Mesut Özarslan'ın AK Parti'ye Geçeceği İddialarına Ömer Çelik'ten Yanıt

Mesut Özarslan'ın AK Parti'ye Geçeceği İddialarına Ömer Çelik'ten Yanıt

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK sonrasında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Çelik, Keçiören Belediye Başkanlığı görevinden ayrılarak AK Parti'ye geçeceği konuşulan Mesut Özarslan için, "AK Parti böyle bir konuyu değerlendirmedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK sonrasında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Çelik, Keçiören Belediye Başkanlığı görevinden ayrılarak AK Parti'ye geçeceği konuşulan Mesut Özarslan için, "AK Parti böyle bir konuyu değerlendirmedi. Bir gündem ve verilmiş bir karar yok" dedi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK sonrasında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ömer Çelik, Keçiören Belediye Başkanlığı görevinden ayrılan Mesut Özarslan'a değindi.

Özarslan'ın AK Parti'ye geçeceği haberlerinin sorulduğu Ömer Çelik, "AK Parti böyle bir konuyu değerlendirmedi. Bir gündem ve verilmiş bir karar yok, olursa ben açıklarım" dedi. Ömer Çelik şu cümlelerle devam etti;

"Belediye başkanının partimize geçmesiyle ilgili konuda genel başkanımızın ve yetkili kurullarımızın değerlendirdiği bir gündem bulunmamaktadır. Tabii ki pek çok belediye başkanlığının partimize dönük talebi vardır. Bu talepler, genel başkanımızın başkanlığında yetkili kurullarda değerlendirilmektedir. Ancak bugün itibarıyla geçen belediye başkanıyla ilgili bir gündem yoktur, verilmiş bir karar da yoktur. Herhangi bir karara şu ya da bu şekilde varırsak bunu size açıklarım."

Bir diğer yandan CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in attığı küfür içerikli mesajların sorulduğu Çelik şu cümleleri kullandı;

"CHP Genel Başkanının kullandığı ifadeler Türk siyasi hayatında eşi benzeri olmayan bir skandal, gerçekten hem üzücü hem utanç verici bir durum. CHP bu hale nasıl geliyor, bu şekilde bir savrulmanın içine nasıl düşüyor bunu CHP'ye gönül vermiş vatandaşlarımızın değerlendirmesi gerek. Kürsüye çıktıklarında hukuk diyorlar siyasi diyalog diyorlar fakat burada seviye düşüklüğüyle bile tanımlanamaz, seviye yok konuşmak utanç verici. Yapılan savunmalar o mesajlardan daha kötü. Çıkıp özür dilenmesi gereken bir konu."

Ömer Çelik'in açıklamalarından satır başları;

-Deprem bölgesi kısa süre içerisinde toparlandı. Milletimizin bir kez daha çeşitli felaketlere karşı karşıya kalsa da asla tökezlemeyeceği, devletimizin asla yenilmeyeceği bir kez daha gösterilmiş oldu. Elbette o hatıraları unutmuyoruz. O büyük acının ardından tek tek vatandaşlarımıza ulaşmak için devlet ve hükümet ilk andan itibaren yoğun faaliyet yürüttü.

Aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri de ilk andan itibaren yoğun bir çabayla oradaki canlarımıza ulaşmaya çalıştı. Havaalanlarının hasar gördüğü, köy yollarının kapandığı bir ortamda son derece zorlu bir mücadele verildi ve çok büyük harcamalar yapıldı. Aynı şekilde sivil toplum kuruluşları da tek tek bölgeye gitti. Bir kez daha görüldü ki bir olduğumuzda birbirimizi hiçbir zaman ve hiçbir yerde terk etmeyiz. Her türlü ayrılığı ve gayrılığı bir kenara bırakır, bu bütünleşmeyi sağlarız. O gün olduğu gibi bugün de bu zorlu mücadelede en güçlü şekilde verildi ve büyük oranda başarıyla ulaşılmış oldu.

"DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE BAŞARIYLA MÜCADELE VERİLDİ"

Cumhurbaşkanımız ilk andan itibaren o günün ardından her toplantımızda bu konuyu gündeminde tuttu ve en yakın şekilde takip etti. Çevre ve Şehircilik Bakanımız Murat Bey mesaisinin büyük bir kısmını bölgede geçirdi ve büyük bir gayretle çalıştı. Bütün ekiplerimiz, bütün işçilerimiz ve bütün kardeşlerimizin emeğiyle bugün bu sonuca ulaşılmış oldu. İnşallah daha ileri safhalara da geleceğiz. Tabii o zamanı hatırlayın, bir yandan felaketle uğraşırken bir yandan da dezenformasyonla ve yalanlarla mücadele ediyorduk. Maalesef çok ucuz ve üzücü hırsızlık ile yağma olayları yaşandı. Bütün bunlarla hep beraber mücadele edildi ve bütün dünyanın gözü önünde bu mücadele başarıyla verildi.

Bu yıl dönümünde en üzücü olaylardan biri ise CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in kullandığı üslup ve söylediği sözlerdi. Burada yapılanları gölgelemeye ve lekelemeye çalışan bir üslup içerisinde, kendilerine ait belediyelerin katkılarını anlatmaya çalışırken aslında bunların birçoğunun katkı olmadığını itiraf eden sözler ortaya koydu. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Devleti merkezi yönetimiyle, belediyeleriyle bir bütündür ve bununla ilgili bir ayrım söz konusu değildir. Hangi sivil toplum örgütü olursa olsun, hangi partiden belediye olursa olsun, hangi kurum ya da hangi vatandaşımız olursa olsun bu koşturması ve iştenliği her zaman takdiri, saygıyı ve teşekkürü hak eder. Ancak Sayın Özgür Özel’in üslubuna, burada yaptığı konuşmalara ve hakikatleri görmezden gelme gayretine hep şahit olduk. Orada CHP yönetiminin söylemi ve zihniyeti bu yıl dönümünde bir kez daha enkaz altında kaldı. Bu üzücüydü. Ama bunların bir önemi yok. Çalışmaya devam edeceğiz. Gayret etmeye devam edeceğiz. Yaraları sarmaya devam edeceğiz. Dezenformasyonla da mücadele edeceğiz. Diğer konularla da mücadele edeceğiz.

"YOĞUN BİR RAMAZAN FAALİYETİ YÜRÜTECEĞİZ"

Ramazan ayı geliyor. Bütün vatandaşlarımızın Ramazan ayını şimdiden tebrik ediyoruz. Allah hayırlı bir Ramazan geçirmeyi iftarıyla, orucuyla, sahuruyla nasip etsin. Bunun yanı sıra hem vatandaşlarımızla teşkilat olarak hem milletvekillerimizle hem de MKYK üyelerimizle buluşacağız. Bakanlarımızla birlikte sahada olacağız. Yoğun bir Ramazan faaliyeti yürüteceğiz. Bununla ilgili olarak Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş yapılacak faaliyetlere ilişkin bugün bir sunum yaptı. Sunumu merkezimizden onay aldı. Bu faaliyetler Ramazan ayı boyunca güçlü bir şekilde yürütülecek. Ramazan ayı boyunca Suriye'deki kardeşlerimizin hiçbirini de yalnız bırakmayacağız ve buna dönük hazırlıklarımızı sürdürüyoruz.

Dünyanın parçalandığı, kurumların yıprandığı, kurumların dağıldığı, temel ilkelerin aşındığı bir dönemden geçiyoruz. Geçen basın toplantımızda da ifade etmiştim. Bunun en büyük örneklerinden biri, dünya düzeninin ve dünyadaki neoliberal hâkimiyetin temel ideolojisinin pekiştirilmesine dönük olarak kullanılan zeminlerden biri olan Davos'ta ortaya çıkan tablonun büyük eleştirilerin odağı hâline gelmesiydi. Genelde Davos'ta yeni dünya düzeninin önümüzdeki dönemde nasıl olacağı ve neoliberal düzenin kendi hayatiyetini nasıl sürdüreceğine dair argümanlar, söylevler, oturumlar ve konferanslar gündeme gelirken küresel güney olarak adlandırılan ülkelerde eleştiriler dile getirilir. İlk defa bu sene Davos'ta neoliberal düzenin elitleri bu düzenin artık işlemediğini ve yanlış gittiğini itiraf eden söylemlerde, açıklamalarda ve analizlerde bulundular. Bunların bazıları örtülü, bazıları ise açık şekilde tartışmalara yol açtı. Hatta bazı diplomatik krizlerin de sebebi oldu. Dolayısıyla belirsizlik çağı herkes tarafından tescil edilmiş oldu. Düzenin bilinen sorunlarının bir şekilde yönetildiği ya da tolere edildiği ifade edilirken artık tolere edilemez bir hâle geldiği de görülmüş oldu.

Görseldeki metin şu şekildedir:

"GAZZE İLE İLGİLİ MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ"

Hâlen Gazze’ye insani yardımların girişi istenilen düzeye ulaşmamış durumdadır. Hâlen soykırım faaliyetinin birçok uzantısı devam etmektedir. Ateşkes son derece kırılgandır. Kalıcı barışı sağlayacak bir Filistin devletinin kurulmasına dair yolun yürünmesinde soykırım şebekesinin büyük engelleri vardır. Dolayısıyla uluslararası toplumun, uluslararası hukukun, ilkelerin ve kurumların Gazze karşısındaki teslimiyeti ve çifte standardı, belirsizlik çağı olarak ifade ettiğimiz dönemin artık tamamen berraklaştığını göstermiştir. Gazze ile ilgili mücadelemize hiçbir kesinti vermeden güçlü bir şekilde devam edeceğiz. Bütün bu dağılmalar yaşanırken artık Kuzey ile Küresel Güney arasında ya da Batı ittifakı ile diğerleri arasındaki gerginliklerin ötesinde, bizzat Batı ittifakının kendi içerisinde de çatışmalar ve gerilimler ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede bakıldığında, uluslararası diyalog ve entegrasyon açısından güçlü faaliyet yürüten ve uluslararası alanda ses getiren tek yaklaşım Sayın Cumhurbaşkanımızın yaklaşımıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın diplomasi trafiğine ve uluslararası ziyaretlerine bakıldığında, pek çok kriz alanının çözümüne yönelik diyalogların artırılması ve daha büyük yakınlaşmaların sağlanması konusunda güçlü bir irade ortaya koyduğu görülmektedir. Son olarak Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri gerçekleştirilmiş, ardından Birleşik Arap Emirlikleri ve Etiyopya ziyaretleri planlanmış, Ürdün Kralı’nın ziyareti ile bu hafta Yunanistan Başbakanı’nın ziyareti gündeme gelmiştir. Sudan’dan Somali’ye, Afrika Boynuzu’ndan Rusya Ukrayna Savaşı’na ve Gazze’deki soykırıma karşı yürütülen faaliyetlere kadar, dünyanın adeta dikişlerinin söküldüğü bir ortamda belli bir çerçeve ortaya koyabilen ve bu doğrultuda faaliyet gösterebilen yegâne ülke Türkiye, yegâne lider ise Sayın Cumhurbaşkanımızdır.

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ

Değerli arkadaşlar, dünyada tartışılan bir diğer önemli başlık da son gündemlerle birlikte sosyal medya konusudur. Biz sosyal medya konusunda bir çalışma yürütüyoruz ve Sayın Cumhurbaşkanımız hem nesilleri korumak, hem dezenformasyonlara karşı direnmek, hem de artık millî egemenliğin bir parçası hâline gelen siber egemenliğimizi korumak için pek çok konuşmasında bu konuya dikkat çekmektedir. İlginçtir ki bugün Batı’dan bu konuya ilişkin yüksek sesli ve dikkat çekici açıklamalar gelmektedir. İspanya Başbakanı Sanchez’in, Filistin konusunda tarihin doğru tarafında durduklarını, teknoloji oligarklarının çocuklarımızın cep telefonlarından ellerini çekmeleri için akılla ve demokrasiyle mücadele ederek yine tarihin doğru tarafında duracaklarını ifade etmesi bunun bir örneğidir. Bu teknoloji oligarklarının çocukların cinsiyet algılarını bozmasından çeşitli ülkelerdeki seçimlere müdahaleye kadar algoritmalar yoluyla yürüttükleri pek çok faaliyet bulunmaktadır ve Sayın Cumhurbaşkanımız uzun zamandır buna dikkat çekmektedir.

Bu manipülasyonların arkasından, birçok verinin ve bilginin ülkelerin millî egemenliğini manipüle etmek, egemenlik alanlarına sızmak ve seçimlerini yönlendirmek için kullanıldığı da açıkça görülmektedir. Bir yandan çocuklara musallat olunurken diğer yandan ülkelerin egemenlik alanlarına müdahale edilmektedir. Buna karşı hep birlikte güçlü bir direniş sergilemeliyiz çünkü bunlar özgürlüğü kısıtlamak için değil özgürlüğümüzü korumak için yapılması gerekenlerdir. Fransa’dan diğer ülkelere kadar 16 yaşından küçük çocukların korunmasına yönelik güçlü yasal tedbirlerin gündeme alınması gerektiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla özgürlüğümüzü, egemenliğimizi ve çocuklarımızı korumak için bu konuda daha hassas olmamız gerektiği açıktır. Türkiye siber alandaki egemenliğini korumak için de kararlı bir mücadele sürdürecektir ve bu çerçevede sosyal medya yasasını, özgürlüğümüzü koruma ve teknoloji oligarklarının her şeyi yönetme saldırganlığına karşı bir set oluşturma anlayışıyla ele alacağız.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler