'Seçilmesi İçin Her Şeyi Yapacağız': ABD Neden Macaristan Başbakanı Orban'a Tam Destek Veriyor?

'Seçilmesi İçin Her Şeyi Yapacağız': ABD Neden Macaristan Başbakanı Orban'a Tam Destek Veriyor?

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pazar günü seçimlerin yapılacağı Macaristan'ı ziyaret etti.

JD Vance 7 Nisan'da başkent Budapeşte'de Başbakan Viktor Orban ile bir araya geldi.

Vance basın mensuplarıyla dolu görüşme salonda, ABD Başkanı Donald Trump'la herkesin önünde bir telefon görüşmesi yaptı ve Orban'a desteğini açıklamasının ardından net bir mesaj verdi:

"Biz Viktor Orban'ın yeniden seçilmesi için her şeyi yapacağız!"

Bu cümle, Vance'in, Trump'ın iki haftalık ateşkes öncesi "İran'ı taş devrine döndüreceğiz" tehdidi arasında, neden her şeyi bırakıp bu küçük Avrupa ülkesine, Macaristan'a resmi bir ziyaret yapma gereğini duyduğunun açıklamasıydı.

Küresel model değişikliğinde Macaristan'ın önemi

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 16 yıllık iktidarı sırasında ülkede yeni bir siyasi model yarattı.

Orban'ın "liberal olmayan demokrasi" adını verdiği bu rejim, 1970'li ve 1980'li yıllardan itibaren ağırlık kazanan ve sosyalist toplumların çöküşünün ardından dünyaya damgasını vuran liberal demokrasilerin alternatifi olma iddiasını taşıyordu.

Liberal dünya görüşü hukuk devletini, siyasette çoğulculuğu, azınlık haklarını, kadın özgürlüğünü, iklim ve çevre korumacılığını hedeflerken, ekonomide ise piyasanın mutlak egemenliğini öngörüyordu.

Devleti küçülterek toplumsal denge arayışlarının dışında tutma ve diğer yandan da gelir dağılımında belirleyici olma hakkını piyasaya teslim etme rahatlığı, Batı dünyasında görülmemiş zenginliğe sahip bir elit yaratmıştı.

Ancak bu orta kesimleri zor durumda bıraktığı gibi, dar gelirlileri de kaderlerine terk ediyordu.

Öte yandan Çin ve bazı diğer Asya ülkeleri gibi, genel insan haklarına, sosyal haklara ve işçi haklarına çok önem vermeyen ülkeler ekonomik hamlelerinde olağanüstü başarılı olmuş ve küreselleşen dünya ekonomisinin motoru olma ivmesini yakalamışlardı.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın "liberal olmayan demokrasi" adını verdiği ve daha sonra Trump tarafından öve öve bitirilemeyen bu model, liberal demokrasilere alternatif olarak ortaya atılmıştı.

Bu modelde seçimler vardı ama seçimlerle iktidara gelen parti ülkede adım adım otoriter bir yapı oluşturuyordu.

Temel hak ve özgürlükler, vatandaşların maddi manevi güvence taleplerinin önüne geçemezdi.

Eğer ulusal egemenlik ve güvenlik söz konusu olursa temel hak ve özgürlükler geri plana itilebilirdi.

Devletler her durumda kendi çıkarları doğrultusunda hareket eder, uluslararası hak hukuk ve adalet, ulusal çıkarların önüne geçemezdi.

Gerekirse uluslararası anlaşmalar, sözleşme ve mutabakatlar da devre dışı bırakılabilirdi.

Elbette bu modelde ulusal çıkarların ne olacağına da liderler karar verirdi.

Lider, yarattığı ve kendisine derinden bağlı bir "milli elit" ile ülkenin ekonomik ve siyasi kontrolünü elinde tutar; parlamento, anayasa mahkemesi, basın, ulusal yargı, üniversiteler ve diğer önemli ülke kurumları ikinci plana itilir ve önemsizleştirilirdi.

1ddceec0-334e-11f1-9d5c-8ba507d7dbde-jpg.webp

Orban modeli nasıl yaygınlaştı?

Viktor Orban'ın bu teorik temeller üzerinde Macaristan'da 16 yıl boyunca hayata geçirdiği siyasi model Avrupa ülkelerinde de takipçiler buldu.

Model bazı Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde hükümet düzeyinde uygulandı, bazı Batı Avrupa ülkelerinde ise radikal sağ partilerin kitleselleşmesinin yolunu açtı.

Elbette bu modelin yaygınlaşmasında, Avrupa Birliği (AB) üyesi Macaristan'ın Rusya, Çin ve Türkiye ile stratejik ilişkiler geliştirmesinin de büyük rolü oldu.

Ama kuşkusuz Orban rejiminin dünya çapında orijinal bir model olarak takdir edilmesinde en büyük pay, benzer görüşlere sahip Trump'ın ABD'de 5 Kasım 2024'te ikinci kez başkan seçilmesiydi.

Trump'ı iktidara taşıyan MAGA (Make Amerikan Great Again-Amerika'yı Yeniden Harika Yap) hareketi, pek çok konferansını Budapeşte'de gerçekleştirdi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 7 Nisan'da Orban ile yaptığı görüşmeler sonrası "Orban ve Trump, Batı medeniyetlerini korudular" ve "Orban modeli Avrupa ülkeleri için örnek alınacak bir model olmalı" derken kastettiği de buydu.

Macaristan seçimlerinin temel sorusu: Otoriter rejimlerden seçimlerle geri dönüş mümkün mü?

Orban'ın "liberal olmayan demokrasi" adını verdiği otoriter rejimlerle ilgili en büyük tartışma, bu rejimlerin seçimlerle, yani demokratik hakların kullanımı yoluyla oluşmasına rağmen, daha sonra demokratik hakların tırpanlanması nedeniyle geri dönüşün mümkün olup olmadığı sorusu etrafında sürüyor.

Bazılarına göre bu rejimlerde seçimlerin yapılıyor olmasına rağmen geri dönüş çok zor, hatta imkansız.

Devlet partisi haline gelen iktidardaki parti, devletin tüm kaynaklarını kullanarak gücünü mutlaklaştırıyor.

Tek elden idare edilen ulusal basın ve medya, tek tip söylemini ülkenin en ücra köşelerine kadar ulaştırıyor. İktidar propagandasının gürültüsü her türlü muhalif sesi bastırıyor.

Devlet ihaleleri ve yolsuzluklar eliyle yaratılan yeni elit iktidar partisi için muazzam bir mali kaynak yaratıyor. Bu kaynaklar propaganda alanında fütursuzca kullanılabiliyor.

Siyasallaşan ve iktidar partisi çıkarları doğrultusunda çalışan yargı, adalet sistemine olan güveni sıfırlıyor, muhalefetin haklı talepleri yargının zırhına çarpıp etkisizleşiyor.

Ama tüm bunlara rağmen Macaristan'da yapılan son kamuoyu yoklamaları, Orban'ın rejimine muhalefet eden Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi'nin seçimi kazanma şansının yüksek olduğunu gösteriyor.

Macaristan'da Pazar günkü seçim öncesi kamuoyu araştırma kuruluşu Medián tarafından hvg.hu için hazırlanan ve sonuçları 8 Nisan'da yayımlanan ankete göre, Tisza 199 sandalyeli parlamentoda 138-143 sandalye kazanabilir.

Tisza böylesi bir zafer kazanırsa, anayasayı değiştirmek için gereken 133 sandalyelik (üçte iki) süper çoğunluğu da sağlamış olacak.

Median, 2022'deki seçimleri en doğru tahmin eden araştırma kuruluşlarından.

Macaristan'da hükümete yakın kamuoyu araştırma şirketlerine göre ise iktidar partisi Fidesz önde ancak görünen o ki, Başbakan Viktor Orban, 16 yıllık iktidarı boyunca karşılaştığı en büyük siyasi meydan okumayla karşı karşıya.

Fidesz kökenli Peter Magyar, Şubat 2024'te, eşinin de istifasına neden olan bir çocuk istismarı vakasındaki af skandalı sonrası hükümetin yolsuzluklarına ve yönetim tarzına tepki göstererek partiden ayrılmıştı.

Magyar, atıl durumdaki Tisza Partisi'ni devraldı, kısa sürede dev bir halk hareketi yarattı, 2024'teki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 29,6 oy alarak dikkat çekti.

Sosyal medyayı çok etkin kullanan Magyar, Orban'ı "elitlere hizmet etmekle" suçluyor ve değişim vadediyor.

Magyar, ABD'nin Orban'a açık destek vermesiyle ilgili olarak ise seçimleri işaret etti, "Macaristan'ın kaderi Washington'da, Moskova'da ya da Brüksel'de değil Budapeşte'de belirlenecek" dedi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler