Pierre Loti'nin Fransa'daki Evi, Türk-İslam Mimarisinin İzlerini Taşıyor

Pierre Loti'nin Fransa'daki Evi, Türk-İslam Mimarisinin İzlerini Taşıyor

Rochefort Müzeleri Küratörü Claude Stefani, "Sokakta olduğunuzda, son derece sade, gösterişsiz bir ev görünüyor. Ancak içine girdiğinizde hızlı bir şekilde egzotik dekorlarla karşılaşıyorsunuz." dedi

"Aziyade" adlı eseriyle tanınan Fransız yazar, gezgin ve deniz subayı Pierre Loti'nin memleketi Fransa'nın Rochefort kentinde gezilerinden ilhamla tasarladığı evi, Türk salonu, Arap odası, İznik çini motifli seramiklerin duvarlarını süslediği "cami" adı verilen odası ile Türk İslam mimarisinin özelliklerini taşıyor.

Asıl adı Julien Viaud olan Pierre Loti, 14 Ocak 1850'de Rochefort kentinde dünyaya geldi.

Genç yaşta ağabeyi Gustave'ı kaybeden Loti, ardından 1867'de deniz hava okulunun sınavlarını geçerek deniz subayı oldu ve dünyayı gezme fırsatı buldu.

Osmanlı topraklarında karşılaştığı bir Çerkez kızına olan aşkını kaleme aldığı "Aziyade" adlı eseriyle tanınan yazar Loti, gezdiği ülkelerden ilham alarak memleketi Rochefort'daki aile evinin iç mimarisini tasarladı.

Bünyesinde Japon pagodası, gotik odası, Rönesans salonunun yer aldığı Pierre Loti Evi, küçük minaresi, Türk salonu, Arap odası, "cami" adı verilen çinilerle kaplı odası ile Türk İslam mimarisinin izlerini de taşıyor.

"Cami" adı verilen odada, yapboz misali farklı ülkelerden gelen seramikler duvarları süslerken, duvardaki İznik çini motifleri ve Arapça yazılar dikkati çekiyor.

Mavi, beyaz, yeşil renklerin hakim olduğu odada ahşap tavan, rahleler, sandukalar, Aziyade'nin portresi ve mezar taşının bir replikası da yer alıyor.

10 Haziran 1923'te Fransa'nın Hendaye kentinde hayatını kaybeden Pierre Loti'nin adı, memleketinde eğitim aldığı okula ve bir sokağa verilirken, müzeye çevrilen evi 2012-2025 yıllarında kapsamlı bir restorasyondan geçti.

Loti'nin tasarladığı ev 1973'te müzeye dönüştü

Rochefort Müzeleri Küratörü Claude Stefani, Pierre Loti Evi'nin hikayesini, mimari özelliklerini ve restorasyon sürecini anlattı.

Stefani, bu yapının, yazarın doğduğu ev ile Loti'nin 1895'te satın aldığı yandaki evin birleşmesinden oluştuğunu belirtti.

Loti'nin bu evi 1870'li yılların ortasında oluşturduğunu ifade eden Stefani, yazarın ilk büyük ziyaretini yaptığı İstanbul'dan döndükten sonra evdeki Türk salonunu yaptığını anlattı.

Stefani, Loti'nin ölümünden sonra, tek oğlu olan Samuel'in bu evde yaşamaya başladığını, takvimler 1969'u gösterdiğinde ise bir müze oluşturulması için evi içindeki malzemelerin büyük bir kısmıyla Rochefort Belediyesine sattığını aktardı.

1973'te müzeye çevrilen evin, 2012'ye kadar halka açık kaldığını belirten Stefani, evin bu süreçte ziyaretlerle yıprandığına işaret etti.

13 milyon avroluk restorasyon bütçesi

Stefani, evin yıkılan bir duvarı ve çatısında çalışmalar yapıldığını ancak evi restore etmek için yeterince bütçe olmadığı için renovasyon çalışmalarına 2013'de ara verdiklerini kaydederek, onarım çalışmaları sırasında evdeki "caminin" tavanın bir kısmının yere düştüğünü ifade etti.

Stefani, bu odanın ahşap tavanın ağaç kurtları tarafından yenildiğinin, dolayısıyla durumun çok tehlikeli olduğunun farkına vardıklarını vurgulayarak, Fransa'da faaliyet gösteren Miras Vakfının tarihi yapıların restorasyonu adına para toplamak için düzenlediği bir çekilişe katıldıklarını kaydetti.

Haziran 2018'de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Pierre Loti Evi'ni ziyaret ederek, bu yapının böyle bırakılamayacağını ifade ettiğini aktaran Stefani, Fransız devletinin restorasyon çalışmalarının yüzde 50'sini üstlendiğini, ardından yerel yönetimlerin de bu sürece katkı sağladığını belirtti.

Stefani, "Rochefort gibi bir küçük bir şehir için hatırı sayılır bir meblağ olan 13 milyon avrodan fazla tutan bu inşaat çalışması için, Rochefort Belediyesinin yalnızca 3,5 milyon avro ödemesi gerekiyordu." dedi.

Kovid-19 salgınında ara verilen restorasyon çalışmalarına daha sonra tekrar devam edildiğine değinen Stefani, bu süreçte evin temellerinin son derece hassas olduğunun keşfedildiğini, yapının altına beton dökülmesi için derin kazılar yapıldığını ifade etti.

"1923'te Loti'nin öldüğü zamandaki haline döndü"

Stefani, evin halk ziyaretine geçen yıl tekrar açıldığını belirterek, "Son derece zor bir inşaat çalışması oldu ancak sonunda enteresan bir şey elde ettik, çünkü ev mümkün olduğunca 1923'te Loti'nin öldüğü zamandaki haline döndü." dedi.

Bu evin ilginç bir yer olduğunu dile getiren Stefani, şunları kaydetti:

"Rochefort şehri, askeri bir şehir, deniz kuvvetlerine bağlı bir şehir. Ayrıca, Loti bir deniz subayıydı. Sokakta olduğunuzda, son derece sade, gösterişsiz bir ev görünüyor. Ancak içine girdiğinizde hızlı bir şekilde egzotik dekorlarla karşılaşıyorsunuz, bir Japon pagodası, bir Türk salonu, bir Arap odası, bulunduğumuz yer olan cami, Çin odası ve ardından büyük dekorlar, gotik bir oda, büyük bir Rönesans salonu."

"Cami, esasında Eyüp'teki odasının bir tasviri"

Stefani, Loti'nin evinin bu şekilde olmasını kendisinin istediğini aktararak, "Loti, seyahatten döndüğü zaman, sistematik olarak Rochefort'da gezilerinde tanıdığı şeyleri yeniden oluşturmaya çalışıyor. En muntazam ve önemli çalışmaları arasında cami ve Arap odası olduğunu söyleyebilirim. Bu cami, esasında Eyüp'teki odasının bir tasviri." ifadelerini kullandı.

Stefani, evdeki Arap odasının Magrip'te kırsaldaki küçük bir camiyi andırdığını belirterek, Loti'nin, bu mekanları kendisi ve arkadaşlarını etkilemek için tasarladığını dile getirdi.

Evin ikinci katındaki "camide" Suriye saraylarından ilham alınarak merkezde oyulmuş daha alçak bir bölümün bulunduğunu anlatan Stefani, Loti'nin 1890'lı yıllarda Suriye ziyareti sırasında 18. yüzyıldan kalma ahşap bir tavan satın aldığını, bu tavandan yola çıkarak söz konusu odayı tasarladığını belirtti.

Stefani, bu odada Cezayir'den gelen burgulu sütunların yer aldığını anlatarak, duvarları kaplayan seramikler hakkında "Olağanüstü seramikler, Suriye'den ve ayrıca İznik'ten gelen olağanüstü bir koleksiyon. Nişin ortasında, o tipik karanfil ve lale motifleri ile 'domates kırmızısı' olarak bilinen bir kırmızı tonu görüyoruz, gerçekten çok güzel bir seramik. Neredeyse her yerde var." bilgisini verdi.

Aziyade'nin mezarını bulup restore ettirdi

Stefani, Loti'nin anı odası olan "camide" bir nevi Eyüpsultan'daki gençliğini yeniden yaşadığını kaydederek, "Aziyade" romanına konu olan genç kızla burada tanıştığını hatırlattı.

"Loti'nin 1887'de İstanbul'a döndüğünde, Aziyade'nin mezarını bulup restore ettirdiğini belirten Stefani, Fransız yazarın 1900'lu yıllarda ise Aziyade'nin mezar taşının bir replikasını yaptırdığını, evindeki bu odada sevdiği kızın resmine ve mezar taşına bakabildiğini anlattı.

"Türkiye'den gelen birçok şey var"

Stefani, evdeki "cami" hakkında "Burası cami olarak kullanılmıyor, çok sevdiği, birçok kez gittiği İstanbul'u bir nevi anımsatıyor." diyerek, Loti'nin Osmanlı kültürü ve İstanbul'a büyük hayranlık duyduğunu dile getirdi.

Cami adı verilen odada Türkiye'den gelen birçok şey bulunduğunu anlatan Stefani, 1922'de çok hasta olduğunda Loti'yi Rochefort'da ziyaret eden Türk heyetinin yazara hala evinde bulunan mavi renkteki büyük halıyı hediye ettiğini sözlerine ekledi.


Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler