8 Nisan 01:30 sularında varılan ateşkesin ardından gözler İslamabad’da. Görüşmelerin bugün 13:00’te başlaması bekleniyor.
ABD heyetinin başındaki isim, başkan yardımcısı JD Vance. İran heyetineyse İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf başkanlık ediyor.
Vance, ABD’den yola çıkmadan önce “İranlılar iyi niyetlilerse bir el uzatmaya hazırız” dedi. “Ama oyalamaya çalışırlarsa sıcak karşılamayız” diye de ekledi.
Kalibaf ise X’teki paylaşımında görüşmelerin başlatılması için karşılıklı kararlaştırılan iki şartın henüz yerine getirilmediğini vurguladı: “Lübnan’da ateşkes ve İran’ın bloke edilmiş varlıklarının serbest bırakılması.”
BBC, taraflar arasındaki beş temel ayrışmayı listeledi:
Lübnan
İsrail’in, İran’ın Lübnan’daki müttefiki Hizbullah’a karşı yürüttüğü harekat, görüşmeleri daha başlamadan rayından çıkarma tehdidi taşıyor.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, X’ten “Bu eylemlerin devam etmesi müzakereleri anlamsız kılacaktır” demişti, “Elimiz tetikte beklemeye devam ediyor. İran, Lübnanlı kız kardeşlerini ve erkek kardeşlerini asla terk etmeyecektir.”
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise konu Hizbullah olduğunda bir ateşkesin söz konusu olmadığını söylüyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarının artık ‘biraz daha hafif’ olacağını söylerken, ABD Dışişleri Bakanlığı da İsrail-Lübnan müzakerelerinin gelecek hafta Washington’da düzenleneceğini belirtiyor.
İran’ın bu ‘hafif’ saldırılara karşı tutumunun ne olacağıysa belirsiz.
Hürmüz Boğazı
Görüşmeleri daha baştan sekteye uğratma potansiyeli taşıyan bir diğer konu da Hürmüz Boğazı.
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
Trump, İran’ın başlangıçtaki sözüne rağmen gemilerin Boğaz’dan geçişine izin verme konusunda ‘çok kötü bir iş çıkardığını’ söylüyor.
ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık bu hayati su yolunda kontrolü ele geçiren İran, buradan hangi geminin geçip geçemeyeceğine dair yeni kurallardan bahsederek bu durumu resmileştirmeye kararlı görünüyor.
İranlı meclis yetkilisi İbrahim Azizi, Boğaz’dan geçişler için İran riyaliyle ücret alınacağını duyurmuştu.
Son haftalarda Boğaz’dan geçebilen gemilerin 2 milyon dolar (yaklaşık 89 milyon lira) geçiş ücreti ödediğine ilişkin haberler yapılıyordu.
Trump dün “İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen tankerlerden ücret aldığına dair haberler var. Umarım doğru değildir” diye uyardı.
Nükleer
Tartışmasız en büyük ve en uzun süreli anlaşmazlık konusuysa İran’ın uranyum zenginleştirmesi. Savaş 28 Şubat’ta başladığında ABD ve İran bu konuyu müzakere ediyordu.
Trump, İran’a saldırıları ‘asla nükleer silaha sahip olmaması’ için başlattığını iddia ederken, İran hiçbir zaman bomba yapma niyetinin olmadığını savunuyor.
İran, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’na imza atan bir taraf olmasına atıfla uranyumu sivil amaçlarla zenginleştirme hakları olduğu konusunda ısrarcı.
Trump’ın ateşkesi kabul ettiğini duyurduğu paylaşımda ‘müzakere için üzerine çalışılabilir bir temel’ diye nitelediği İran’ın 10 maddelik önerisi, zenginleştirme haklarının uluslararası düzeyde tanınması talebini de içeriyor.
Trump’ın kendi 15 maddelik planındaysa bununla çelişen bir talep var: ‘İran topraklarındaki tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerine son verilmesi.’
Hafta başında konu ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e sorulduğunda, ‘İran asla nükleer silah kapasitesine erişemeyecek’ demekle yetindi.
Uluslararası müzakerecilerin bu çetrefilli meseleyi ayrıntıyla ele alan 2015 Ortak Kapsamlı Eylem Planı’nı (JCPOA) oluşturması yıllar sürmüştü.
İran’ın bölgesel müttefikleri
İran’ın Lübnan’da Hizbullah, Yemen’de Husiler, Gazze’de Hamas ve Irak’taki çeşitli milisler gibi bölgede müttefikleri ve vekilleri var. Bu da İran’a ‘ileri savunma’, yani tehdidi kendi kapısına gelmeden, düşmanın bölgesinde veya tarafsız bir bölgede durdurma stratejisi kazandırıyor.
İsrail’in Ekim 2023’ten beri sürdürdüğü saldırılarda, İran’ın ‘Direniş Ekseni’ adını verdiği söz konusu ağ sürekli hedefte.
Bu ağın Suriye’deki parçası Beşar Esad rejimiyse 8 Aralık 2024’te devrildi.
İsrail, ‘Şer Ekseni’ diye adlandırdığı bu yapıyı bütünüyle ortadan kaldırılması gereken varoluşsal bir tehdit olarak görüyor.
İran ekonomisinin çöktüğü bu dönemde, birçok İranlı, hükümetlerinin dış kanallardan çok yaşamlarını kolaylaştırmaya para harcamasını istiyor. Ancak İran’ın müttefiklerinden vazgeçmeye hazır olduğuna dair henüz pek bir emare yok.
Yaptırımların kaldırılması
İran’ın İslami rejimi, yıllardır ekonomisini felç eden uluslararası yaptırımlara maruz.
İran, tüm ABD ve uluslararası yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. Dün (10 Nisan) İran Meclis Başkanı Kalibaf, müzakereler başlamadan önce dondurulmuş 120 milyar dolara yakın İran varlığının serbest bırakılması gerektiğini söyledi.
Kalibaf, bunun daha önce kararlaştırılan iki önlemden biri olduğunu belirtti. Diğeriyse Lübnan’da ateşkes.
Fakat ateşkesin arabulucusu Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkes duyurusunda dondurulan varlıkların serbest bırakılmasına değinmiyordu.
Kalibaf’ın hangi anlaşmaya atıfta bulunduğu net değil. Trump yönetiminin, sırf görüşmeleri başlatmak için böylesine bir taviz vermesi pek olası görünmüyor.
Öte yandan İran’ın 10 maddelik planında, ‘Tüm birincil ve ikincil yaptırımlarla, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının kaldırılması’ şartını masaya getireceği biliniyor.
Fakat ateşkesin arabulucusu Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkes duyurusunda dondurulan varlıkların serbest bırakılmasına değinmiyordu.
Kalibaf’ın hangi anlaşmaya atıfta bulunduğu net değil. Trump yönetiminin, sırf görüşmeleri başlatmak için böylesine bir taviz vermesi pek olası görünmüyor.
Öte yandan İran’ın 10 maddelik planında, ‘Tüm birincil ve ikincil yaptırımlarla, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının kaldırılması’ şartını masaya getireceği biliniyor.
Ne olmuştu?
ABD ve İran, 8 Nisan sabaha karşı Pakistan’ın arabuluculuğuyla iki haftalık ateşkeste anlaşmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, ateşkesi Hürmüz Boğazı’nı derhal açılması şartıyla kabul ettiğini duyurmuştu. İran Dışişleri Abbas Erakçi de ‘Hürmüz Boğazı’ndan İran ordusuyla koordinasyon halinde geçilebileceğini’ söylemişti.
Hem İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hem de Trump, Lübnan’ın ateşkese ‘Hizbullah nedeniyle’ dahil edilmediğini belirtmişti.
Devrim Muhafızları Ordusuna yakınlığıyla bilinen yarı resmi Fars Haber Ajansı, 8 Nisan’da Hürmüz Boğazı’nın İsrail’in Lübnan’a saldırıları nedeniyle kapatıldığını bildirmişti.
9 Nisan’da İran Limanlar ve Denizcilik Kurumu, gece boğazdan geçmeyi planlayan gemilerden, olası deniz mayınlarıyla çarpışma riskine karşı İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’yle koordinasyona geçmelerini istemişti. Duyuruda boğaza giriş ve çıkış rotası harita eşliğinde anlatılmıştı.
Netanyahu, 9 Nisan’da hava ve karadan hedef aldıkları Lübnan’la doğrudan müzakerelere başlayacaklarını fakat saldırıların süreceğini söyledi.
İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney’se savaş istemediklerini belirtip “Hürmüz Boğazı’nın yönetimini yeni bir aşamaya taşıyacağız” dedi.
Trump dün (10 Nisan) Hürmüz Boğazı’ndan petrol tankerlerinin geçişine yeterince izin vermediğini öne sürüp “Bu, anlaşmaya aykırı” diye konuşmuştu.
ABD ve İran, bugün (11 Nisan) Pakistan’ın başkenti İslamabad’da müzakerelere başlayacak.