Obezite Cerrahisi Sağlıklı Kilo Kaybı İçin Seçenek Sunuyor
Medicana Kadıköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ünal Sabancı:- "Obezite cerrahisi sadece kilo kaybı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda obeziteye bağlı hastalıkların kontrolünde de önemli bir rol oynar"
Medicana Kadıköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ünal Sabancı, obezite cerrahisinin diyet ve egzersizle yeterli sonuç alınamayan hastalar için önemli bir seçenek olduğunu belirtti.
Hastaneden yapılan açıklamaya göre, obezite, yalnızca estetik bir sorun olmaktan öte insan sağlığını bütüncül olarak tehdit ediyor.
Vücutta yağ oranının sağlığı tehdit edecek seviyeye ulaşması, diyabetten kalp-damar hastalıklarına, hipertansiyondan uyku apnesine kadar birçok kronik rahatsızlığın ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 13'ü obeziteyle mücadele ederken, bu oran giderek artıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Ünal Sabancı, obezite cerrahisinin diyet ve egzersizle yeterli sonuç alınamayan hastalarda sağlıklı kilo kaybı ve eşlik eden hastalıkların kontrolü açısından önemli bir seçenek olduğunu vurguladı.
Obezite cerrahisine karar verilmeden önce detaylı bir değerlendirme yapılması gerektiğine değinen Sabancı, değerlendirmenin hastanın yaşı, mevcut sağlık durumu, kilo geçmişi, yaşam tarzı ve hedeflerini kapsadığını, hangi cerrahi yöntemin uygulanacağının da değerlendirme sonucunda belirleneceğini aktardı.
Prof. Dr. Ünal Sabancı, uygun hasta seçimi ve multidisipliner yaklaşımın tedavi başarısında kritik rol oynadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Obezite cerrahisi değerlendirmesinin başlangıç noktası vücut kitle indeksi, kişinin kilosunun boyuna oranı olarak hesaplanıyor. Obezite derecelendirmesinde, 'VKİ 30-35' obezite (tip 1), "VKİ 35-40" ileri obezite (tip 2), VKİ 40 ve üzeri morbid obezite (Tip 3) sınıflandırmaları kullanılıyor. Cerrahi genellikle vücut kitle indeksi 40'ın üzerindeki hastalara veya 35'in üzerinde olup, diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve insülin direnci gibi obeziteye bağlı ek hastalıkları bulunan bireylere uygulanıyor."
- En sık iki yöntem uygulanıyor
Obezite cerrahisinde en çok kullanılan yöntemler arasında tüp mide ve gastrik bypass yöntemlerinin yer aldığını belirten Sabancı, şu ifadeleri kullandı:
"Tüp mide yönteminde, midenin büyük bir kısmı alınarak hacmi yaklaşık 100-150 mililitreye düşürülür. Midenin açlık hormonu salgılayan bölümü çıkarıldığı için iştah azalır ve kişi daha az yemekle doyabilir. Bir diğer yöntem gastrik bypass'ta ise mide küçültülür ve bağırsakların bir kısmı devre dışı bırakılır. Bu yöntem, hem alınan gıda miktarını azaltır hem de besinlerin bir kısmının emilimini sınırlar. Özellikle diyabetin kontrolünde etkili olur."
Obezite cerrahisinde başarının, kullanılan yöntem, cerrahi sonrası takip ve yaşam tarzı değişikliklerine uyumla yüksek oranlara çıkabildiğine dikkati çeken Sabancı, cerrahi sonrası düzenli hekim kontrolleri, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve psikolojik desteğin "sürecin ayrılmaz parçaları" olduğunu belirtti.
Sabancı, obezite cerrahisinin sadece kilo kaybı sağlamakla kalmadığının, aynı zamanda obeziteye bağlı hastalıkların kontrolünde de önemli bir rol oynadığının altını çizerek, "Düzenli takip ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastanın hem yaşam kalitesi artabilir hem de uzun vadede sağlığı korunabilir." değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.