Mustafa Gazim'in Yeni Yazısı: "Bazı Mücadeleler Bir Gün Değil, Bir Ömür Sürer..."
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizlerle yalnızca doğru bilgileri, resmî belgeleri ve yürütülen çalışmaların gerçek seyrini paylaşmaya devam edeceğim.
Sesi duyulmayan, hakkını arayan ve adalet bekleyen tüm yaralı onurlu dava arkadaşlarım;
Değerli arkadaşlarım, kıymetli dava arkadaşlarım; yazımız biraz uzun oldu ama sizi en açık, en net, bilgilerle belgelerle donatmaya gayret ettiğim için böyle oldu. Sizden şimdiden özür diliyorum.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizlerle yalnızca doğru bilgileri, resmî belgeleri ve yürütülen çalışmaların gerçek seyrini paylaşmaya devam edeceğim.
Benim hiçbir zaman birileriyle yada S.T.K ile kişisel bir hesabım olmadı. Ne makam beklentim var ne de maddi bir çıkar peşindeyim Olsaydım zaten 900den fazla bize güvenen ve inanan biri muhakkak çıkar size söylerdi.ve sizlerde bunu belgelerle ortaya koyardınız...
Tek gayem; Rabbimin rızasını kazanmak,onu razı edebilmek , vicdanımın sesini dinlemek ve yıllardır birlikte mücadele ettiğimiz dava arkadaşlarıma doğruları aktarmaktır.
On bir yılı aşkın süredir bu davanın içerisindeyim.Stklardaki aidat toplamak için çeşitli yalan senaryolarına karşı çıktığım için Bu süreçte çok baskılar gördüm, haksız eleştirilere maruz kaldım, iftiralarla karşılaştım.
Yine Çalışma hayatımda yıllarca 8yıl haftanın 5 günü 8 saat mobbing ve yıldırma politikalarına rağmen dimdik ayakta kaldım. Bu nedenle bugün hakkımda söylenen sözler beni yolumdan döndüremez.onlar bana şarkı sözleri gibi geliyor Sadece gülüp geçiyorum.
Çünkü artık karakterimiz olgunlaştı. Biz İstanbul beyefendisi gibi yolumuzda yürüyoruz. Herkese doğruları anlatıyoruz. Isteyen istediğini alır. Yalanı seven yalanla beslenir. Doğruyu seven doğrularla beslenir.
Ne yazık ki son günlerde sosyal medyada ve çeşitli platformlarda gerçeği yansıtmayan umutlar dağıtılıyor.
Bir fotoğraf karesi ya da bir ziyaret üzerinden "Kanun çıktı", "Her an müjde geliyor" denilerek insanlar beklentiye sokuluyor ve havalarda uçuyorlar.
Oysa kanun yapım süreci bellidir. Bir teklifin komisyonlarda görüşülmesi, kabul edilmesi, alt komisyon ve Genel Kurul aşamalarını tamamlaması gerekir.ardındandan da resmii gazetede yayımlanması.
Bu süreçler tamamlanmadan kesinleşmiş gibi açıklamalar yapmak, iyi niyetli değildir. insanların beklentilerini yanlış yönlendirebilir.
Buradan ben. Yirmidört saat esasına göre Çalışan. Ve gece gündüzlü hiç durmadan. Yorulmadan var gücüyle insanlarımıza, gazilerimize, yaralarımıza umut satan yağmur duasına çıkan şıhçılara soruyorum. İstediğiniz kadar dualarda bulunun. Teşekkür edin temennilerde bulunun. Bu hava yağmaz.
Yirmi beş kez komisyon toplanmış. Bütün kamu kurumları bir araya gelmiş. Herkes bütün görüşlerini sunmuş. Ve toplantı dağılmış.
Toplantıda. Konuşulanlar net bir şekilde kanun haline gelmemiş madde haline gelmemiş yasa haline gelmemiş ve alt komisyona gönderilmemiş.
Değerli arkadaşlar;
Bir hususu vicdanınıza bırakmak istiyorum.
Nasıl oluyor da henüz kanun yapım süreci tamamlanmamışken, "Her an kanun çıkacak", "Müjde geliyor" denilerek yaklaşık 23 bin kişiye sürekli umut verilebiliyor?
Kanunların nasıl çıktığı bellidir. Komisyon süreçleri, alt komisyon, Genel Kurul ve yasalaşma aşamaları tamamlanmadan kesin ifadeler kullanmak, insanların beklentilerini gereksiz yere yükseltmez mi?
Hepimizin ortak amacı aynı: Gazilerimizin hak ettiği düzenlemelerin hayata geçirilmesidir. Ancak bu mücadele, gerçekle yürütülmelidir; beklenti yönetimiyle değil.
Değerli arkadaşlar;
Bir hususu vicdanınıza bırakmak istiyorum.
Nasıl oluyor da henüz kanun yapım süreci tamamlanmamışken, "Her an kanun çıkacak", "Müjde geliyor" denilerek yaklaşık 23 bin kişiye sürekli umut verilebiliyor?
Kanunların nasıl çıktığı bellidir. Komisyon süreçleri, alt komisyon, Genel Kurul ve yasalaşma aşamaları tamamlanmadan kesin ifadeler kullanmak, insanların beklentilerini gereksiz yere yükseltmez mi?
Hepimizin ortak amacı aynı: Gazilerimizin hak ettiği düzenlemelerin hayata geçirilmesidir. Ancak bu mücadele, gerçekle yürütülmelidir; beklenti yönetimiyle değil.
Bir başka konu da şudur:
Sürekli maddi destek çağrıları yapılırken, insanların umutlarının buna bağlanması vicdanları rahatsız etmez mi?
Benim çağrım çok nettir.
Hiç kimse doğruluğundan emin olmadığı bilgilere güvenmesin. Hiç kimse umutları üzerinden yönlendirilmesin.
Bizim en büyük gücümüz; sabır, birlik, belge ve doğruluktur.
Gerçekleşen her gelişmeyi alkışlarız. Ancak gerçekleşmeyen hiçbir şeyi olmuş gibi anlatmayız.
Çünkü hak mücadelesi, güven üzerine kurulur. Güven ise ancak doğrularla korunur.
Arkadaşlar benim mücadelem kişilerle değil, yanlış bilgilerle ve haksızlıklarladır.
Ben her zaman dik durmaktan yanayım. Dik olmaktan yanayım. Doğruluktan ve doğru olmaktan yanayım. Bizim karakterimizde bu var.
Benim tek isteğim olaylara ; hepimizin bilgiyle belgeyle yaklaşmasıdır. Duyumlarla değil,dedikodularla değil,bilgi kirliliği ile değil
resmî gelişmelerle hareket edelim. Heyecanla değil, akılla ve sabırla mücadelemizi sürdürelim.bir konuda sıkıntıya düştüğünüzde. Bizi arayın. Muhakkak. Müsait olduğumuzda doğru bilgilerle bilgilendirileceksiniz. Tamer beyi arayın. Gazeteyi arayın.
Evet arkadaşlar en önemli konu burası
Bugün konuşulan konulardan biri de 1005 sayılı Kanunda yapılması planlanan düzenlemedir.
Ben 1005 nolu kanunun ilk 5 maddesini yayınlıyorum herkesin bilgisi oldun diye
1. Madde – Şeref aylığı bağlanacak kişiler
Kanunun kimleri kapsadığını düzenler.
Günümüzde yapılan değişikliklerle, kanunda belirtilen hak sahiplerine (İstiklal Madalyası sahipleri ile kapsam içine alınan belirli Kore ve Kıbrıs gazileri gibi) şeref aylığı bağlanmasını düzenler.
1. Madde – Şeref aylığının miktarı ve ödenmesi
Şeref aylığının nasıl ve hangi esaslara göre ödeneceğini düzenler.
Bu madde yıllar içinde birkaç kez değiştirilmiş, aylığın hesaplanma yöntemi güncellenmiştir.
1. Madde – Uygulama hükümleri
Şeref aylığının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenler.
Hak sahipliğinin tespiti ve uygulamaya ilişkin işlemler bu madde kapsamındadır.
1. Madde – Yürürlük
Kanunun hangi tarihte yürürlüğe girdiğini belirtir.
1. Madde – Yürütme
Kanunun uygulanmasından yürütme organının sorumlu olduğunu düzenler. Güncel sistemde bu yetki Cumhurbaşkanına aittir.
Bin beş nolu kanunun gazilerimize sağladı. Hakları da hemen çıkartıp sizinle paylaşmak istedim. Değerli arkadaşlarım.
Şeref aylığı: Günümüzde sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın net asgari ücret tutarında şeref aylığı ödenmektedir.
Ücretsiz seyahat hakkı: Kendileri ile eşleri, 25 yaşını doldurmamış evlenmemiş çocukları, anne ve babaları ücrtsiz seyahat hakkından yararlanır.
Sağlık hakları: Kendileri ve eşleri için sağlık hizmetlerinde katılım payı alınmaz, ayrıca ilave ücret uygulanmaz.
Mesken vergisi muafiyeti: Şartları taşıyan tek konut için emlak vergisi muafiyeti vardır.
Elektrik ve su indirimi: Elektrikte yaklaşık %40, suda yaklaşık %50 indirim uygulanır.
Sosyal tesislerden yararlanma: Kendileri ile eş, anne, baba ve çocukları kamu sosyal tesislerinden belirlenen esaslara göre yararlanabilir.
Yükseköğretim hakları: Katkı payı ve öğrenim ücretinden muafiyet ile belirli şartlarda burs imkânları sağlanmaktadır.
