Satın Alma Profesyonelleri ve Yöneticileri Derneği (TÜSAYDER) tarafından düzenlenen "13. Satın Alma ve Tedarik Yönetimi Zirvesi", 400'den fazla sektör profesyonelini İstanbul'da bir araya getirdi.
"Satın almanın Yeni Çağı" temasıyla düzenlenen etkinlikte, küresel ekonomik belirsizlikler, sürdürülebilirlik, kadın liderliği ve yapay zeka destekli satın alma süreçleri ele alındı.
Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin satın alma yöneticileri, ekonomistler ve teknoloji liderlerini bir araya getiren zirvenin açılış konuşmasını, TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanları Mehmet Sarıdoğan ve Sevgi Yılmaz yaptı.
Ekonomist Mert Başaran, zirvedeki ekonomi oturumunda, küresel ekonomik görünüm, tasarruf alışkanlıkları ve yatırım davranışları üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Sevgi Yılmaz'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Ezber Bozan Kadın Liderlerden Sürdürülebilirlik Vizyonu" başlıklı ikinci oturumda, kadın liderlerin kriz dönemlerindeki rolü, sürdürülebilirlik vizyonu ve çeşitliliğin kurumsal performansa katkısı tartışıldı.
Mehmet Sarıdoğan'ın moderatörlüğündeki "Agentic Procurement" oturumunda da satın alma süreçlerinin teknolojik dönüşümü, yapay zeka, süreç madenciliği ve veri analitiği uygulamalarının otonom satın alma modellerine sağladığı katkılar değerlendirildi.
Satın almanın teknolojik dönüşümüne odaklanan dördüncü oturumda da yapay zeka destekli satın alma modelleri ve süreç madenciliği uygulamaları ele alındı.
Zirvenin final bölümünde ise kuşaklar arası satın alma yönetimi ve değer odaklı iş modelleri, değişen iş yapış biçimleri, uzun vadeli tedarik stratejileri ve kurumsal sürdürülebilirliğe katkı sağlayan yaklaşımlar üzerinde duruldu.
- "Kadın liderliği satın alma ve tedarik zinciri yönetiminde stratejik bir zorunluluk"
TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Sevgi Yılmaz, AA muhabirine, iş dünyasında kadın liderliği ve yönetimde çeşitliliğin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yılmaz, mevcut eğilimin sürmesi halinde şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051'de ulaşılabileceğini ortaya koyan araştırmaya işaret ederek, "Araştırmaya göre, Türkiye yüzde 41,8'lik oranla 35 ülke arasında altıncı sırada yer alıyor. Yüzde 32,9 olan küresel ortalamanın 8,9 puan, yüzde 34,9 olan Avrupa Birliği ortalamasının da 6,9 puan üzerinde konumlanıyoruz. Kadın liderliği Türkiye'de giderek daha güçlü bir konuma geliyor." dedi.
Kadınların çok yönlü düşünme ve karmaşık süreçleri eş zamanlı yönetme becerilerinin yeni liderlik anlayışını şekillendirdiğini, kadın liderliğinin özellikle satın alma ve tedarik zinciri yönetiminde stratejik bir zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Çünkü maliyetler çok düştü ve çok yönlü olarak düşünülmesi gereken bir noktaya geldik. Satış fiyatları ve rekabet fiyatları dünyada oldukça kırılgan bir aşamaya ulaştı. Dolayısıyla bu bir zaruret haline geldi. Harvard Business Review tarafından yapılan ve 2020 kriz dönemini kapsayan bir araştırma, kadınların inisiyatif alma, öğrenme çevikliği ve başkalarını motive etme gibi kriz yönetimi için kritik 19 liderlik yetkinliğinin 13'ünde erkek meslektaşlarından daha yüksek puan aldığını ortaya koyuyor."
- "Taktik seviyede iyi bir planlamayla satın alma sürecinin büyük bölümü yapay zekaya aktarılabilir"
TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Mehmet Sarıdoğan da satın alma fonksiyonunun geçirdiği dönüşüme dikkati çekerek, geçmişte bu alanın daha çok operasyonel bir rol üstlendiğini ancak yeni dönemde stratejik bir yapıya evrildiğini belirtti.
