu.

Ali Babacan, "Ekonomiyi düzeltmenin yolu hukuk devletten geçer. O kadar uzun uzun reformlara, planlara falan gerek yok. 1 saatlik bir basın toplantısında ‘Anayasa Mahkemesi kararlarına saygılı olacağız, uymayan mahkemelere karşı HSK’yı göreve davet ediyoruz’ desinler; ‘Bizden yargıya artık telefon, pusula gitmeyecek’ desinler; ‘Basın hürdür, şiddeti teşvik etmedikçe artık karışmayacağız’ desinler; ‘TRT ve Anadolu Ajansı’na dönüp artık tek bir partinin propaganda aracı olmayı bırakıp, objektif habercilik yapacaksınız’ desinler. Samimi bir açıklamayla sorunların en az yarısı çözülür" dedi.


 
Gazetecilerle akşam yemeğinde buluşan Babacan, 81 ilin tamamında il başkanlarını görevlendirdiklerini, 43 il ve 300’den fazla ilçede de kongrelerini tamamladıklarını söyledi.

'GAZETECİLERİN VE SİYASETÇİLERİN ŞİDDETE MARUZ KALMASI UTANÇ KAYNAĞI'
KRT TV'nin aktardığına göre; Ülkenin mevcut sorunlarının büyüyeceğini ifade eden Babacan, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Birinci yılı doldurduğumuzda ‘iyi ki partimizi kurmuşuz’ diyoruz. DEVA Partisi’ni kurmaya karar verdiğimiz 2019’un şubat ayından bu yana ülkemizin hiçbir sorunu düzelmedi. Vatandaşlarımız en büyük sorun alanı olarak işsizlik, hayat pahalılığı ve yoksulluğu söylüyor. Özgürlükler ve temel haklarla ilgili sorunlar büyüyor. İki yıl önce siyasal şiddet diye bir şeyi konuşmuyorduk.

Gazetecilerimizin, düşünürlerimizin, siyasi partilerin üst düzey yöneticilerinin sırf yazdıkları ve söyledikleri sebebiyle fiziki şiddetle karşı karşıya kalması bu ülke için utanç kaynağı. Ekonomik sorunların sebebini teşhis ederken özgürlüklerle ilgili sorunların öncelikle ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’nin hukuk devleti niteliğiyle ilgili de çok ciddi sıkıntılar var. Anayasa rahatlıkla çiğnenebiliyor. AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmuyor. Bu tablo felaket."


 
'TÜRKİYR DIŞ İLİŞKİLERDE YALNIZLAŞTIKÇA TERÖR ÖRGÜTLERİ YÜZ BULDU'
"Türkiye dış ilişkilerde yalnızlaşmanın bedelini çok ağır ödüyor. Ulusal çıkarlarımız büyük zarar görüyor. Yalnızlaştığımız için terörle mücadelede yeterince etkili olamıyoruz. Dışişleri Bakanlığım döneminde yakın coğrafyamızda terör örgütlerinin yalnızlaştırılmasının gerektiğini söylerdik. Şimdi Türkiye ülke olarak yalnızlaştı, terör örgütleri daha çok ülkeden yüz buldu."

Dış politikada yapılan hataların ekonomik yansımaları olduğunu belirten Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunun ekonomik sonuçlarını başta sınırdaki illerimiz olmak üzere Türkiye’nin tümünde yaşıyoruz. Sınır ötesi ticarette, genel itibarın bozulması nedeniyle yatırımların azalmasında yaşıyoruz. İmkânı olan kendi insanlarımız başka ülkelere yatırım yapıyor. Kendi ülkemizden elde ettikleri sermaye birikimlerini başka ülkelerde istihdam sağlamada kullanıyorlar."

'İNSAN HAKLARI, EKONOMİ DİBE VURUNCA HATIRLANMAMALI' 
Babacan açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Hükûmetin reform paketleri gündemiyle ilgili bir soruya şu yanıtı verdi:


 
"Kâğıt üzerine gayet güzel şeyler yazabilirsiniz ama uygulamaya bakmak lazım. Yürütme erkinin baskısıyla alınan yargı kararlarının olduğu bir ülkede, insan hakları uygulamasının normal seyretmesini beklemek çok zor. AİHM’de sözleşmeye taraf 40 ülkenin dosya sayısını topluyorsunuz, sadece Türkiye’nin dosyası o kadar. Anayasa Mahkemesi, esastan incelediği dosyalarda yüzde 95 oranında hak ihlali tespiti yaptı.

'EKONOMİYİ DÜLTMENİN YOLU HUKUK DEVLETİNDEN GEÇER'
"Hükûmet, ekonomiyle ilgili sorunların çözümünün hukuktan başladığını anlamakta güçlük çekiyor. Bakanı ve Merkez Bankası’nın başkanını değiştirip, ekonomiyle ilgili üç beş karar alınca ekonominin düzeleceğini zannediyor. Olmaz, hiç boşuna uğraşmasınlar. Uzun vadeli yatırımdan bahsediyorsak, yatırımcıların hukuki güvenliğe verdikleri değer çok yüksek. Merkez Bankası’nın faizini yükselt, gecelik ve haftalık sıcak para gelsin, o parayla da kuru kontrol altında tutmaya çalış… Böyle çözülmez."

'SORUNLARIN YARISI BİR SAATLİK AÇIKLAMAYLA ÇÖZÜLECEK KADAR KOLAY'
Ekonomide dürüst ve işin ehli bir kadronun, iç tutarlılığı olan bir ekonomik programın, bağımsız kuruluşların ve kural bazlı ekonomi yönetimi anlayışının şart olduğunu savunan Babacan şöyle konuştu:

"O kadar uzun uzun reformlara, planlara falan gerek yok. 1 saatlik bir basın toplantısında ‘Anayasa Mahkemesi kararlarına saygılı olacağız, uymayan mahkemelere karşı HSK’yı göreve davet ediyoruz’ desinler; ‘Bizden yargıya artık telefon, pusula gitmeyecek’ desinler; ‘Basın hürdür, şiddeti teşvik etmedikçe artık karışmayacağız’ desinler; ‘TRT ve Anadolu Ajansı’na dönüp artık tek bir partinin propaganda aracı olmayı bırakıp, objektif habercilik yapacaksınız’ desinler. Samimi bir açıklamayla sorunların en az yarısı çözülür."

'S-400 MESELESİ NATO'YLA DEĞİL, ABD -TÜRKİYE İLİŞKİLERİYLE İLGİLİ'
Babacan, "Hükûmetin S-400 seçeneğini değerlendirmesini ve NATO’ya direnmesini nasıl yorumluyorsunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"NATO; S-400 meselesine taraf değil, ruhuna aykırı. Bu konu NATO’da her ülkenin kendi egemenlik alanı ve ulusal karar alanı olarak değerlendiriliyor. S-400 meselesi ABD-Türkiye arasındaki ikili ilişkiler açısından bir sorun alanı. NATO Genel Sekreteri’nin sadece gönüllü, gayri resmi bir arabuluculuk fonksiyonu var."

'ABD'NİN TÜRKİYE'YE PATRİOT SATMASI YAKIŞIKSIZ BİR HATA'
"Türkiye, Suriye’den kaynaklanan güvenlik riskleri ortaya çıktığında NATO’dan füze sistemi talebinde bulundu. NATO kuruluş sözleşmesinin 5. maddesi, günlük tabirle ‘hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için’ maddesi, gereğince üç ayrı batarya grubu kuruldu. Suriye rejiminden kaynaklı riskler ortadan kalktığında o bataryalar söküldü.

Tam o dönemde Türkiye, Patriot sistemlerini satın almayı talep etti. Parasıyla ve haklı olarak teknoloji transferiyle birlikte bunu istedi. ABD’nin o dönemde buna soğuk bakması ve bu sistemleri Türkiye’ye satmaması büyük bir hata. İttifakın ruhuna yakışmayan, güveni zedeleyen bir durum."
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri