LGS Sınavı Hazırlıklarında Son Haftanın Sakin Çalışma Ritmi İle Geçirilmesi Öneriliyor
Uzmanlar, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınava girecek öğrencilere, son haftada çözdükleri soruların niteliğini değerlendirdikleri sakin bir ritimde çalışmaları önerisinde bulundu.
Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefika Şule Erçetin ve Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selen Demirtaş Zorbaz, AA muhabirine yaptıkları açıklamada, 13 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek LGS merkezi sınavına girecek adaylar ile velilere tavsiyelerde bulundu.
Sınava hazırlığın son haftasında, günlük soru çözümünde dağınık ve rastgele çalışmadan özenle kaçınılması gerektiğini belirten Erçetin, öğrencilerin daha önce zorlandığı soru tiplerine, sık karıştırdığı kazanımlara ve sınavda yüksek olasılıkla karşılaşacakları temel becerilere yönelmesinin önemini vurguladı.
Erçetin, "Son hafta, 'ne kadar çok soru' değil, "bu sorudan ne öğrendim" sorusunun haftasıdır. Sayı yerine niteliği önceleyen sakin bir ritim, bu dönemde çocuğun hem bilgisini hem de özgüvenini besleyecektir." dedi.
Son haftada bütün eksikleri kapatma telaşının, öğrencilerde yorgunluk ve kaygı yaratabileceğine dikkati çeken Erçetin, "Kalan sürede yapılması gereken şey, kahramanca her şeye yetişmeye çalışmak değil, sakince önceliklendirmektir. Çocuğumuz kendisine şunu sormalıdır, 'Kısa sürede toparlayabileceğim ve bana net olarak geri dönecek eksiklerim hangileri?' Bu sorunun yanıtı bizi doğru taktiğe götürür. Daha önce öğrenilmiş ama unutulmaya yüz tutmuş konular, sık karşımıza çıkan temel kavramlar ve küçük bir tekrarla yeniden canlanacak kazanımlar önceliklidir." değerlendirmesinde bulundu.
Optik forma kodlama yöntemi prova edilmeli
Erçetin, sınavda doğru zaman yönetiminin, hızlı olmaktan ziyade bilinçli kontrol olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir soruya gereğinden fazla takılıp kalmak, yalnızca o sorunun değil, sonraki birçok sorunun da zamanını ve zihinsel enerjisini sessizce tüketir. Önce emin oldukları sorularla başlasınlar, zorlandıklarını işaretleyip sonraya bıraksınlar. Bir soruyu geçebilmek bir başarısızlık değil, tam tersine sınava hakim olmanın olgun bir göstergesidir ve çocuğa 'ben bu sınavı yönetiyorum' duygusunu kazandırır. Bununla birlikte, optik forma kodlamanın da bu yönetimin bir parçası olduğunu hatırlatmak isterim. Her çocuğun alıştığı bir kodlama yöntemi olabilir. Önemli olan bu yöntemin son hafta denemelerinde mutlaka prova edilmiş olmasıdır."
Prof. Dr. Erçetin, sınava birkaç gün kala birdenbire çok erken yatmaya çalışmak, alışılmadık yiyecekler denemek ya da günlük düzeni tümüyle değiştirmenin, bedeni dinlendirmek yerine yoracağını bildirdi.
Geç saatlere kadar çalışmanın dikkat, hafıza ve okuduğunu anlama becerisini zedeleyeceğini aktaran Erçetin, "Bu nedenle son günlerde kaliteli uykuya öncelik vermek, saatlerce ek çalışmaktan çok daha değerlidir. Beslenmede de aynı nazik yaklaşımı öneririm. Ağır, yağlı ve çocuğun alışık olmadığı yiyeceklerden, aşırı şeker ve kafeinden uzak durmakta fayda vardır." diye konuştu.
