ABD Dünya Sağlık Örgütü’nden Neden Ayrıldı?

Dünya Sağlık Örgütü konuyu bir yazısında ele aldı ve ABD’nin ayrılmasından duyulan üzüntüyü bildirdi.

Konuyla ilgili ilk yazımızda sunduğumuz Dünya Sağlık Örgütü resmî sitesinin Ülkeler (Countries) sekmesi içerisinde Amerika Birleşik Devletleri için konulan notu tekrar sunuyoruz: “2025 yılında, DSÖ Anayasası'nın saklayıcısı olan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Amerika Birleşik Devletleri'nin Dünya Sağlık Örgütü'nden çekilme niyetini bildiren ve 22 Ocak 2026 tarihini geçerli sayan bir bildirimi dağıtmıştır. Bu bildirim, DSÖ'nün yönetim organları tarafından değerlendirilme aşamasındadır. DSÖ bağlamında Amerika Birleşik Devletleri'ne yapılan atıflar, ulusal bayrağının veya ambleminin herhangi bir şekilde gösterilmesi de dahil olmak üzere, DSÖ'nün yönetim organları tarafından yapılacak bu değerlendirmeye tabi ve bu değerlendirmeye halel getirmeyecek şekilde anlaşılmalıdır.” (1).

Bugünkü yazımızda ABD’nin DSÖ’den ayrılması üzerine önce dünya basınında neler dendiğini özetleyelim ve gerçek nedeni bulmaya çalışalım.

Dünya Sağlık Örgütü konuyu bir yazısında ele aldı ve ABD’nin ayrılmasından duyulan üzüntüyü bildirdi. Özetle:

“Amerika Birleşik Devletleri, DSÖ'nün kurucu üyesi olarak çiçek hastalığının ortadan kaldırılması ve çeşitli halk sağlığı tehditlerine karşı önemli ilerlemeler sağlamıştır. Bu nedenle DSÖ, Amerika Birleşik Devletleri'nin DSÖ'den çekilme bildiriminden üzüntü duymaktadır; bu karar hem Amerika Birleşik Devletleri'ni hem de dünyayı daha az güvenli hale getirmektedir. Çekilme bildirimi, DSÖ Yürütme Kurulu'nun 2 Şubat'ta başlayacak olağan toplantısında ve Dünya Sağlık Asamblesi'nin Mayıs 2026'daki yıllık toplantısında ele alınacak konuları gündeme getirmektedir. (…) ABD, DSÖ’nün COVID-19 salgını sırasında bilgi paylaşımındaki eksikliklerini ve yaşanan hataları gerekçe göstererek eleştiride bulundu. DSÖ ise krize verdiği yanıtı savunmaktadır. Pandemi sürecinde DSÖ, bilgileri hızla ve şeffaf olarak paylaşıp üye devletlere en iyi kanıtlara dayalı tavsiyeler verdi. Maske, aşı ve fiziksel mesafe önerdi fakat zorunluluk getirmedi; kararlar egemen devletlerin inisiyatifindeydi.

(DSÖ pandemide yaptıklarını savunuyor…)

DSÖ, COVID-19 pandemisine yönelik değerlendirmelere yanıt olarak kendi çalışmalarını güçlendirmiş ve ülkelerin hazırlık ile müdahale kapasitelerini artırmalarına destek olmuştur. 7/24 çalışan sistemlerle, tüm ülkelerin pandemiye karşı güvenliğini sağlamaya katkı sunmuştur.

Amerika Birleşik Devletleri ayrıca açıklamalarında DSÖ'nün "Amerikan çıkarlarına düşman ülkeler tarafından yönlendirilen siyasallaştırılmış, bürokratik bir gündem izlediğini" belirtmiştir. Bu doğru değildir. Birleşmiş Milletler'in uzmanlaşmış bir kuruluşu olarak, 194 Üye Devlet tarafından yönetilen DSÖ, her zaman tarafsız olmuştur ve olmaya devam etmektedir; egemenliklerine saygı duyarak ve korkusuzca, kayırmacılık yapmadan tüm ülkelere hizmet etmek için vardır. DSÖ, dünyadaki en büyük sağlık tehditleriyle mücadelede üye ülkelerin desteğini önemsiyor. Geçen yıl kabul edilen DSÖ Pandemi Anlaşması onaylandığında pandemilere karşı uluslararası iş birliğini güçlendirecek. Üye ülkeler ayrıca, patojenlerin hızlı tespiti ve adil erişimi hedefleyen Patojen Erişim ve Fayda Paylaşımı sistemini görüşüyor. Gelecekte Amerika Birleşik Devletleri'nin DSÖ'ye aktif katılımına geri dönmesini umuyoruz. Bu arada, DSÖ, temel misyonu ve anayasal yetkisi olan, tüm insanlar için temel bir hak olarak ulaşılabilir en yüksek sağlık standardını sağlamak amacıyla tüm ülkelerle birlikte çalışmaya kararlılıkla devam etmektedir.” (2).

Görüldüğü gibi ABD’nin DSÖ’den ayrılması DSÖ’nün önemsediği ve istemediği bir durumdur. DSÖ, diğer ülkelerin ayrılması durumunda aynı tutumu gösterir miydi, bilinmez ama ABD’nin ayrılması durumunda kendisini savunma ihtiyacı duymuş bir kurumdur. Bu durum bir Birleşmiş Milletler kuruluşu olan DSÖ’nün aslında kimin emelleri için çalışan bir kuruluş haline geldiğinin de bir göstergesi durumundadır. Bu politikayı izleyen DSÖ’nün dünya halklarının yanında bir tutum göstermesi mümkün müdür? Ayrılma nedeni için bahane gösterilen eleştiriler COVİD-19 pandemisinde DSÖ’nün politikaları üzerinedir. DSÖ’nün asıl rol oynayacağı önemli konu gelecek bir pandeminin yönetimidir. Bu konuda dünyanın savaş düzeni alması, biyolojik silahların kullanılabileceği ve ABD’nin planlayacağı bir pandeminin yakın gelecek riskleri içerisinde olduğunu düşünebiliriz. ABD kendi bilgilerinin DSÖ ile, yani dünya ile paylaşmayacağı bir pandemide DSÖ’nün dünyanın hangi ülkelerinin sağlığını koruyacak bir tutum alacağı tartışmalıdır. Hatırlanırsa Türkiye COVİD-19 pandemisinde DSÖ’nün kararlarını beklemiş ve dünya ile adım atmaya çalışmıştı. Pandeminin ilanına kadar Türkiye’de resmi vaka olmadığını hatırlayınız. Vakada ölüm oranı dünya ortalamasına uygun olarak Türkiye için de yayımlanıyordu. Aşıların piyasaya sürülmesinde ülke olarak bağımsız kararlar almadık. Bugün, geriye dönük olarak aşıların yan etkilerinden muzdarip olduğumuzu söyleyebiliriz. Ancak bağımsız bir ülke olarak aşı konusunda ülke kararı alabilir, zorunlu değil dense de zorunlu tutulan bir uygulamayı dayatmayabilir miydik?

Konumuza dönelim. BBC, ABD’nin DSÖ’den ayrılmasına ne dedi? Aslında DSÖ’nün açıklamasından farklı bir şey yok. Özetle:

“ABD, Covid salgını sırasında DSÖ'den çekildi ve finansal desteğini sona erdirdi. ABD yetkilileri, DSÖ'yü salgını yanlış yönetmekle ve siyasi etki altında kalmakla suçladı; DSÖ ise bu iddiaları reddetti ve kararı küresel bir kayıp olarak nitelendirdi. DSÖ; çocuk felci, HIV/AIDS ve tütün kontrolü gibi konulardaki uluslararası çabalarını vurgulamıştır. Pandemi sonrası, üye devletler daha adil aşı ve ilaç paylaşımı hedefiyle yeni bir pandemi anlaşması üzerinde çalıştı; ABD hariç tüm DSÖ ülkeleri bu anlaşmayı Nisan 2023'te kabul etti. ABD, DSÖ'ye olan yaklaşık 260 milyon dolarlık borcunu ödemediği için hem finansmanını hem de personelini çekmiş, DSÖ ile ilişkilerini askıya almıştır.” (3).

ABD, tıpkı çevre anlaşmalarında olduğu gibi sağlık alanında da pandemi anlaşmalarına imza atmıyor, DSÖ’ye vereceği finansal desteği isterse veriyor, isterse vermiyor ve görüldüğü gibi keyfi bir şekilde ayrılma kararı alıyor.

Haber Al Jazeera’ya nasıl yansıdı?

“ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD'nin Dünya Sağlık Örgütü'nden tamamen çekildiğini açıkladı. Bu, ülkenin 1948'de kurucu üye olmasından bu yana ilk kez DSÖ'de yer almamasını ifade ediyor; daha önce Başkan Donald Trump 2020'de benzer bir niyet belirtmişti.

Rubio ve Kennedy, ABD'nin DSÖ'den çekilme sebebi olarak COVID-19 sırasındaki başarısızlıkları gösterdi ve tüm fonların kesildiğini açıkladı. DSÖ Başkanı Tedros, bu duruma bütçe kesintileriyle yanıt verildiğini belirtti. BM Sözcüsü Stephane Dujarric, ABD'nin artık DSÖ'nün çalışmalarına katılmadığını ancak bazı yasal konuların çözülmesi gerektiğini belirtti. Dujarric, ABD dahil tüm ülkelerin DSÖ'ye tam katılımını istediklerini ve sağlık sorunlarının sınır tanımadığını vurguladı. “Virüsler, bulaşıcı olmayan hastalıklar, tüm bu sorunlar uluslararası iş birliğiyle çözülmelidir. Dünya Sağlık Örgütü bunun için doğru yerdir” diye ekledi.

Başkan Trump, COVID-19 yanıtı nedeniyle eleştirildikten sonra ABD'nin DSÖ'den 20 Ocak 2025'te ayrılacağını açıkladı; eklenen bir madde ise çekilmeyi bu haftaya kadar geciktirdi. DSÖ baş hukuk müşaviri Steven Solomon, kurucuların çekilme maddesi eklememesinin sebebinin örgütü evrensel ve daha güvenli bir dünya için önemli görmeleri olduğunu belirtti. Solomon, ABD'nin kuruluştan çekilmek için bir yıl önceden bildirimde bulunması ve mali yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi gerektiğini belirtti; ayrıca ABD'nin 2024 ve 2025 ödemelerinde gecikme yaşandığını söyledi.

Lucky Tran, DSÖ'nün küresel hastalıkları azaltmada etkili olduğunu ve mükemmel olmasa da katılımın gelişim için önemli olduğunu belirtti. ABD'nin çekilmesinin ise riskleri artırabileceğini vurguladı.

ABD'nin çekilmesinden önce 194 üyesi bulunan ve nüfusu 50.000'den az olan Lihtenştayn hariç BM'nin tüm üyelerini temsil eden DSÖ, uluslararası sınırları aşan sağlık konularında sıklıkla koordinasyon rolü üstleniyor.” (4).

Görüldüğü gibi dış basında verilen haberler birbirine benzer. Birleşmiş Milletlerin, DSÖ’nün ABD üzerinde hiçbir yaptırımı yok. Neredeyse ADD dışındaki 193 üye ülkenin varlığının DSÖ’ye hiçbir katkısı yokmuş gibi bir tavır alma söz konusu.

Haberin Türkiye basınına duyurulmasında Anadolu Ajansı’nın haberi örnek teşkil eder. Anadolu Ajansı konuyu duyururken şu ifadelere yermiştir:

“ (…) Georgetown Üniversitesinden halk sağlığı hukuku uzmanı Lawrence Gostin, ABD'nin örgütten ayrılmasının küresel salgınlarla mücadeleyi zayıflatacağını ve ABD'li bilim insanları ile ilaç şirketlerinin yeni tehditlere karşı aşı ve tedavi geliştirme kapasitesini olumsuz etkileyeceğini söyledi. Gostin, "Benim görüşüme göre bu, yaşamım boyunca alınmış en yıkıcı başkanlık kararlarından biri." değerlendirmesinde bulundu.

(…) DSÖ'nün kuruluşunda öncü rol oynayan ve yıllar boyunca en büyük finansal destekçilerinden biri olan ABD, resmi verilere göre örgüte yıllık yaklaşık 111 milyon dolar aidat ve 570 milyon dolar gönüllü katkı sağlıyordu.

(…) Kararname metninde, ABD'nin çekilmesinin nedenleri olarak, "örgütün Wuhan, Çin ve diğer küresel sağlık krizlerinden kaynaklanan Kovid-19 salgınını kötü yönetmesi, acilen ihtiyaç duyulan reformları benimsememesi ve DSÖ'nün, üye devletlerin uygunsuz siyasi etkisine karşı bağımsızlığını koruyamaması" gösterilmişti.

Metinde ayrıca DSÖ'nün, ABD'den "haksız yere ağır ödemeler talep etmeyi sürdürdüğü" belirtilmişti.” (5).

Görüldüğü üzere dünya sağlığının eli ABD’ye muhtaç, ABD olmazsa halk sağlığı sorunlarının çözümüne dair finans kaynağı kesiliyor, buna karşılık ABD verdiği yardım karşılığında DSÖ’nün politikalarını eleştirebiliyor ve politikalarına yön vermek istiyor ve istediği olmayınca da dünya halklarının sağlığı tehlikeye düşer, demeden yardımı kesip ayrılma kararı alabiliyor.

Bu konuda antiemperyalist sloganlar atmak istemiyoruz. Dünyanın vay haline demek istemiyoruz. Sadece sağduyulu davranmamız gerekir. Dünya savaş ortamında, ülkemizi de tehdit eden saldırılardan biri biyolojik silahlar, planlanmış pandemiler… Nasıl hazırlıklı olacağız? Ülke güvenliği açısından bağımsız politikalara, sağlık politikalarına ihtiyacımız yok mu? DSÖ’nün kararlarını mı bekleyeceğiz? Yoksa ABD’nin açıklamalarını mı destekleyeceğiz? Bireysel olarak hepimizi aşan konular. Devletimizin doğru kararlar almasını ve sağlık politikalarımızı bağımsızca belirlemesini ve yürütmesini bekliyoruz.

Kaynaklar:

  1. https://www.who.int/countries/ (Erişim: 31.01.2026).
  2. WHO. (24 January 2026). WHO statement on notification of withdrawal of the United States. https://www.who.int/news/item/24-01-2026-who-statement-on-notification-of-withdrawal-of-the-united-states (Erişim: 31.01.2026).
  3. BBC. (23 January 2026). US officially leaves World Health Organization. https://www.bbc.com/news/articles/cn9zznx8qdno (Erişim: 31.01.2026).
  4. Al Jazeera. (23 January 2026). US officially withdraws from the World Health Organization. https://www.aljazeera.com/news/2026/1/23/us-officially-withdraws-from-the-world-health-organization (Erişim: 31.01.2026).
  5. Anadolu Ajansı. (23 Ocak 2026). ABD, Dünya Sağlık Örgütünden resmen ayrıldı. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-dunya-saglik-orgutunden-resmen-ayrildi/3808446 (Erişim: 31.01.2026).

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Güncel Haberleri