Müze ve ören yerlerine ücretsiz giriş, Devlet Tiyatrolarından ücretsiz yararlanma ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı huzurevlerinden ücretsiz yararlanma gibi sosyal haklar da bulunmaktadır.
Değerli arkadaşlarım;
1005 sayılı Kanun kapsamında konuşulan hakların hayata geçirilebilmesi için, öncelikle yürütülen komisyon çalışmalarının somut bir sonuca ulaşması gerekmektedir.
Komisyonlarda yapılan değerlendirmelerin bir rapora dönüşmesi, ilgili kanun teklifinin olgunlaştırılması ve yasama sürecinin usulüne uygun şekilde ilerlemesi gerekir. Ancak bu aşamalardan sonra konu Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilgili süreçlerinde değerlendirilerek kanunlaşabilir.
Bu nedenle, henüz yasama süreci tamamlanmadan "Kanun çıktı", "Her an müjde geliyor" gibi kesin ifadeler kullanmak doğru değildir.
Bizim mücadelemiz; söylentiler üzerine değil, resmî süreçler ve somut gelişmeler üzerine kurulmalıdır.
Temennimiz elbette bu düzenlemenin bir an önce hayata geçmesi ve tüm hak sahibi yaralılarımızın hak ettikleri imkânlara kavuşmasıdır.
Ancak mücadelemizi gerçeklerden ayrılmadan, sabırla ve doğru bilgiyle sürdürmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Böyle bir düzenleme gerçekleştiği takdirde, şeref aylığı konusunda önemli bir adım atılmış olacaktır. Ancak bu aşamaya gelinmeden, kesinleşmemiş hiçbir gelişmeyi olmuş gibi sunmanın doğru olmadığı kanaatindeyim.
Her an kanun çıkacak müjde gelecek. Diyerek insanları. Aldatmak, kandırmak. Doğrulukla. Ve insanlığa. Yakışmayacağı kanaatindeyim.
Bizler yaralıyız gazi olamadık. Bu millet için bedel ödedik. Bu nedenle birbirimizi kırmaya değil, birbirimize güç vermeye mecburuz.
Birliğimizi koruyarak, doğrulardan ayrılmadan ve sabırla mücadele ederek hedefimize ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.
Yirmi dört saat esasına dayanarak hiç durmadan, yorulmadan, uyumadan. Geceli gündüzlü değil Yağmur duasıyla değil temenni ile değil teşekkürle değil Allah razı olsun da değil.yaralılarımıza çok tatlı. Onların gönlünü yumuşatıcı. Beyefendi 1 şekilde doğruları söylenmesi yeterlidir.
Değerli arkadaşlarım. Benim davam asla ve asla çalışmalara engel olmak, set çekmek hiç değildir Her zaman size söylüyorum. Dün de söyledim. Bugün de söylüyorum. Bir NGAZETE Gazim ne diyor köşe yazarı olarak.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da doğruları söylemeye, sizleri resmî bilgiler ışığında bilgilendirmeye devam edeceğim.
Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin. Hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Yazmaya devam edeceğim
Doğru yerdesiniz. Doğrularla berabersiniz. Bizi takip etmeye devam edin.
Mustafa GAZİM
1995 yılında, Kuzey Irak'ta Metina bölgesinde meydana gelen sıcak çatışmada yaralanan
İlk müdahalemin ardından helikopterle Van Devlet Hastanesine sevk edilen, Ertesi gün askerî uçakla Etimesgut Askeri Havaalanına, oradan da GATA'ya nakledilerek tedavisi tamamlanan
Tedavimiin ardından da amirlerim bana, "Mustafa Kurubacak, seni çürüğe ayırıyoruz. Eşyalarını topla." demesi üzerine Henüz yirmibir yaşındaydım...Hiç düşünmeden şu cevabı veriyorum
"Ben çürüğe ayrılmak istemiyorum. Ben yeniden görev yerime dönmek, silah arkadaşlarımın yanında olmak ve şehitlerimin emaneti olan bu vatan için görevime devam etmek istiyorum."21 yaşındayım ve O gün psikolojik savaşın ne olduğunu bilmiyordum.
Tek bildiğim; Hakkari dağ komando Tugay Komutanlığında Asker arkadaşlarımla birlikte olmak.
Belki o gün resmî anlamda gaziliğimi GATA'nın koridorlarında bıraktım; ama inancımı, vatan sevgimi ve mücadele azmimi hiçbir zaman bırakmadım.
İşte bugün, yıllardır verdiğim hak mücadelesinin temeli de o gün atıldı.
Ben yalnızca kendi hakkım için değil; sesi duyulmayan, hakkını arayan ve adalet bekleyen tüm dava arkadaşlarım için mücadele ediyorum.
Çünkü bazı mücadeleler bir gün değil, bir ömür sürer...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.