Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: "Kavga Yerine Milli Birliğe İhtiyaç Var!"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: "Kavga Yerine Milli Birliğe İhtiyaç Var!"

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türk siyasetinde artık kavganın, yüksek perdeden bağırmanın yerini milli birliğin alması ve ilkelerin ortaya konmasının alması gerektiğini belirtti.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, SuperHaber'e çok özel açıklamalarda bulundu. Kavga yerine milli birliğe ihtiyaç olduğunu vurgusunu yapan Arıkan, "İyilikte yarışacak bir siyasette bugün Türkiye'nin ihtiyacı var" dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türk siyasetinde artık kavganın, yüksek perdeden bağırmanın yerini milli birliğin alması ve ilkelerin ortaya konmasının alması gerektiğini belirtti.

SuperHaber YouTube kanalında SuperHaber Genel Yayın Yönetmeni Sinan Sungur'un sorularını yanıtlayan Arıkan, siyasette ilkeler vurgusu yaptı. Artık bağırmak ve kavga etmek yerine iyilikte yarışan bir siyaset ortaya koyulması çağrısı yapan Arıkan, "Türkiye'de siyasi kavgaların böyle yüksek perdeden bağırmak, masaya yumruk bulmaktan ziyade teşkilat çalışmaları olmasını ben daha fazla önemsiyorum. Sosyal medyada etkileşim almak yerine ilkeleri ortaya koyup, teşkilat çalışmaları ortaya koyup mesafe alacak bir yarışa girmek. Üst cümlesini şunu yapabiliriz. İyilikte yarışacak bir siyasette bugün Türkiye'nin ihtiyacı var. İki tane yol var. Ya bugünkü gibi kavga dilimizi devam ettireceğiz, ağzımıza ne geliyorsa söyleyeceğiz ya da ilkelerimizi ortaya koyarak bir araya geleceğiz. Geçtiğimiz günlerde 23 Nisan Bayramı'nı kutladık. Herkesin malumu ilk mecliste arka tarafta Şura Suresi'nin 38. ayet-i kerimesi yazıyor. Kararlarının istişare ile alın ayet-i kerimesi var. Bu prensiple açılan bir mecliste bugün istişare edememene ben çok hüznünü yaşıyorum. Tüm partilere, 23 Nisan konuşmamda da bunu ifade ettim. Tüm partilere iktidar ile muhalefetiyle bir araya gelerek ülkenin kronik sorunlarını bugün konuşmazsak ne zaman konuşacağız? Şunu iktidar da çok net bir şekilde görüyor, muhalefet de net bir şekilde görüyor." diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI'NIN 23 NİSAN MESAJINI ÖNEMSİYORUM

Mahmut Arıkan, 23 Nisan Meclis resepsiyonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın verdiği mesajların önemine dikkat çekti. İktidar muhalefet bir sinerjiyle ülkedeki sorunların çözülebileceğini vurgulayan Arıkan, "Öyle sorunlar var ki tek başına iktidarın altından kalkması da mümkün değil. Tek başına muhalefetin çözüm önerilerini da ortaya koyması mümkün değil. İktidarın icra gücünü, muhalefetin çözüm tekliflerini bir masaya oturup bir sinerji oluşturduğumuzda ülkedeki bağımlılık problemini çözebiliriz. Ülkedeki ailelerine tahribat problemini çözebiliriz. Bugün önemli bir fırsat olduğunu ben düşünüyorum. Bu bayramlar önemli. Sayın Cumhurbaşkanı'nın 23 Nisan resepsiyonunda verdiği mesajı da ben önemsiyorum. Muhalefet partileriyle bir araya gelmek kadar doğal bir şey olmayacağını söyledi. Bu söylemin eyleme dönüşerek partilerin iletişim kanallarını açık tutup kronik hale gelmiş ki ben bunu en başa aileyi koyuyorum, gençleri koyuyorum. Bu iki kurumun tekrar eski kutsallığına kavuşabilecek bir mekanizma iktidar muhalefetiyle yapılması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bütün partiler bu masada buluştu: Ramazan güzelliği diye buna denir

Siyasette en kolay şeyin sorumluluğu sürekli başkalarının üzerine yıkmak olduğunu belirten Mahmut Arıkan, bu noktada en büyük sorumluluğun Saadet Partisi olarak kendilerinden olduğunu belirtti. Bu noktada Ramazan ayında iktidar ve muhalefet partilerinden temsilcilerin de katıldığı iftar buluşmasını örnek gösteren Arıkan, "En büyük sorumluluk Saadet Partisi'ne düşüyor, bize düşüyor. Yani bu zemini bizim istihdam etmemiz lazım, düzenlememiz lazım. Biz bunun aslında provasını yaptık. Ramazan ayındaki iftar programında. Belki de yakın tarihte ilk ve son örneği oldu. Hem iktidarın hem muhalefet partilerin bir araya gelebileceği bir mekanizma iktidar. Biz oradan bir siyasi mesaj çok konuştuk ama çıkarmalı mıyız yoksa o gerçekten böyle Ramazan'ın dokusuna uygun bir daha sosyal tarafı güçlendirecek bir şey miydi? Ben masadaki sohbette istinaden şunu söyleyebilirim. Ama herkeste bir huzur vardı. Yani bütün iktidarda da muhalefette de bir Ramazan maneviyatıyla bir araya gelmenin huzuru ve sohbeti vardı. Bir genel başkan, diğer genel başkana ya sen bana şöyle bir eleştiri yaptın ama biz bir yerde yeriz beraber o sorunları çözeriz esprisi yaptığını gördük. Bir diğer genel başkanın diğer genel başkana ya şurada şöyle bir cümle kullandınız ama orada şöyle bir eksiklik vardır dediğini duyduk. Ve herkese şu özlemi gördüm ya daha sık bir araya gelsek daha hızlı bir şekilde bu tip ortamlar çoğalsa beklentisini gördüm. Biz Saadet Partisi olarak bunun çabasını yapacağız. Yapmaya da devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"KUTUPLAŞMAYLA MEMLEKET HER ZAMAN KAYBETMİŞTİR"

Türk siyasetinde güven ve ahlak krizi olduğunu belirten Arıkan, "Bugün yüksek sesle bağırmak, masa yumruk vurarak konuşmak, konuşmanın döneminin ben bittiğini, bitmesi gerektiğini düşünüyorum. Kutuplaştıran siyaset her zaman için kutuplaşma söylemini ortaya atana kazandırmıştır. Oy anlamında oy kazanımı sağlamıştır. Ama memleket her zaman için kaybetmiştir. Oradaki benim vermeye çalıştığım mesaj, iktidarıyla muhalefetiyle Türkiye'de önemli iki tane krizi var bugün. Bunlardan bir tanesi güven krizi, ikincisi ahlak krizi. Belediyelerdeki bu hadiseler olduğu müddetçe, devlet yönetimi kademelerindeki bu sorunlar olduğu müddetçe, ülkede bir güven krizi ortaya çıkıyor. Güven krizini aşabilmenin yolu, ahlaki projeleri, ahlaki katkıları öncelemekten geçtiğini ifade ettim. Pazar günü de söyledim. Belediyeleri Dallas'a, sokakları Texas'a çevirdiniz dedim. Şimdi iktidar medyası bunu ne yaptı? 'Mahmut Arıkan CHP'ye yüklendi, belediyeleri Dallas'a çevirdiniz' dedi. Muhalefet medyası, CHP medyası 'Mahmut Arıkan AK Parti'ye yüklendi, sokakları Texas'a çevirdi' dedi. Ben ne ona ne ona özel bir hedefle değil, belediyeler de bizim, sokaklar da bizim, okullar da bizim. Bugün 9 tane çocuğumuzu biz koruyamıyorsak, öğretmenimizi koruyamıyorsak, kime mesaj verdiğinden ziyade nerede hata yapıyoruz deyip, o bütün partiler bir araya gelip bunu masaya yatırabilmemiz lazım" dedi.

"HEDEFİMİZ SADECE SAADET PARTİLİLERİN MUTLULUĞU DEĞİL"

Şu anda siyasetin iktidarla muhalefet arasında nasıl daha fazla etkileşim alma yarışı ile devam ettiğini belirten Arıkan, "Biz kalplere birer bekçi koymamız lazım. Kalpleri ahlaki ve manevi projelere destekleyip, manevi bekçileri ihdas etmemiz lazım. Aksi takdirde her öğrencinin başına bir tane de polis koymak, bu güvenliği yine tesis edemeyiz. Bunu konuşabilmek lazım. Ama yine iktidarla muhalefet arasındaki söylem yarışına baktığımızda, kim sosyal medyada daha fazla etkileşim alma yarışına girdiğini ben görüyorum. Böyle bir kutuplaşma iklimini besleyecek, oraya benzin dökecek bir dilin olduğuna görüyorum. Cümlelerin değil, ülkelerin yarıştığı bir Türkiye'yi inşa etmek lazım. Bizim ilkeler belli. Önce ahlak ve maneviyat ilkesiyle hareket edildiği takdirde biz herkes oturup kalkacağız. Üretime dayalı kalkınma modeli ortaya konulduğunda biz herkes oturup kalkacağız. Şahsiyetli bir dış politika ortaya konulduğunda herkes oturup kalkacağız. Bu üç prensip nereden geliyor? Bu da iki tane prensibe dayanıyor. Bir tanesi Peygamber Efendimizin hadisi şerifi insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır hadisi şerifi. Bizim iddiamız o. Bu gayretimiz, bu mücadelemiz insanların en hayırlısı olabilmek. İkincisi de 1969 yılında Erbakan hocamız üç tane hedef koymuştu. Yaşanabilir bir Türkiye demişti. Yeniden büyük Türkiye demişti. Yeni bir dünya demişti. Hedefimiz sadece Saadet Partililerin mutluluğu değil. Hedefimiz sadece 86 milyon insanımızın mutluluğu değil. Hedefimiz sadece 2 milyarlık İslam aleminin mutluluğu değil. 8 milyar insanlık aleminin mutluluğu için biz çalışmak zorundayız. Hedefimizi oraya koyuyoruz. Peygamber Efendimizin hadisi şerifi de oraya işaret ediyor. 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir'in karşılığının bu olduğunu iddia ediyorum. Küba'daki annenin gözyaşı ne kadar kıymetliyse İran'daki annemizin gözyaşı da o kadar kıymetli. Venezuela'daki annemizin gözyaşı ne kadar kıymetliyse Gazze'deki annemizin gözyaşına da aynı kıymetten bakmadığımız müddetçe yaşanabilir bir dünyayı bugün inşa edemeyiz. Yakın coğrafyamızda 50 gündür hep beraber takip ediyoruz. İran, İsrail, Amerika savaşını hep beraber görüyoruz. Neyi tartışıyoruz? Çok üzüldüğüm kısım burası. Hürmüz Boğazı'ndaki petrol sevkiyatının olmadığından dolayı petrol satışlarındaki petrol fiyatlarının yükselmesini, dünyadaki ekonomik krizi konuşuyoruz. Ya orada 4 bin tane ölen insanı kimse konuşmuyor. 175 tane kız çocuğunu kimse konuşmuyor. Esas konuşmamız gereken bunlar olması gerekirken sadece petrol fiyatlarının yükselmesini, Hürmüz Boğazı'ndan dolayı aksayan ticareti konuştuk. Tam da burada akli selim siyasetin devreye girmesi gerekiyor. O uzaklaştığımız insani kodlara tekrar dönmenin yolu bugün petrol fiyatlarını değil 175 tane kız çocuğunun akıbetini konuşmak lazım. Orada Saadet Partisi'nin farkı ortaya çıkar" açıklamasında bulundu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler