Abdullah Gül yeni parti kuruyor iddiası, medyada iki gazeteciyi birbirine düşürdü...

Milliyet yazarı Talat Atilla ve Habertürk Yazarı Muharrem Sarıkaya birbirine girdi

Talat Atilla’nın Milliyet Gazetesindeki köşesinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yeni bir siyasi  parti kuracağına ilişkin yazısı sadece siyaseti değil, medyayı da karıştırdı. 
Talat Atilla’nın haberi üzerine 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çok yakınındaki bir kaynakla görüştüğünü söyleyip , habere ‘deli saçması’ yorumu getiren Muharrem Sarıkaya’ya anında Talat Atilla’dan cevap geldi. İşte o yazılar;

 

TALAT ATİLLA:  TÜRK MEDYASININ RECEP İVEDİK PROFİLİ: MUHARREM SARIKAYA

Ankara’da hangi gazeteci ya da siyasetçiye Muharrem Sarıkaya isminden söz etseniz... Müstehzi bir tebessüm eşliğinde trajikomik hikayeler dinlersiniz...

Sadece 2 kat asansörle çıkarken eşlik ettiği Binali Yıldırım’la gazetesine adeta röportaj uzunluğunda demeç yazmasını mı anlatalım...

Manken Naomi Campbell’in kankası (!) olduğunu anlatmasını mı?...

Ahmet Necdet Sezer’e “Abi” diye başlayan, akıl verme ile biten sohbetlerini mi?

Çiller’e “Pilotum ben aynı zamanda. Cumhurbaşkanlığı Köşkünün üzerinden de uçtum” dediğinde...
Çiller’in “İyi de köşkün üstünde uçuş yasağı var!” deyince, arka koltuğa kaçışını mı?

Denizaltının kapağını açınca, kendisini gören bir vatandaşın “Aaaaa... Muharrem Sarıkaya!” dediğini....

Ama yeryüzünde hiçbir denizaltında böyle bir sistemin olmadığını biliyor muydunuz?
Ankara’lı her hangi bir gazeteciye, hatta iş adamına sorun lütfen...
Sarıkaya, gurubu kendisinin yönettiğini iddia eder.
Oysa bu buz gibi bir yalan!
Neyse...
2 cilt Sarıkaya hikayelerinin hepsi bu kadar komik değil!
Özellikle kendi gurubunun televizyonlarına çıkan gazetecileri, yayında ve sonrasında provoke ettiğini biliyor muydunuz?
2 örnekle yetinelim...
Mesela gazeteci Metehan Demir Habertürk ekranına çıktığında, reklam arasında program moderatörünü arayarak “Yalan söylüyorrrr!” diye avazı çıktığı kadar bağırdığını....
Gazeteci Talat Atilla Habertürk ekranına çıktığında, yine moderatöre mesaj atarak “İktidarın bir yetkilisine sorduk, onu yalanladı, der misin!” diyerek kendi yayın kuruluşunu bile provoke ettiğini biliyor muydunuz?
Ve daha onlarcası...
Yazılması hoş olmayan anekdotlarla Muharrem Sarıkaya tam bir Recep İvedikhikayesidir...

En son marifeti, sık sık yaptığı gibi 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın müşavirliğini de yüzüne gözüne bulaştırdı!
Çoğu zaman olduğu gibi kapı arkalarında mesleki kıskançlıkla çekiştirdiği Milliyet yazarının Gül ile ilgili yazısına Habertürk internet sitesindeki köşesinde, “Hayalet bir karakteri konuşturarak!” yalanlamaya çalıştı.

Sen, Gül’ün adına avukatlık yapma ihtiyacını yıllardır neden bir görev kabul ediyorsun Sayın İvedik desek...
Lal olur kalırsın!
Madem bir basın müşavirliği yapıyorsun, kurumuna zarar vermeden yap!
Yazının en önemli öznelerinden birisi, Gül’ün Kayseri teşkilatını ziyarete gittiğinde kapılar kapandığı için üye olamadığını iddia etmesi değil mi?
Neden o konuyu tek satır yaz(a)madın!
Sayın Muharrem Sarıkaya...
Pardon Sayın İvedik...
Yazdığın zaman, yüreğin yetiyorsa eleştirdiğin gazetecinin ismini vereceksin!
Yoksa, nal gibi takacağın, muska gibi boynunda taşıyacağın yazılara muhatap olursun!
Teşbih de hata olmaz.
Hani derler ya onun değilse, sahibinin hatırı var!
Tam da bu yüzden şimdilik bu kadar...

 

MUHARREM SARIKAYA: GÜL'ÜN PARTİSİ...

Hani çok yakın eş, dost, akraba, “yediği içtiği ayrı gitmeyen” diye tanımlanır ya…

Öyle bir isim…

Önemli karar anlarında hep 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yanında yer aldı.

En azından kararını ilk dile getirdiği kişilerden biriydi…

Son günlerde Gül’ün 55 milletvekili ile parti kuracağı haberi yayılınca merak edip aradım.

Soruyu sormamla başladı, bitene kadar tepkisini sert dille sürdürdü.

Dedi ki, “Yalanın dik alası… Tam bir deli saçması… Bir deli kuyuya bir taş attı, 40 akıllı çıkarmaya çalışıyor…”

Durmadı, “Kimmiş bu 55 milletvekili?” diye devam edip ekledi: “Ne böyle bir kararı var ne bu yönde bir adımı, girişimi, beklentisi… Dedim ya deli saçması ve uydurma bir iddia…”

Neden yalanlama yoluna gidilmediğini sordum, yanıtı ilginçti:

“Yalanlayacağın iddianın da bir ciddiyeti olmalı…”

Son günlerde Anadolu’da birilerinin Abdullah Gül ve Ali Babacan adına parti kurma faaliyeti yaptığı haberlerinin geldiğini ilettim.

“Ali Bey'i (Babacan) bilmem, ama Abdullah Bey'in (Gül) böyle bir uğraşı yok. Bundan da eminim…”

Kapatırken de aynı cümleyi tekrarlıyordu:

“Deli saçması, deli saçması…”

***

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri