14 MAYIS… (4. BÖLÜM)

Nuray Başaran

Peki ne yapmalıyız?

Burada Lenin’in sorusu var: Ne yapmalıyız?

Çünkü Lenin geldiğinde, Rusya çökmüştü. İçerden çökerttiler ekonomik olarak. Lenin Marks’tan farklı olarak siyasi parti görüşünü gündeme getirdi. Parayı Troçki , Newyork Borsası’ndan aldı getirdi. Lenin’i de İsviçre’deki masonlar trene koyup getirdiler. Lenin geldi ve örgütlenmeye başladı. Ama ortalık darmadağınıktı.

Lenin Rusya’da önce Sosyal Demokrat Parti’yi kurdu. Daha sonra Rusya Kominist Partisi’ne döndü. Daha sonra da hızlı bir şekilde Türk Dünyasına. Avrasya’yı , Balkanlar’ı içine alan bir büyük ittifak kurdu. Lenin de Hazar Musevisi bir aileden geliyordu. Ve Rusya’nın şekillenmesinde , Osmanlı’nın şekillenmesinde , Osmanlı sonrası bu coğrafyanın değerlendirilmesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti çıkarken , burada Rusya’daki siyasi birikimin bu bölgeye yansıdığını görürüz. İşte burada Lenin’in Türkiye ile çok yakın ortaklığa girmediğini, ama batı emperyalizminin Hristiyan emperyalizminin Ortadoğu’da , merkezi coğrafyada hakim olmasını önleyici bir şekilde , Lenin’in kominizm üzerinden , sosyalizm üzerinden, yeni bir yapılanmaya gittiğini görüyoruz.

Burada da tıpkı Fransız İhtilalinde olduğu gibi , Rus İhtilalinde de Musevi ve Yahudi kökenli insanların, iş adamlarının etkin olduklarını görüyoruz. Bunu inkar etmek mümkün değildir. Lenin’in bu yapılanması, bugünkü Rusya’nın yaratılmasında etkin olmuştur. Bugün süreç içerisinde de, Rusya şimdi orada yarım kalan işi tamamlamak üzere Putin’i neredeyse yeni bir ‘Çar’ olarak gündeme getirip desteklemektedirler. Ve bugünkü yapılanmada da onun üzerinden hareket edip, Lenin zamanında Rusya nasıl yapılandıysa , bugün Putin zamanında da hem Rusya’nın, hem Doğu Avrupa’nın , hem Ortadoğu’nun bu bölgede yeniden yapılanmasını Siyonistlerin Rusya üzerinden gerçekleştirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bunun en açık örneği; bugün yeniden İsrail Başbakanı seçilen Netenyahu’ nun son bir yıl içinde Çin’e en az 10 defa gittiğini görüyoruz. Çin’e 10 defa giden Netenyahu, Çin’de Amerika gibi Yahudi Lobileri kurarak Çin’i yönlendirmeye kalkışmıştır. İşte o noktada İngiltere ile karşı karşıya gelmişlerdir. O noktada Amerika ve NATO’nun yönetin noktasında üç ortağın birbirleriyle ters düştüklerini ve bunun giderek istikrarsızlık yarattığını , kendi aralarında anlaşamayanların , yeni bir dünya düzeni kurma konusunda da iş birliği yapamadıklarını görüyoruz.

O noktada hem kendilerine karşı bir yeni yapılanmayı önlemek üzere bir takım gelişmelerin gündeme getirilmesi gerekiyor, hem de alternatif plan ve projelerin bu noktada siyasi boşluğu doldurmak üzere , önümüzdeki günlerde ortaya konması gerekiyor.

Eğer Türkiye bu tür çalışmaları yaparsa; Türkiye varlığını koruyabilir ve ayakta kalabilir!

Seçimlerle beraber, bir iktidar değişikliği gündeme gelirse ya da mevcut iktidarın göreve devam etme noktasında yeni ittifaklara , eski ortaklarıyla girmesi , pazarlıklar yapması, bugünkü kadroların karşılığında , iktidar desteklerinin sağlanması gibi bir takım gelişmelerle karşı karşıya kalacağımız görülüyor. Oraya doğru işin yürüdüğünü görüyoruz.

O noktada bu coğrafya , nasıl bir coğrafya olarak kalacak? Çünkü şimdiye kadar bu coğrafya; batıya baktığınız zaman Hristiyan, doğuya baktığınız zaman Müslüman.

Peki öbür arkadaşlar nerede?

Öbür arkadaşlar yoklar. Musevi kökenlilerin çoğu Türklerin içerisinde ! Hatta Arap devletlerinin içerisinde. Hatta Avrupa’da Hristiyan devletlerinin içerisinde olduğunu görüyoruz.

Ama artık uluslaşma süreci içerisine giren İsrail, kendi ulus devletini yaratırken , kendi ırktaşlarını da kendi ülkesine taşımak istiyor.

Bu noktada bölge, Filistin’inin giderek İsrail’e dönüşmesine zorlanıyor. Bu çerçevede baktığımız zaman; şimdiye kadar dünya 3 büyük din arasındaki denge ile yönetilmiş. Bunu merkezde daha çok Yahudi asıllılar, Musevi asıllılar yapmışlar.

Çünkü bu merkezdeki ilk yapılanmayı M.Ö başlayıp M.S. da devam eden Ortadoğu tarihinde İsrail Devleti iki kere kurulmuştur ve iki kere yıkılmıştır. Şimdi 3. defa kurulmuştur. Üçüncü defa devam etmesi için de savaşması gerekmektedir. Aksi takdirde yıkılması gündeme gelmektedir. İşte o yıkılma olayının gündeme gelme aşamasındayız.

Şu aşamada ya İsrail Büyük İsrail’i kurarak bölgeye hakim olacak. Ekonomik gücü ve örgütlü yapısıyla; ya da bu iş giderek daha ters bir çizgide yürüyecektir. Başlamış olan bölünme, dağılma, parçalanma ya da başlamış olan bilinçlenme , emperyalizme ve siyonizme karşı bilinçli davranışla savaş senaryolarını, iç savaş çekişmelerini önleme gibi gelişmeler gündeme gelecektir.

İşte bu çerçevede, şimdi hem bütün dünya olayı izlemekte ve dünya devletleri de bu noktada bir çıkış yolu aramak içerisine girdiği zaman ; bir tarafta barıştan yana olanlar- ki bugün Avrupanın barıştan yana olduğu görülüyor. Ya da Afrika ülkeleri ya da Türkiye gibi orta boy ülkeler hepsi bütün devletler kendilerini korumak için- savaşa karşı çıkmaya hazırlanıyorlar.

Ama savaş isteyen üç kesim var:

Bunlardan birincisi Büyük İsrail için Siyonizmdir. İkincisi batı emperyalizminin dünyada İngiliz hakimiyetinde devam etmesi için yeni yapılanmadır.

İngitere’de de bu doğrultuda Kraliçe değişti. Kral geldi. İngiltere’de de yeni bir hazırlık görüyoruz. Ama esas olay; önümüzdeki dönemde tabii bu Siyonist proje ki projenin esası hem merkezdeki büyük devletler- ki sonuncusu Osmanlı imparatorluğuydu- onun üzerinden yönetmek ve hem batıya karşı, Hristiyanlara karşı , Müslüman potansiyeli kullanmak, ki Osmanlı orduları olarak hep Hristiyan devletler ile savaşmışsanız bugün de şimdi yeni bir durum var. Şimdi bunu tekrar eskisi gibi yapmak istiyorlar; ve Hristiyanlarla Müslümanları savaştırarak 3. Dünya Savaşı sonrasında yeni bir dünya düzeni istiyorlar. Bu İlluminati’nin- İlluminati isimli liderin dünya devletinin planlarında var olan konu.

Açıkça orada şunu söylüyorlar:

Birinci Dünya Savaşı sonuna İmparatorluklar dağıldı. 2. Dünya Savaşı sonrasında İsrail Devleti kuruldu. Hiç ilgisi yok ama harita -jeopolitiğe baktığınız zaman bağlantı ortaya çıkıyor. Şimdi 3. Dünya Savaşı ya İsrail’i büyütecek dünya hegamonyasını kuracaklar. Burada Balkanlarda ve Kafkaslarda, Karadeniz’de yeni yapılanma çok hızlı ve Türkiye tam bu dörtgenin ortasında.

Yani tabi bu noktada, bu plan doğrultusunda Amerika’yı, NATO’yu , küresel sermayeyi yönlendiren İsrail lobilerinin bu kilidi, dünya yönetiminin kilidini ellerinde tuttuğunu görüyoruz. Burada onlar Büyük İsrail olarak zorlayacaklar. Ve bu bir 3. Dünya Savaşı, bir Armageddon’u gündeme getirirse , bu Putin’in söylediği gibi NÜKLEER savaş olacak. Herkes elindeki nükleer silahları kullanma noktasına geldiğinde, bu dünya yaşanmaz bir gezegen haline gelecek. Zaten iklim dengeleri bozulmuş vaziyette , bugünkü nüfusu dünyanın bugünkü yapısıyla kaldıramadığı noktada, gerçekten de aslında bir yeni dünya düzenine ihtiyaç var.

Peki ; acil, bugün ve yarın ne yapmalı? YARIN.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.