Erçetin, velilere ise şu tavsiyelerde bulundu:
"'Kaç net yaptın, şunu bitirdin mi, daha çok çalışmalısın' gibi cümleler iyi niyetle söylense de çoğu zaman baskıyı büyütür. Oysa bir çocuğun bu haftalarda en çok duymaya ihtiyaç duyduğu cümle şudur: 'Biz senin emeğini görüyoruz, sonuç ne olursa olsun sen bizim için çok değerlisin.' Bu cümle, doğru cevapların hepsinden daha kalıcı bir güven bırakır. Ailelerimizden özellikle ricam, kıyaslamadan kaçınmalarıdır çünkü her çocuğun öğrenme hızı, dikkat yapısı, kaygı düzeyi ve yüreği birbirinden farklıdır ve kıyas, motivasyon yerine yetersizlik duygusu doğurur. Aile, çocuğun çalışma düzenini desteklemeli ama onun yerine sınava giriyormuşçasına gergin bir hava yaratmamalıdır. Evde sakinlik, düzen, anlayış ve güven duygusu hakim olsun yeter."
"'Sana güveniyorum' demek de çocukta bazen baskı yaratabilir"
Doç. Dr. Selen Demirtaş Zorbaz da sınava günler kala çalışmada farklı yaklaşımlar benimsenmemesini söyleyerek, "Şu zamana kadar nasıl bir çalışma tempoları varsa, neler onlara iyi geldiyse aynı şeyi son güne kadar devam ettirmeleri önemli. Yeni bir şey denemesinler." diye konuştu.
Öğrencilerin güçlü oldukları konuları pekiştirmeleri gerektiğini belirten Zorbaz, "Deneme çözerek zaman yönetimine biraz daha bakmaya çalışabilirler. Denemenin ağırlığı artabilir, soru çözeceklerse de zaten bildikleri, kendilerini yetkin hissettikleri alanlarda soru çözmeleri gerekiyor." dedi.
Öğrencilerden öncelikli olarak eksik konulara bakmalarını isteyen Zorbaz, "Eğer çok fazla temel bilgi gerektiren ve zaman alacak konularsa, onlara girip kendilerine stres yaratmalarını önermem. Ama telafi edebilecekleri, zaten bildikleri konuların üzerine az bir şey öğrenerek çözebilecekleri şeylerse bunlara eğilebilirler." ifadelerini kullandı.
"Nefes egzersizi yapabilirler"
Stres ve kaygının fiziksel belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Zorbaz, "Mesela ateş basması, terlemeye başlama ya da kalbin hızlı artması gibi fiziksel belirtileri fark ettikleri anda bir nefes egzersizi yapabilirler. Olumsuz düşüncelere dalıp gitmemeleri lazım, yoksa bu zamanı yetiştirmeyi de çok fazla etkiliyor." dedi.
Zorbaz, sınav öncesinde öğrencilerin uyku düzenini bozacak etkinlikler yapılmaması ve aileyle birlikte vakit geçirmeye yönelik aktivitelerin sınav sonrasına bırakılması önerisinde bulundu.
Ailelerin desteğinin kritik olduğunu dile getiren Zorbaz, şunları kaydetti:
"Burada denge kurmaları çok önemli. En sık yapılan hatalardan biri şu, ben çocuğumda baskı yapmayacağım diyerek, 'Sana güveniyorum, sana hiç sormuyorum' gibi bir tutuma da giriyorlar. Aslında 'Sana güveniyorum bunu yaparsın' demek de çocukta bazen baskı yaratabiliyor. Dolayısıyla daha dengeli bir tutum sağlamak, sınavı odak hale getirmemek önemli. Kalan bir hafta boyunca sadece bu konuyu konuşmak çocuklara aslında zarar verir. Dolayısıyla çocukların akademik başarıları dışındaki gelişimlerinin de görülmesi, belki bunlarla ilgili sohbetler edilmesi, ya da varsa sınav esnasında yapılacaklar, sınav yerinin gezilmesi gibi konularda çocuğa destek olunabilir ama ders çalışmakla ilgili çok fazla üzerlerine gidilmemeli.
Baskıyı azaltmak adına da eğer ebeveynler kaç soru çözüldüğü ve nasıl çalışıldığını kontrol ediyorsa belki bunları biraz azaltabilirler. Çünkü bir hafta kaldı, şunu unutmamak lazım, çocuklar bir haftalık çalışmayla girmiyorlar aslında bu sınava. Bu çocuklar 8 yıldır bu sınava hazırlanıyor. Dolayısıyla ebeveynlerin bunun farkında olması gerekiyor. Ellerinden geleni yaptıkları sürece gerisi çocuğa bırakılmalı."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.