ABD'YE 'SARI ÖKÜZÜ' VERMEK...

Nuray Başaran

ABD ile ilişkilerimiz 'sarı öküzün hikayesi' halini aldı.

Rahmetli Bülent Ecevit'in Başkan Clinton ile Oval Ofis'teki resmine itiraz edenler, bugün masaya konan 'şantaj dosyaları' ile karşı karşıya ne yazık ki....

Rahmetli Bülent Ecevit hiç olmazsa, - kendisi için konabilecek bir şantaj dosyasına mahal vermediğinden- sadece 'zayıflatılmış' ülkesi için taleplerini ve haklılığını iletme çabası veriyordu.

Ancak gelinen noktada, - tüm dünyanın gözleri önünde- ABD'nin elinde bulundurduğunu söylediği evraklar üzerinden bizi dize getirmesi gibi bir durum söz konusu.

Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın, 'EY Amerika!' demesi gereken söylemlerine alışmış olan bizler, yeniden bir 'One Minute' vakası bekliyoruz.

Ancak bir bakıyoruz ki , ABD Başkanı Donald Trump'ın 'akıll ol' tadındaki mektubuna da aynı sertlik ve küstahlıkla bir cevap bile verilmiyor.

Hemen sonrasında 'masa'da yapılan anlaşmalar ise tüm dünya tarafından kapalı kapılar ardında, 'şantajla yapılan anlaşmalar' diye yorumlanıyor. Sahada kahraman Türk Ordusu'nun başarısı da böylece 'hiç' ediliyor.

Hemen ardından bu sabaha karşı,- 13 Kasım'daki Erdoğan'ın ABD seyahatinin öncesinde -yine aynı enstrümanlar ve şantaj belgeleri kullanılıyor. Hem de bir ABD Başkanının 'masa'daki anlaşmalara paralel verdiği söze rağmen!

Biz, 'masa'ya oturtulmak istenen bir Türkiye Cumhurbaşkanı görüntüsünü hem Erdoğan karakteri ile bağdaştırmakta güçlük çekiyoruz. Hem de bunu reddedip en ağırından kınıyoruz!

Herkesi de kınamaya davet ediyoruz!

Ey uzun ve yalnız adam şimdi tam zamanı;

KES RACONU!

-Birileri sizin ve ailenizin mal varlıklarını sorgulayacağı ya da ortaya çıkaracağı tehdidi ile,

-Birileri sizin HALKBANK'taki 'yanlış' yaptıklarınızdan oluşturduğu iddianameler  ile,

Aslında doğrudan sizi 'rehin' aldığı algısı yaratıyor!!!

Belki kimse dillendiremiyor ama gelinen noktadaki durum bu!

Algının çoğu zaman gerçeğin çok önüne geçebildiği günümüzde, buna 'dur' diyemez isek, bunun ne sürdürülebilirliği ne de kabul edilebilirliği vardır.

Elbette ABD Büyükelçisi'ni her seferinde Dışişleri Bakanlığı'na çağırırız. Ancak 'yargımız bağımsız' deyip rahibi verebildiğimiz zaman, ABD 'daha neleri alabilirim' alışkanlığı kazanırsa, bunun önüne geçmek mümkün olmaz. 

Şimdi buradan sesleniyorum:

Kimse benim ülkemin Cumhurbaşkanı'na 'akıllı ol' diye mektup yazamaz!

Kimse benim ülkemin Cumhurbaşkanı'nı 'rehin alamaz!

Kimse benim Cumhurbaşkanı'mı kendisi ve ailesinin mal varlıklarını ortaya çıkarmak üzerinden tehdit edemez ve şantaj yapamaz. Zaten böyle bir durumun sürdürülebilirliği de yoktur!

Cümleleri daha çoğaltabiliriz.

Bir son söze gerek varsa eğer söyleyelim.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GÜÇLÜ BİR DEVLETTİR!

100 YIL YAŞAYABİLEN BAŞKA BİR CUMHURİYET DE YOKTUR!

BUNU DA ÇÖZECEKTİR!

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.