“Mutlak Butlan” mı, “Mutlaka Butlan” mı ve/veya CHP Kurultayı Davasında Hukuk, Algı, Siyaset Üçgeni?!
Kamuoyunda en çok konuşulan kavram ise “mutlak butlan”. Ne yazık ki bu hukuki terim, sıklıkla “mutlaka butlan” yani kaçınılmaz iptal olarak algılanıyor.
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde süren dava, 6 Mayıs’a ertelenmişti.
Kamuoyunda en çok konuşulan kavram ise “mutlak butlan”.
Ne yazık ki bu hukuki terim, sıklıkla “mutlaka butlan” yani kaçınılmaz iptal olarak algılanıyor.
Oysa hukuk, böyle bir kolaycılığa izin vermez.
“Mutlak butlan”, bir işlemin baştan itibaren hükümsüz sayılmasına yol açan ağır sakatlıktır.
Nisbi butlanda ise işlem iptal edilene kadar geçerliliğini korur.
Mahkeme, tarafların iddiasıyla bağlı değildir; delilleri, tanıkları, normları ve somut koşulları değerlendirerek karar verir.
Dava tamamen reddedilebilir, nisbi butlan yönünde sonuçlanabilir ya da gerçekten mutlak butlan koşulları varsa o yönde hüküm kurulabilir.
Peki hangi karar Kılıçdaroğlu’nu tekrar genel başkan koltuğuna oturtur?!
Eğer mahkeme, kurultayın mutlak butlanla sakat olduğuna ve baştan itibaren yok hükmünde sayılmasına karar verirse; bu, hukuken o kongrenin hiç yapılmamış kabul edilmesi anlamına gelebilir.
Bu durumda eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki Parti Meclisi’nin göreve iadesi gündeme gelebilir.
Ancak bu otomatik bir sonuç değildir.
Karar istinaf ve temyiz süreçlerinden geçecek, olası tedbir kararları devreye girecek ve partinin tüzüğü ile Yargıtay içtihatları da devreye girecektir.
Buradaki kritik mesele şudur:
Mahkeme “mutlak butlan” dese bile, bu karar “zaten baştan belliydi” algısıyla değil, yargılama sürecinin ürünü olarak meşruiyet kazanacaktır.
Yazıda da vurguladığım gibi; hukuk, sonucu değil süreciyle meşrudur.
Önceden kurulmuş zihinsel hükümler, adalet duygusunu zedeler ve yargıya güveni aşındırır.
Siyaset hukukun üstüne çıkamaz.
Kurultay usulsüzlüğü iddiaları ciddidir; delegelerin iradesine müdahale varsa millet iradesine de gölge düşer.
Ama “mutlak butlan”ı “mutlaka butlan” diye okumak, ne hukuka ne de siyasete hizmet eder.
Nitekim...
6 Mayıs’ta mahkeme ne derse desin, asıl mesele o kararın gerekçesidir; delillerle örülü, vicdana ve kanuna uygun bir gerekçe.
Çünkü Türkiye’de yargıya duyulan güven, partilerden daha önemlidir.
O güven sarsılırsa, ne CHP ne de başka bir siyasi yapı bundan kazançlı çıkmaz.
Hukuk süreci tamamlanmadan zafer naraları atmak da, erken yenilgi çığlıkları atmak da aynı hatadır.
Ezcümle:
Hukuk, sabırlı olmayı gerektirir.
Adalet, aceleye gelmez.
Cüneyt Şaşmaz
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.