Prof.Dr. Seyithan Deliduman Yazdı: YSK Doğru Olanı Yapmıştır: Hukuk Devleti Süreci ve Kesinleşmiş Kararı Esas Alır

Prof.Dr. Seyithan Deliduman Yazdı: YSK Doğru Olanı Yapmıştır: Hukuk Devleti Süreci ve Kesinleşmiş Kararı Esas Alır

Yargının görev alanına başka bir organın müdahalesi nasıl kabul edilemezse, idari kurumların da yargısal süreç tamamlanmadan nihai sonuç doğuracak şekilde hareket etmesi aynı derecede sakıncalıdır. Kaldı ki YSK yargı yetkisine da sahiptir.

Prof.Dr. Seyithan Deliduman

Son günlerde kamuoyunda tartışılan süreçte, Yüksek Seçim Kurulu tarafından verilen yazı, hukuk devleti bakımından son derece önemli ve yerinde bir yaklaşımı ortaya koymuştur. Kurulun açık biçimde, hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası konusunda kendisine Anayasa ve yasalarla verilmiş bir görev ve yetki bulunmadığını ifade etmesi, kurumlar arası yetki sınırlarının korunması adına isabetli bir tutumdur.

Çünkü hukuk devletinde her kurum kendi anayasal ve yasal sınırları içerisinde hareket etmek zorundadır. Yargının görev alanına başka bir organın müdahalesi nasıl kabul edilemezse, idari kurumların da yargısal süreç tamamlanmadan nihai sonuç doğuracak şekilde hareket etmesi aynı derecede sakıncalıdır. Kaldı ki YSK yargı yetkisine da sahiptir.

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, hukuk mahkemesi tarafından verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının hukuki mahiyetidir. İhtiyati tedbir kararları, esas hakkındaki nihai hüküm niteliğinde değildir. Bunlar; ileride doğabilecek ve sonradan telafisi çok zor yahut imkânsız olacak zararların önlenmesi amacıyla verilen geçici hukuki koruma tedbirleridir.

Dolayısıyla ihtiyati tedbir kararlarını, uyuşmazlığın esasını kesin biçimde çözen nihai kararlar gibi değerlendirmek hukuken doğru değildir. Asıl olan, yargılamanın tamamlanması ve esas hakkında verilen kararın kesinleşmesidir.

Nitekim hukuk sistemimizde mahkeme kararlarının icrası bakımından temel ilke de budur. Kural olarak ilamların icra edilebilir hale gelebilmesi için kesinleşmeleri gerekir. Kesinleşmeden icra edilebilecek kararlar ise kanunda açıkça gösterilmiş istisnai kararlardır. Mutlak butlana ilişkin kararlar bu istisnalar arasında yer almamaktadır.

Bu nedenle mutlak butlana ilişkin bir karar verilmiş olsa dahi, ihtiyati tedbir niteliği taşımayan kısımlar bakımından hukuki sonuç doğurabilmesi ve icra edilebilir hale gelmesi için kararın kesinleşmesi gerekir. Kesinleşmemiş bir hüküm üzerinden doğrudan seçim hukukuna ilişkin nihai sonuçlar üretmek, hukuk güvenliği ve hukuki istikrar ilkeleriyle bağdaşmaz.

İşte tam da bu sebeple YSK’nın mevcut aşamada yargısal sürecin sonucunu beklemesi olması gerekendir. Çünkü hukuk düzeni, kesinleşmemiş iddialar veya henüz tamamlanmamış süreçler üzerinden değil; kesinleşmiş yargısal sonuçlar üzerinden işlem tesis eder.

Ancak aynı şekilde şu gerçek de açıktır: Eğer ileri sürülen mutlak butlan iddiası yargısal süreç sonunda kabul edilir ve bu karar kesinleşirse, artık mesele yalnızca teorik bir hukuk tartışması olmaktan çıkar. O aşamadan sonra seçim hukukunun doğrudan sonuç doğuran alanına girilmiş olur.

İşte bu noktada Yüksek Seçim Kurulu’nun anayasal sorumluluğu gündeme gelecektir. Çünkü mazbata yalnızca sembolik bir belge değildir; hukuki meşruiyetin, temsil yetkisinin ve seçim sonucunun resmi tescilidir. Hukuki dayanağı kesinleşmiş bir yargı kararıyla ortadan kalkmış bir temsil ilişkisinin sürdürülmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Hukuk düzeni, yok hükmündeki ya da kesinleşmiş şekilde sakatlanmış bir işlemin sonuçlarını sonsuza kadar koruyamaz. Bu nedenle mutlak butlan kararı kesinleştiği anda artık “bekleme” değil, hukukun gereğini yerine getirme yükümlülüğü doğacaktır.

Bu aşamada YSK’nın her türlü ihtimale karşı hazırlıklı olma adına mazbatalar yönünden gerekli değerlendirmeyi yapması, seçim hukukunun gerektirdiği sonuçları işletmesi ve hukuki meşruiyet zeminini koruyacak adımları atması gerekir.

Burada unutulmaması gereken temel nokta şudur: Bu mesele öncelikle siyasi değil, hukuki bir meseledir. Kurumlar kişilere, siyasi tartışmalara veya gündelik polemiklere göre değil; hukukun ortaya koyduğu kesinleşmiş sonuca göre hareket etmek zorundadır.

Sonuç olarak, YSK’nın mevcut aşamada “yetkisizlik” çerçevesinde temkinli davranması isabetli bir yaklaşım olmuştur. Ancak süreç kesinleşmiş bir mutlak butlan kararıyla sonuçlanırsa, artık seçim hukukunun sonuç kısmı devreye girecek ve mazbatalar konusunda harekete geçmek anayasal bir sorumluluk haline gelecektir.

Hukuk devleti bazen beklemeyi, bazen ise gecikmeksizin gereğini yapmayı emreder. Esas olan; hangi aşamada hangisinin gerektiğini doğru tespit edebilmektir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler