MHP Genel Başkanı Bahçeli, Ülkücü Şehitler Anıtı'nı Ziyaret Etti

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Ülkücü Şehitler Anıtı'nı Ziyaret Etti

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimizin birlik ve beraberliğini, dirlik ve düzenini, milli beka ve maneviyatımızı son nefesimize dek gözeteceğiz." dedi

Kızılcahamam'daki Ülkücü Şehitler Anıtı'nı ziyaret eden Bahçeli, Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından dua ederek şehit isimlerinin yazılı olduğu alana karanfil bıraktı.

Burada konuşan Bahçeli, "Bugün, fani ömürlerini baki bir sevdanın yoluna seren, alın yazılarını ülkü kalemiyle yeniden yazan, gençliklerini Türk-İslam davasına feda eden, isimlerini Türk milliyetçiliğinin şeref levhasına kanlarıyla nakşeden ülkücü şehitlerimizi rahmetle, minnetle, hürmetle yad etmek üzere bir aradayız." diye konuştu.

Bahçeli, her yılın 27 Mayıs gününde Ülkücü Şehitler Anıtı'nda gerçekleştirilen anma törenine ilişkin "Toprağa verdiği yol arkadaşlarına bitmek bilmeyen bir hicran duyan ülküdaşlarımızın ve görmeden sevdiği şehit ağabeylerinin acılarını gönüllerinde saklayan genç kardeşlerimizin aynı duada birleştiği, aynı sancağın gölgesinde sadakat ve şuur tazelediği mübarek bir hatırlayış meclisidir." değerlendirmesinde bulundu.

27 Mayıs'ın şehitlerin hatırası karşısında nefislerini hesaba çektikleri gün olduğunu ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bugün, oturduğumuz makamların, üstlendiğimiz vazifelerin, taşıdığımız ünvanların ardında nasıl büyük bedeller, nasıl ağır çileler, nasıl mübarek fedakarlıklar bulunduğunu yeniden hatırladığımız kutlu bir muhasebe günüdür. Bilinmelidir ki Milliyetçi Hareket Partisi'nin başkanlık divanından ilçe başkanlıklarına, milletvekilliği sorumluluğundan Ülkü Ocaklarımızdaki ortaöğretimli genç kardeşlerimizin masa başkanlıklarına kadar bu hareketin her kademesi, şehitlerimizin kanı, dava büyüklerimizin alın teri, taş medreselilerimizin çektikleri ızdıraplar üzerine kuruludur. Bundan dolayı ülkücü için makam, hakkı verilecek bir emanettir. Milliyetçi-Ülkücü Hareket içinde alınan her görev, bir gösteriş payesi değil, hesabı önce Allah'a, sonrasında ise aziz milletimize ve hatıralarıyla mukaddes şehitlerimize verilecek ağır bir mesuliyettir. Bu ağır mesuliyetin altında ezilmeyişimiz, istikametimizin şahsi hesaplara değil, İ'la-yı Kelimetullah davasına, Nizam-ı Alem ülküsüne ve Türk milletinin ebedi istiklal iradesine dayanmasındandır. Çünkü davamız dualıdır, himaye edenimiz Allah'tır.”

"Aziz milletimize vakfedilmiş bir iradenin abideleşmiş isimleridir"

Şehadetin İslam inancında bir tükeniş değil diriliş, kayboluş değil hakikatin en yüce mertebesinde ebedi bir varoluş olduğunu vurgulayan Bahçeli, şehitlerin Hakk'ın koluna kuvvet olan, emrine şahitlik eden, son nefesiyle imanını tasdik eden, davasını nefsinin üstüne çıkaran kahramanlar, batılın, zulmün ve zilletin karşısında dağ gibi duruşu ve dosdoğru yaşayışıyla herkese örnek olan, dünya sürgününden ayrılıp ebediyete seferiyle Peygamber Efendimize komşu olma duasını taşıyan yiğitler olduğunu ifade etti.

Bahçeli, şehitlerin, toprağın altındaki sükutunun nice nutuktan daha gür, yokluklarının aralarındaki nice varlıktan daha diri olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Zira onlar, lütuf ve keremle sevindirilen, arkalarından gelecek dava arkadaşlarına korkuya ve hüzne burada yer bulunmadığını müjdelemektedir. Bu müjde bugün saflarımızı sıklaştırmakta, imanımızı tazelemekte, irademizi metinleştirmektedir. Geride kalanlarımızın omuzlarına miras, gönüllerine miyar, yokuşlu yollarına mihver, karanlık zamanlarda ise mukaddes bir meşale olarak parlamaktadır. Ülkücü şehitlerimiz de böyledir. Duruşlarıyla gencecik ömürlerini aşan, binlerce genç kardeşimizin yüreğinde taşan, ocaklarımızda dua dua çoğalan, emanetleriyle nesilden nesle büyüyen iman erlerimiz, davaya hasredilmiş bir varlığın, aziz milletimize vakfedilmiş bir iradenin abideleşmiş isimleridir.”

"Can verdiler, Türk-İslam davasını şahsi ikbal masalarında bozdurmadılar"

Ülkücü şehitlerin kimi üniversite koridorlarında, kimi öğrenci yurtlarında, kimi sokak başlarında, kimi zindan karanlıklarında, kimi de darağacının gölgesinde imtihan edildiğini söyleyen Bahçeli, "Lakin her biri celladın urganına, hainin kurşununa, namerdin pususuna tebessümle yürüdü. Bir ülkü peşinde, bir Turan düşünde şehadet şerbetini içtiler. Can verdiler de canan bildikleri Türk-İslam davasını şahsi ikbal masalarında bozdurmadılar." dedi.

Şehitlerin delikanlı düşlerinden, ana kucağından, baba ocağından, kurulamamış yuvalarından ve alınamamış diplomalarından geçerek dünyalık ne varsa ellerinin tersiyle ittiğini, musalla taşını düğün meydanı saydığını ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:

"Ölümün soğuk nefesi puslu havaları sararken, ürkenler ülkücü şehitlerimiz değildi. Ülkücü şehitlerimiz idam sehpalarına gülerek yürürken şehitlerimizin imanları karşısında küçülen, zulümlerini korkuyla büyüten o kahpe düzenin sahiplerinin dizleri titrerdi. Azrail'in nefesi enselerinde hissedilirken dahi kendi canını değil, yanındaki dava arkadaşını düşünen, 'Önce beni asın, o benim acıma dayanamaz." diyerek cellatlara dahi sıra nizamı veren ülkücü şehitlerimizin baş eğmeyen iradesi, hareketimizin tarihine altın harflerle yazılmış en mübarek satırlardır. Bunun içindir ki ülkücü şehitlerimiz, al bayrağımız ne zaman dalgalansa, üç hilalli sancağımız ne zaman gökleri kaplasa, ezanımız ne zaman gür sesle okunsa, nerede bir ülkücü Türk gencinin gözleri şehit ağabeyleri için dolsa orada yeniden hayat bulacaktır. Ülkücü şehitlerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi'nin fırtınalara rağmen değişmeyen dik duruşunda ve Ülkü Ocakları'nın sönmeyen ateşinde daima yaşayacaktır."

"Bir ölsek de bin dirileceğiz"

İlk ülkücü şehit Ruhi Kılıçkıran'dan şehit Bakan Gün Sazak'a, Mustafa Pehlivanoğlu'ndan Cevdet Karakaş'a, Yusuf İmamoğlu'ndan Dursun Önkuzu'ya, Fikri Arıkan'dan Cengiz Baktemur'a, Ahmet Kerse'den son ülkücü şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu'na uzanan şehitlerin isimlerini anan Bahçeli, "Bu şehitler kervanımızın her halkasıyla bir ölsek de bin dirileceğimizi buradan haykırıyorum." dedi.

Ülkücülerin, çetin zamanların, sarp yokuşların, çakıllı yolların, dar geçitlerin, sisli gecelerin yılmaz ve sarsılmaz yolcuları olduğunu belirten Bahçeli, "Nefsini rafa kaldırmış, menfaatlere yüz çevirmiş, korkularını ardında bırakmış dava adamlarıdır. Güce yaslanmayan, istikbal kollamayan, secdeden başka hiçbir yerde alnını yere değdirmeyen bahadırlardır." ifadelerini kullandı.

Ülkücülerin, yağızlıklarını lafla değil, hayatlarıyla ispat eden, sadakatlerini kalabalık laflarla değil hainin karşısında değişmeyen karakterleriyle gösteren, kamera karşılarında değil mücadelede saf tutanlar olduğunu dile getiren Bahçeli, "İşte bu nedenle ülkücülük, bir ömür taşınacak en yüce şereftir. Şehadet ise o şerefin ebediyetle taçlanmış halidir. Şehitlerimizin huzurunda bir kez daha ilan ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimizin birlik ve beraberliğini, dirlik ve düzenini, milli beka ve maneviyatımızı son nefesimize dek gözeteceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

"Nice dava arkadaşımızı kara toprağa emanet ettik"

Bahçeli, "Devlet-i ebed müddet" şiarına, Türk birliği mefkuresine ve Türk milliyetçiliğinin son kalesi sıfatına ilelebet sahip çıkacaklarını vurgulayarak, "Mahzunuz, çünkü nice dava arkadaşımızı kara toprağa emanet ettik. Müsterihiz, çünkü onların her biri tertemiz yaşadı, şahidiz. Müstahkemiz, çünkü Asenası'yla, Bozkurdu'yla, kundaktaki bebeğinden ak saçlısına dek burada ve onların bıraktığı sancağa omuz vermek için dimdik ayaktayız." diye konuştu.

Başta MHP'nin kurucu lideri Alparslan Türkeş olmak üzere, 27 Mayıs 1980'de suikast sonucu şehit edilen Gün Sazak'ı, 12 Eylül döneminde darağaçlarına gönderilen şehitlerle münferit tarihlerde Türk-İslam ülküsü uğruna toprağa düşen tüm dava şehitlerini hasretle ve vefayla andığını belirten Bahçeli, "Şehitlerimizin ruhları şad, makamları ali, emanetleri ebediyen aziz olsun. Ne mutlu ülküsünü şahsiyetinin özü sayanlara" dedi.

Konuşmasının ardından Devlet Bahçeli, Kızılcahamam'daki "Şehit Ağacı"nı da ziyaret etti.


Muhabir: Betül Bilsel

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler