Muhtemel ABD-İran Görüşmelerinden Kim, Neyi, Neden İstiyor?
Bir taraf, yani ABD, savaşı sona erdirmek için devam eden, verimli müzakereler olduğunu söylerken, diğer taraf, yani İran, "hayır, yok" diyorsa, kime inanmalıyız?
Bir taraf, yani ABD, savaşı sona erdirmek için devam eden, verimli müzakereler olduğunu söylerken, diğer taraf, yani İran, "hayır, yok" diyorsa, kime inanmalıyız?
Perde arkasında tam olarak neler yaşanıyor? Körfez'de barışın çok yakında olduğuna inanmalı mıyız? Yoksa her iki taraf da enerji fiyatlarını yüksek tutacak ve tüm dünyayı yaz boyunca etkileyecek maliyetli, uzun süreli bir savaşa mı hazırlanıyor?
ABD'den İran'a kesinlikle mesajlar iletiliyor fakat dolaylı bir şekilde. Her iki ülkeyle de iyi ilişkileri olan Pakistan gibi ülkeler aracılığıyla.
Bu, elbette "müzakereler" ile aynı şey değil. Bu da İranlı bir askeri sözcünün müzakerelerin gerçekleştiğini kesin bir dille reddetmesinin nedenini açıklayabilir.
İki taraf arasında dolaylı temas ve kanallar var ama bir anlaşmaya varılması hala çok uzun sürebilir.
İşaretler, Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirme konusundaki tıkanıklığa benzer bir duruma girdiğimizi gösteriyor. Her iki taraf da sürecin bitmesini istediklerini söylüyor ama kendi şartlarıyla. Bu şartlar ise diğer tarafın kabul edebileceklerinden hala çok uzak.
ABD ve İsrail ne istiyor?
28 Şubat'ta bu savaş başladığında, ABD ve İsrail'de bu iki ülkenin İran'a karşı sahip olduğu ezici askeri üstünlüğün İslam Cumhuriyeti'nin kaçınılmaz çöküşüne yol açacağına dair büyük umutlar vardı.
Bunun gerçekleşmemesi durumunda, zaten ekonomik anlamda zor durumdaki İran'a diz çöktürüleceği ve Amerika'nın şartlarına göre barış isteyeceği düşünülüyordu.
Bu gerçekleşmedi. Dolayısıyla ABD ve İsrail'in istediklerini elde edemeyebilirler çünkü İran yönetimi her geçen gün daha da cesaretleniyor.
İsrail'in Kanal 12 televizyonu tarafından yayınlanan 15 maddelik ABD planının ayrıntıları arasında İran'ın nükleer programının, balistik füze programının ve Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah gibi "vekil güçlere" desteğin sona erdirilmesi yer alıyor.
Karşılığında ise İran, yaptırımların hafifletilmesini ve Hürmüz Boğazı üzerinde ortak kontrolü elde edecekti.
İran ne istiyor?
Başlangıçta İran, ABD'nin 15 maddelik planını "aşırı" diyerek kesin bir dille reddetti.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Çarşamba günü daha belirsiz bir dil kullandı.
Arakçi devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, ülkenin üst düzey liderlerine "bazı fikirlerin" sunulduğunu ve "bir pozisyon alınması gerekiyorsa, bunun kesinlikle belirleneceğini" söyledi.
Bunun yerine, İran resmi medyası savaşı sona erdirmek için beş şart sıraladı. Bunlar arasında savaş tazminatı ödenmesi, İran'ın "Hürmüz Boğazı üzerinde yetki kullanma hakkının" uluslararası alanda tanınması ve İran'a bir daha saldırılmayacağına dair garanti yer alıyor.
Bu talepler, Washington ve Körfez Arap müttefikleri için yutulması zor bir hap olacak.
İran, 90 milyondan fazla nüfusu ve Körfez'deki en uzun kıyı şeridiyle bölgenin en büyük ülkesi olarak, 1979'daki İslam Devrimi'nden önce, Şah yönetimi döneminde sahip olduğu "Körfez'in polisi" rolünü yeniden üstlenmesi gerektiğine inanıyor.
İran, ABD Donanması'nın Bahreyn'de konuşlu 5. Filosunun bölgeden ayrılmasını ve müttefikleri Rusya, Çin ve Kuzey Kore'nin desteğiyle Körfez'in başlıca askeri gücü haline gelmeyi istiyor.
İran, ABD'ye güvenmekte ciddi sorunlar yaşadığını, 2025'te ve bu yıl Şubat ayında olmak üzere iki kez müzakerelere oturduğunu ama ABD'nin müzakerelerden çekilip, saldırılara başladığını söylüyor.
Karşıtları ise İran'ın görüşmeleri sadece uzattığını ve tüm bölgeyi tehdit eden program ve politikalarından asla vazgeçme niyetinde olmadığını savunuyor.

Kaynak,Shutterstock
İran, ABD müttefiki Körfez ülkelerine misilleme saldırıları düzenliyor.Körfez'deki Arap ülkeleri ne istiyor?
Körfez'deki Arap ülkeleri yaşananlardan hayal kırıklığına uğradı.
İslam Cumhuriyetine büyük bir sevgi beslemiyorlardı ama savaş başlamadan önce Tahran ile zorlu bir uzlaşmaya varmışlardı.
Şimdiyse ABD'nin bu savaşta elinden geleni yapmasına rağmen İran yönetimini devirmeyi başaramamasını, bunun yerine yaralı ve öfkeli bir şekilde Körfez'deki komşularına insansız hava araçları ve füzelerle saldırmasını dehşetle izlediler.
İran, kritik Hürmüz Boğazı üzerinde fiilen kontrol kurmayı başardığı için stratejik olarak bir ay öncesine göre çok daha güçlü bir konumda.
Bu durum, Tahran'a küresel enerji piyasası üzerinde muazzam bir koz sağlıyor. Çünkü savaşın sona erdirilmesi için yapılan uluslararası baskının ABD Başkanı Donald Trump'ın seçeneklerini daraltacağını biliyorlar.
Körfez ülkeleri işlerin bir ay önceki haline dönmesini isterdi ama çok şey yaşandı ve İran artık geri adım atmaya niyetli değil.
Trump'ın seçenekleri, bölgeye yaklaşık 5 bin Deniz Piyadesi ve ABD 82. Hava İndirme Tümeni'nden paraşütçülerin gönderilmesiyle artabilir ama burada da riskler var.
Konuşlandırılabilecekleri birçok yer var. İran'ın Hark Adası'ndaki petrol ihracat terminalinden, İran'ın Hormuzgan eyaletindeki kıyılarına, Kızıldeniz'in güney girişindeki Bab El Mandeb Boğazı'na kadar.
Ya da sadece Tahran'a daha çok pazarlık baskısı uygulamak için de gönderiliyor olabilirler.
Ancak herhangi bir kara operasyonu, ABD kayıpları olasılığını artırıyor ve bu da ülke içinde hiç sıcak bakılmayan bir durum. İslam Cumhuriyeti rejiminin devam eden varlığı, liderlerini ve taleplerini cesaretlendirdi. Hem zamanın hem de coğrafyanın kendi taraflarında olduğuna inanıyorlar.
Beyaz Saray dünyaya ne kadar çok İran'ın çaresizce anlaşma yapmak istediğini söylerse, İran da bir anlaşmaya o kadar az meyilli olur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.