Adalet Stüdyoda Dağıtılmaz

Prof. Dr. İ. Hamit Hancı

Prof Dr.İ.Hamit Hancı -Av.Dr.Alp Aslan
Adli Bilimciler Dermeği

Öğleden sonra kuşağı, uzun zamandır Türkiye’de adalet fikrinin sessizce yer değiştirdiği bir zaman dilimi hâline geldi.

Ekran başında gözyaşı, itiraf, linç ve “vicdani hüküm” dolaşıma sokuluyor; kameranın önünde kurulan yarı-mahkemeler, toplumsal öfkenin geçici tatminine hizmet ediyor.

Oysa adalet, seyirlik bir duygulanım değildir; prosedürü, sınırı ve sorumluluğu olan kamusal bir faaliyettir.

Bugün bazı tv lerdeki programlar, “kamu yararı” iddiasıyla adaletin alanına girmekte; savcıyı, hâkimi, kolluğu ve hatta yasayı temsil eden bir dil kullanmaktadır.

Sorun tam da buradadır: Adalet, temsil edilemez bir otoritedir. Temsil edildiği anda keyfileşir.

Bu programların yaptığı şey, suçla mücadele etmekten çok suçu dramatize etmek, mağduriyeti reytinge dönüştürmek ve yargılamayı kurgusal bir hızla ikame etmektir.

Kamera önünde “itiraf” alınmakta, sosyal medya baskısıyla “fail” ilan edilmekte, kamuoyu önünde cezalandırma hissi üretilmektedir.
Masumiyet karinesi ve savunma hakkı ise bu hızın altında ezilmektedir.

Hukuk, sabır ister; televizyon ise acele eder.

“Devlet nerede?” sorusuna neden olabilen bu programların denetlenmesi bu noktada anlam kazanır.
Türk Milleti adına yetkili Cumhurbaşkanı vardır, Meclis vardır; polis, jandarma, savcı ve mahkeme vardır.

Adalet stüdyoda değil, kurumlarda sağlanır.

Kurumların işlemediği iddiasından yola çıkmakta çözüm
Bunu ekranla ikame etmekle değil, tam tersine hukuksal hesap verebilirliği güçlendirmekle olur.

Aksi hâlde, reytingle alkışla devleti zayıf gösterme gafletine düşülmüş olur.

Dahası, bu yayınlar toplumsal bir dinamiği de bozar. Suçun nedenleri, yapısal sorunlar, yoksulluk, şiddetin üretim koşulları konuşulmaz; bireysel kötülükler teşhir edilir.

Böylece seyirci rahatlar: Sistem sorgulanmaz, “kötü kişi” bulunmuştur.

Adaletin toplumsal boyutu, bir “şov” estetiğinin içinde kaybolur.

Bu yüzden mesele sansür değildir; sınır meselesidir.
Basın özgürlüğü, yargı yetkisinin devri anlamına gelmemelidir.

Televizyonun görevi aydınlatmaktır; yargılamak değil. Adalet, alkışla güçlenmez; usulle güçlenir.

Sonuç açıktır: Öğleden sonra kuşağında adalet dağıtılmaz. Dağıtılıyormuş gibi yapılır. Ve her “yayın yoluyla adalet” denemesi, gerçek adaletin biraz daha geri çekilmesine yol açar.
Adalet bir gösteri unsuru olmaktan çıkarılmalıdır

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.