Ahmet Levent Öner Yazdı: Üretmek Tam Bağımsızlığın Vazgeçilmez Ve Tek Şartıdır.

Ergenliği geçirdikten 30 hatta belki 40 yaşlarına geldikten sonra ana baba evindeyseniz, elbette onların kurallarına uymaya, onları üzmemeye gayret etmeniz şarttır.

Ben profesyonel eğitmenlik hayatıma başladığım 1984 yılından itibaren hemen her eğitiminde sözü başlığımdaki konuya getirir ve tam bağımsız olmanın şartlarını, olamamanın ise rezilliğini ve zelilliğini anlatmaya, değerli katılımcılarımın farkındalığını artırmaya gayret ederim.

Ergenliği geçirdikten 30 hatta belki 40 yaşlarına geldikten sonra ana baba evindeyseniz, elbette onların kurallarına uymaya, onları üzmemeye gayret etmeniz şarttır. Bu durumda olan birinin örnek olarak, “Yahu ben şu yaşa(!) gelmişim hala her şeyime çok karışıyorlar. Eve geliş gidiş saatime bile… ” şeklindeki veya benzeri serzenişi ne kadar yanlış ve anlamsız ise, sözüm ona ülke olmuş ama üretmekte gerek verim, gerek kalite konusunda kendini ispat edememişlerin de tam bağımsız olma masallarına inanamam. Zira böyle bir realite yoktur. Özgürlüğün Şartı Ekonomik Özgürlüktür

Tam bağımsızlık önce bir ruh, bir karakter ister. Tam bağımsızlık önce fert olabilmeyi gerektirir. Fert olabilmiş kişilerden oluşan aileler, işletmeler ve ülkeler her zaman daha başarılıdır.

Fert olabilirsek, diğer insanlarla beraber yaşarken ve üretirken, zannedilenin aksine, gerçek bir takım olabiliriz. Fert olabilirsek objektif ve tarafsız düşünebiliriz. Fert olabilmişsek, empati duygusu ve becerisi kazanmış, algılarla değil, gerçeklerle düşünebilen, sorgulayan, kafasını kullanan vicdanlı akıllı insanlardan biri olmuşuz demektir. Burada dikkatinizi çekerim; akıllı dedim zeki demedim…

Fert olabilmiş varlıklardan oluşan insan topluluklarında, kavga, kıskançlık ve çekememezlik yok denecek kadar azdır. Adeta hayvani ve basit iç güdülerle çoluk çocuğunu, arkadaşını, köylüsünü, takımını, partisini hataları ve bariz haksızlıklarına rağmen kayırıp savunmak yerine, objektif ve akılcı davranmak, hak ve hukuk çerçevesinde kararlar vermek, özetle objektif ve tarafsız olmak vardır.

Gelelim en önemli, can alıcı konuya; fert olabilmenin neredeyse tek ve önkoşulu çok iyi bir eğitim almaktır. Eğitim, kendileri de doğru eğitilmiş, düşünmeyi, bağımsızca doğru kararlar verebilmeyi teşvik eden ana babalar sayesinde aileden başlar. Elbette kabilse ana babaları da daha öncesinde eğitmiş olması gereken okullarda sürdürülür… Iyi öğreticilerse okularda hafızlatmayı veya “inekleme” denen ezberciliği ve sorgulamadan dinleyip kabul etmeyi değil, sorgulamayı, hatta “şeytanın avukatlığı” düzeyine varabilen sorgulamayı teşvik edip öğretirler. İyi eğitim disiplinli, mutlaka bilimsel ve deneysel çalışmalar ile desteklenen eğitim olmalıdır. Bunun aksi tamamen hüsran ve boşa vakit kaybıdır.

İyi eğitim olmazsa fert olabilmek hayalden öte sadece şansa kalır. Elbette insanlar her yaşta hayattan da ders alabilirler ama burada da dogmalar ve peşin hükümler varsa, o ders alma konusu da sadece peşin hükümleri adeta yobazca pekiştirmeye yarar. Evet dostlarım, unutmayın fert olabilmenin vazgeçilmez şartı eğitimdir. “Üretebilmek” baskın çoğunlukla iyi eğitimin getirdiği fizik, kimya, biyoloji gibi uygulamalı öğretileri öğrenmiş, fert olabilmiş insanların harcıdır. Böyle kişiler pratik hayattaki sorunları da daha kolay görür ve çözebilirler. Yazımın daha başında belirttiğim bazı özellikleri taşıdıkları için, beraber yaşayıp, üretirken, çıktı kalitesine, verimli üretmeye daha fazla özen gösterirler. Sorgulama becerileri kazandıkları kadar bilimsel konularda alt yapıları olduğu için yeniliklere, yeni icatlar yapmaya yatkındırlar. Dedikodu, kıskançlık, anlaşamama gibi önce motivasyonu, sonra da verimle kaliteyi bozan ilkel davranışlardan uzak durabilirler.

Yenilikler, icatlar, kaliteli ve verimli üretim demektir. Topluma yararlı olan “satılabilir” ürünler demektir. Verim bilinci ile üretilmiş, kaliteli ve teknolojik ürünler, insanların boşuna ve çerçöpe para harcamalarını önleyerek, toplumdaki tasarrufu da destekler. Tasarruflarsa gene fert olabilmiş insanlarca yatırımlara dönüşür, iç ve dış satış artar. İç ve dış satış arttıkça toplumdaki refah da artar. Refah yani zenginlik, fert olabilmiş insanların yönettiği toplumlarda olabildiğince hakça dağılır ve o aile, o işletme, o ülke zengin olur. Fakir ülkelerse, kendilerinden daha çok ve çeşitli üretim yapan yani daha zengin olan ülkelerin açık ve gizli tahakkümünden asla kurtulamazlar. Böyle ülkeler, yaşça reşit olup, kafaca reşit olamamış insanlar gibi, emir kumanda altında iki ileri bir geri vakit kaybedip dururlar. Bu bağımlılıktır ve her bağımlılık gibi uzun vadede hep sıkıntı, yokluk ve ölüm getirir…

Can dostlarım özetin de özeti, sizlerin de anladığı gibi, eğitimle başlayan fert olabilmek, yenilikleri, verimi, kaliteyi sağlayacak bilinci geliştirir. Bu bilinç farklı, çeşitli, satılabilir her türlü ürünü sağlar. Satılabilirlik kişisel, işletmesel ve ülkesel gelişimi yani refahı, yani zenginliği sağlar. Bunları yapamayan ülkeler sadece bahanelerle gün geçirip, bunları yapabilen ülkelerin esiri olarak zaman kaybederler. Dostlartım, detaylara dalıp hedefi şaşırmayın. Gerçeği başka yerlerde, dışarılarda aramayın. Gerçek bu anlattıklarım kadar basit ve acımasızdır!

Ahmet Levent ÖNER

Altıntepe

18 Ekim 2026

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri