29 EKİM

Cüneyt Şaşmaz

Namık Kemal:

“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,

Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?!”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk:

“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,

Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.”

Dünün hikâyesinde bilinmeyen bir şey kaldı mı gerçekten?!

Ezberi tekrar etmek zekâyı köreltir demiştim dün de, bugün de.

İlkokuldan beri aynı cümleleri okuyoruz:

“Gazi’nin cumhuriyeti hangi şartlarda ilan ettiği malum.”

Malum da, o malumun içi boşaltıldığında ne kalıyor?!

Tarihsel süreçte, laik ve çağdaş cumhuriyet anlayışının sembolik çerçevesi korunurken özü zayıflatıldı.

O zaman basit soru şu:

Hangi cumhuriyet?!

Suriye’deki de cumhuriyet, Mısır’daki de.

Gazi’nin emaneti, bu “sözde cumhuriyet”ler olmasa gerek.

Bu, benim okumam.

Çanakkale Zaferi’nin haritası Sarıkamış’ta işe yaramadıysa, bugünün sorunları için bugüne dair çözümlemeler hayat memat meselesidir.

Mustafa Kemal, konuşmalarında Namık Kemal’e atıf yaptı, çağın yükselen değerlerini (1776, 1789) arkaladı, çağın ruhuna hitap etti.

Peki ya bugün?!

Kutlayanlar “hangi cumhuriyet”in yıldönümünü kutluyor?!

Sosyal medyada paylaşım yapmak güzel; fakat size neyin kutlatıldığını irdelemek gerekmez mi?!

Laik, çağdaş cumhuriyeti mi, yoksa sembolü dururken özü zayıflatılmış olanı mı?!

Hal böyleyken…

Bir de şu var:

10 Kasım sabahı saat 09.05’te bütün ülke Atatürk’ün ölümünü anarken, Millî Eğitim Bakanlığı öğrencilere aynı güne sınav koyuyor.

Bakanın açıklamasına göre törenler 08.45’te başlıyor, sınavlar 09.30’dan sonra yapılıyor.

“Geldikleri güne sınav koymuş olduk” deniyor.

Sanki “durun, hatırlayın” demek yerine “geçin, devam edin” deniyor.

Anma bitmeden kâğıt dağıtmak, sessizliği imtihanla kesmek, hatırayı programın bir parçası olmaktan çıkarıp “dersin arası”na sıkıştırmak…

Bu, yalnızca bir saat meselesi değil.

Eğitimde de, hafızada da, resmiyette de aynı tablo:
Sembol duruyor, öz çekiliyor.

Çocuk 09.05’te ayağa kalkıp bir dakika sessiz duracak, 09.30’da ise “geçmişi geride bırakıp sınavı çöz” diye oturacak.

Manzara-i umumiye tam da bu.

Ezcümle:

Tarih: 29 Ekim.

Bu bir kompozisyon yarışması ya da atışması değil.

Manzara-i umumiye yazmak varken, hangi cumhuriyetin yıldönümü olduğunu sormadan kutlamak; 09.05’teki sessizliği 09.30’daki sınavla kesmekle aynı şeydir.

Sembolü koruyup özü zayıflatmak, anmayı programlamak ama hatırayı imtihana kurban etmek…

Hepsi aynı zihniyetin farklı yüzleri.

Benim okumam bu.

Cumhuriyetimizin 103’üncü yılı kutlu olsun.


Cüneyt Şaşmaz

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.