Süreçlerin artık yalnızca teklif toplamayla sınırlı olmadığını vurgulayan Sarıdoğan, "Toplam satın alma maliyetine bakılıyor, yalnızca birim fiyat değil, sonrasındaki tüm maliyetler gözden geçiriliyor. Hatta bu yaklaşım veriye dayalı, mümkün olduğunca teknolojik altyapılarla yürütülen bir yapıya doğru ilerliyor. Bunun sebebi, toplam maliyetin uçtan uca değerlendirilmesi ve kırılgan tedarik zincirlerine hızlı reaksiyon gösterme gerekliliği." diye konuştu.
Sarıdoğan, söz konusu süreçlerde yapay zeka entegrasyonunun önemli bir rol oynadığını dile getirerek, "Mevcut veriler, 2028'e kadar operasyonel seviyedeki işlerin en az yüzde 15'inin tamamen yapay zeka tarafından yürütüleceğini gösteriyor." dedi.
Stratejik seviyede, insan kararlarının kritik olduğu noktalar dışında kalan süreçlerin de yapay zeka tarafından yönetilebileceğini anlatan Sarıdoğan, şunları kaydetti:
"Yapay zeka ajanları özellikle operasyonel seviyedeki işleri devraldığı için işçilik maliyetlerinde düşüş yaşanacak. Yapay zekayı kullanan firmaların verimliliklerinde minimum yüzde 20, karlılıklarında ise yüzde 4 ila 10 arasında iyileşme görüleceği öngörülüyor. Bu fark en net şekilde gelir tablolarında görülebilir. Dijital dönüşüm artık bir zorunluluk haline geldi. Bu sadece bir yazılım ya da yapay zeka entegrasyonu değil, aynı zamanda bir kültür ve iş yapışı değişimi. Şirketlerin iş yapış biçimlerini yeni teknolojiye entegre şekilde dönüştürmesi gerekiyor. Bu yatırımı erken yapan firmalar rekabette öne geçecek, gecikenler ise rekabet etmekte zorlanacak."
- "Küçük bütçelerle yatırımlarınızda adım adım ilerlediğinizde büyürsünüz"
Ekonomist Başaran da enerji maliyetlerindeki yükselişin küresel enflasyonu artırabileceğini, bunun da zincirleme şekilde ekonomik daralma ve resesyon riskini gündeme getirebileceğini ifade ederek, şirketlerin enflasyonist ortamlarda temkinli yaklaşım benimsemeleri gerektiğini söyledi.
Şirketlerin belirsizliğin arttığı dönemlerde rekabet gücünü koruyabilmelerinde borçluluk seviyesinin kontrol altında tutulmasının önemini vurgulayan Başaran, belirsizlik dönemlerinde satın alma ve tedarik yönetiminin stratejik öneminin arttığını, firmaların rekabet gücünü korumak için satın alma süreçlerini daha etkin yönetmesi gerektiğini ifade etti.
Fiyat odaklı üretim yerine katma değerli, farklılaştırılmış ve yenilikçi ürünlere yönelmenin önemine işaret eden Başaran, markalaşma, inovasyon ve doğru maliyet yönetiminin kriz dönemlerinde şirketlere avantaj sağlayacağını söyledi.
Türkiye'de insanların finansal okuryazarlık konusunda yetersiz olduğuna dikkati çeken Başaran, bu konuda farkındalığın artırılması için okullarda finansal okuryazarlık dersi okutulacağını dile getirdi.
Başaran, enflasyonist ortamlarda para biriktirmenin en iyi yolunun borçlanmak olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:
"Küçük bütçelerle yatırımlarınızda adım adım ilerlediğinizde büyürsünüz. 'Yapacağım' diye bekleyen olduğu yerde kalır. Eğitim sistemi yatırım yapma kapasitesini desteklemiyor. Bilgi düzeyiniz arttıkça yatırım refleksi azalıyor. Beklentisi, eğitimi yüksek insan harekete geçemiyor. Enflasyon olan ülkelerde en büyük sorun nakitte durmaktır. Para biriktirilmez önce mal alınır borçlanılır sonra borç ödenir. Bekleyerek değil, adım adım yatırım yaparak hareket edilmeli."