Prof.Dr.Toğrul İsmayıl

Prof.Dr.Toğrul İsmayıl

Nahçıvan’dan Avrasya’ya: Ankara-Bakü Hattı Bölgenin Jeopolitik Haritasını Değiştiriyor.

Prof.Dr. Toğrul İsmayıl

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Nahçıvan’da verdiği mesajları yalnızca Azerbaycan-Türkiye ilişkileri çerçevesinde değerlendirmek yeterli değildir. Nahçıvan meselesi artık daha geniş bir jeopolitik ve jeoekonomik dönüşümün parçasıdır. Bölgede ulaşım, enerji ve lojistik hatlarının yeniden şekillendiği bir dönemde Nahçıvan’ın stratejik önemi de hızla artmaktadır.

Azerbaycan son yıllarda kendisini yalnızca enerji ihraç eden bir ülke olarak değil, Avrasya bağlantılarının önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırmaktadır. Bakü-Tiflis-Ceyhan, Güney Gaz Koridoru, TANAP, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, Alat Limanı ve Orta Koridor farklı projeler gibi görünse de aslında bütünlüklü bir jeoekonomik stratejinin unsurlarıdır. Bu stratejinin amacı enerji, ulaşım, lojistik ve ticaret akışlarını birbirini tamamlayan bir sistem haline getirmektir.

whatsapp-image-2026-08-14-at-13-37-23-001.jpeg

Bu tabloda Nahçıvan özel bir yere sahiptir. Azerbaycan’ın ana karası ile Türkiye arasında doğrudan coğrafi bağlantı sağlayan Nahçıvan, hem ulusal hem de bölgesel düzeyde stratejik önem taşımaktadır. Burada ulaşım ve enerji altyapısının geliştirilmesi yalnızca Nahçıvan’ın ekonomik kapasitesini artırmayacaktır. Aynı zamanda Azerbaycan’ı Türkiye ve Avrupa’ya bağlayan güzergâhların çeşitlendirilmesine de imkân sağlayacaktır.

Ankara-Bakü-Nahçıvan hattının önemi de tam olarak bu bağlamda ortaya çıkmaktadır. Türkiye, Azerbaycan için Avrupa ve Akdeniz coğrafyasına açılan temel kapılardan biridir. Azerbaycan ise Türkiye’nin Hazar havzası, Orta Asya ve Türk dünyasıyla ilişkilerinde önemli bir stratejik ortaktır. Dolayısıyla iki ülke arasındaki siyasi ve askerî-stratejik müttefiklik, giderek ulaşım, enerji ve lojistik altyapısıyla tamamlanmaktadır.

Zengezur istikametindeki gelişmeler bu tabloyu daha da önemli hale getirmektedir. Bu bağlantıyı yalnızca Azerbaycan’ın ana karasının Nahçıvan’a bağlanması olarak değerlendirmek doğru değildir. Burada daha geniş bir bölgesel ulaşım sisteminin yeni bir halkasının oluşumundan söz ediyoruz. Bu güzergâhın hayata geçirilmesi halinde Hazar havzası ile Türkiye arasında daha doğrudan bir kara bağlantısı oluşacak ve Orta Koridor’un kapasitesi genişleyecektir.

Burada özellikle vurgulanması gereken nokta şudur: Zengezur bağlantısı Orta Koridor’un alternatifi değil, onun çeşitlendirilmesi ve tamamlanması olarak görülmelidir. Orta Asya’dan Hazar üzerinden Azerbaycan’a, oradan Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan güzergâha yeni bağlantıların eklenmesi hem taşımacılığın dayanıklılığını artıracak hem de bölgenin lojistik kapasitesini güçlendirecektir.

Enerji boyutu da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Azerbaycan ve Türkiye arasındaki iş birliği artık petrol ve doğal gazla sınırlı değildir. Elektrik enerjisi, yenilenebilir enerji ve gelecekte yeşil enerjinin bölgesel pazarlara taşınması yeni iş birliği alanları oluşturmaktadır. Nahçıvan’ın Türkiye enerji sistemiyle bağlantısının güçlendirilmesi de bu açıdan daha geniş bir enerji güvenliği mimarisinin parçası olarak değerlendirilmelidir.

Aslında burada daha temel bir dönüşüm yaşanmaktadır. XXI. yüzyılda jeopolitik güç yalnızca toprağa ve doğal kaynaklara sahip olmakla ölçülmüyor. Enerjinin, malların, sermayenin ve insanların hangi güzergâhlardan hareket edeceğini belirleme kapasitesi de stratejik güç kaynağına dönüşüyor. Bu nedenle ulaştırma koridorları artık yalnızca ekonomik projeler değil, devletlerin bölgesel nüfuzunu artıran jeopolitik araçlardır.

Azerbaycan’ın yaklaşımının farklılığı da burada görülmektedir. Bakü yalnızca bir transit ülke olmak istemiyor. Hedef, Hazar havzası ile Kafkasya’yı, Orta Asya’yı Türkiye ve Avrupa ile birleştiren sistemin oluşumunda aktif rol üstlenmektir. Bunun için yalnızca coğrafi konum yeterli değildir. Limanlar, demiryolları, karayolları, enerji hatları, gümrük altyapısı ve dijital lojistik birbirini tamamlamalıdır.

Türkiye açısından da Nahçıvan ve Zengezur istikameti daha geniş stratejik sonuçlar vadetmektedir. Yeni bağlantılar Ankara’nın Orta Asya’ya kara ulaşımını güçlendirebilir, Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasında ekonomik entegrasyonu hızlandırabilir ve Türkiye’nin Orta Koridor’daki rolünü daha da güçlendirebilir. Bu nedenle Ankara-Bakü iş birliği artık ikili ilişkilerin sınırlarını aşarak Avrasya’nın yeni ekonomik coğrafyasının şekillenmesini etkileyen bir faktöre dönüşmektedir.

Ancak bu projelerin başarısı otomatik değildir. Siyasi anlaşmaların gerçek ekonomik sonuçlara dönüşebilmesi için altyapının tamamlanması, sınır ve gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması, güvenliğin sağlanması ve tarifelerin rekabetçi hale getirilmesi gerekir. Aynı zamanda bölgedeki farklı aktörlerin çıkarları arasında dengeli bir yaklaşım geliştirilmelidir. Çünkü yeni koridorlar iş birliği fırsatlarının yanı sıra jeopolitik rekabeti de artırmaktadır.

Bu nedenle Nahçıvan’ın gelecekteki rolüne daha geniş bir perspektiften bakmak gerekiyor. Nahçıvan yalnızca Azerbaycan’ın ana karasından ayrı bir bölgesi değildir. Doğru altyapı ve bağlantı politikalarıyla Hazar havzasını Türkiye ve Avrupa’ya bağlayan bölgesel jeoekonomik sistemin önemli merkezlerinden birine dönüşebilir.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Nahçıvan’da verdiği mesajların stratejik anlamı da burada ortaya çıkmaktadır. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri artık yalnızca siyasi müttefiklikle ölçülmüyor. Bu ittifak fiziksel bağlantılar, enerji altyapısı ve ekonomik entegrasyonla daha kalıcı bir içerik kazanıyor.

Ankara-Bakü-Nahçıvan hattı bu nedenle yalnızca bir ulaşım güzergâhı değildir. Bu hat, Hazar’dan Orta Asya’ya, Güney Kafkasya’dan Türkiye ve Avrupa’ya kadar uzanan yeni jeoekonomik alanın önemli dayanaklarından biri haline gelebilir.

Azerbaycan açısından temel mesele ise bu güzergâhların yalnızca üzerinden geçtiği bir ülke olmak değildir. Asıl hedef, söz konusu bağlantıların şekillenmesine, yönetilmesine ve bölgesel ekonomik mimarinin oluşturulmasına yön verebilmektir. Azerbaycan’ın bölgesel transit ülkesinden bağlantı mimarına dönüşümünün temel stratejik göstergesi de tam olarak budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.