Prof. Dr. Seyithan Deliduman'ın Yeni Yazısı: Çölde Deveye Diken Neyse, Hürmüz’de Gemiye Mayın Odur
Deve, geniş çöl ufuklarında değil, ayağının altındaki küçük tehlikelerde odaklanmak zorundadır. Çünkü onu yavaşlatan, yaralayan veya yolda bırakan büyük fırtınalar değil, o mütevazı dikenlerdir.
Çölün kadim yolcusu deve için diken ne ifade ediyorsa, küresel ticaretin en kritik dar geçidi Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için mayın da aynı anlama gelir:
Görünmeyen, çoğu zaman küçümsenen ancak etkisi yıkıcı bir tehdit.
Bu benzetme, yalnızca edebi bir mecaz değil; modern jeopolitiğin ve asimetrik savaşın sert gerçeğini özetler.
Deve, geniş çöl ufuklarında değil, ayağının altındaki küçük tehlikelerde odaklanmak zorundadır.
Çünkü onu yavaşlatan, yaralayan veya yolda bırakan büyük fırtınalar değil, o mütevazı dikenlerdir.
Tıpkı bunun gibi, dev tankerler ve ticaret gemileri için Hürmüz’ün en büyük riski, açık deniz savaşları veya dev donanmaların çatışması değil; su altında sessizce bekleyen mayınlardır.
Mayın, düşük maliyetli ama yüksek etkili asimetrik savaşın en kudretli silahlarından biridir.
Bugün dünyanın petrol ticaretinin yaklaşık %20-25’ini oluşturan hacim, Basra Körfezi’nden çıkıp Hürmüz Boğazı’ndan geçmektedir.
Bu dar su yolu, küresel enerji güvenliğinin en hassas noktasıdır.
Güvenlik, klasik askeri üstünlükle değil; bu tür sinsi tehditlerin yönetilmesiyle sağlanır.
Mayınlar, burada dev savaş gemilerinden çok daha stratejik bir değer kazanır.
Mayın tehdidinin en tehlikeli yanı belirsizliktir.
Bir bölgeye mayın döşendiği haberi bile, fiili bir saldırıdan daha büyük ekonomik sonuçlar doğurur:
Sigorta primleri fırlatır, gemi rotaları değişir, navlun fiyatları yükselir ve küresel piyasalar sarsılır.
Mayın, salt askeri bir araç olmanın ötesinde, güçlü bir ekonomik kaldıraçtır.
Tarih bunu defalarca gösterdi.
1980’lerdeki Tanker Savaşı’nda Körfez’de yaşanan mayınlama faaliyetleri, yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte tedirginlik yarattı.
Büyük güçler dahi küçük ve sinsi tehditler karşısında kırılgan hale geldi.
Bugün, 2026’daki son gelişmelerle tarih tekerrür ediyor:
İran’ın Hürmüz’e döşediği mayınlar nedeniyle tanker trafiği büyük ölçüde azaldı, ABD donanması mayın temizleme operasyonları başlattı ve belirsizlik hâkim.
İran’ın kendi döşediği mayınların yerini tam olarak bilemediği raporları, riski daha da artırıyor.
Bölgedeki aktörler, özellikle İran, klasik askeri güç yerine bu tür asimetrik araçlara yöneliyor.
Bir boğazı tamamen kapatmak zor olsa da, onu “yüksek riskli” hale getirmek hem kolay hem de çoğu zaman yeterlidir.
Mayınlama, tam da bu amaca hizmet eder.
“Çölde deveye diken neyse, Hürmüz’de gemiye mayın odur” ifadesi, günümüz uluslararası ilişkilerinin doğasını mükemmel yansıtır.
Büyük sistemleri çökerten çoğu zaman büyük darbeler değil, küçük ama kritik müdahalelerdir.
Çölde yürüyen deve nasıl her adımda dikenle hesaplaşmak zorundaysa, Hürmüz’den geçen her gemi de mayın ihtimaliyle yüzleşmek durumundadır.
Büyük güçler büyük tehditlere karşı hazırlıklıdır; ancak onları asıl zorlayan, küçük görünen ama etkisi muazzam olan bu “dikenlerdir.”
Hürmüz Boğazı’ndaki son kriz, enerji güvenliği, küresel ticaret ve jeopolitik istikrar açısından bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Bu stratejik gerçeklik, yalnızca askeri analistlerin değil, tüm dünya ekonomisinin gündeminde kalmaya devam edecektir.
Çünkü Hürmüz’deki bir diken, çöldeki develerden çok daha fazlasını; küresel enerji akışını ve refahı etkileyebilir.
Prof. Dr. Seyithan Deliduman
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.