İstanbul'un Kedilerinin Konuşulduğu Etkinliğin Konuğu Halil İbrahim İzgi Oldu

İstanbul'un Kedilerinin Konuşulduğu Etkinliğin Konuğu Halil İbrahim İzgi Oldu

Üsküdar'daki Kadim Sahaf'ta 17 Şubat Dünya Kediler Günü vesilesiyle düzenlenen etkinlikte, İstanbul'un sokakları, kedilerin şehre bıraktığı izler, edebiyatla ve hafızayla kurdukları ilişki konuşuldu.

Etkinliğin konuğu Timaş Yayınları'ndan çıkan ve "Cihangir" ile "Sofya" adlı iki kedinin aşkının anlatıldığı "1868 Sofya ve Cihangir'in Kitabı"nı kaleme alan gazeteci ve yazar Halil İbrahim İzgi oldu.

Yönetimini dijital içerik üreticisi Duygu Karahan'ın üstlendiği etkinlikte konuşan İzgi, İstanbul'un kimliğinde kedilerin önemli bir anlama sahip olduğunu belirterek, "10 yıl önce bir belediyenin bünyesinde kedilerle ilgili mütevazı bir yarışma düzenlemiştik. O küçük organizasyona çok sayıda başvuru olduğunu gördük. Bu durum bana kedilerin bu şehirdeki pozisyonunu gösteren bir resimdi. Orada bu şehirde yaşayan herkesin kedileri fark ettiğini anlamış oldum." dedi.

"İstanbul, farklı katmanları olan büyülü bir şehir"

İzgi, İstanbul'un yeni romanının temel karakterlerinden birisi olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"İstanbul'da yaşıyorum ve bu şehri gerçekten çok seviyorum, şehre bağlıyım. İstanbul, farklı katmanları olan büyülü bir şehir. Bu şehrin kıymetini, bir gezi için Londra'ya gittiğinizde daha iyi fark ediyorsunuz. İstanbul, hangi yüzyılı yaşamak istiyorsanız, onu mümkün kılan bir şehir. Burası sadece geçmişte değil, bugünde de yaşayan, tarihsel sürekliliğini devam ettiren canlı bir anlama sahip."

Kitabın temel unsurlarından birisinin romanın geçtiği "1868" yılı olduğunun altını çizen İzgi, "1868, dünya için önemli bir tarih. 1868, modern dünyayı tamamlayabileceğimiz birçok kırılmanın olduğu bir anı anlatıyor. Birçok kurum da bu tarihte kurulmuş. Bu zaman dilimi daha önce yüklü hikayelerle anlatıldığı için, onu anlatacak en 'insancıl' temsilin, bir kedinin gözünden olabileceğini düşündüm." diye konuştu.

İzgi, aynı zamanda 1868'in dünyanın yaşadığı karmaşadan çözüm arayışlarına gittiği bir tarih olduğuna dikkat çekerek, "Galatasaray Lisesi, Kızılay gibi, bizdeki birçok kurum da bu tarihte kurulmuş. Tanzimat döneminin yetiştirdiği insanlar, bu dönemde sahneye çıkıyor. Namık Kemal, Londra'da Karl Marx'la karşılaşıyor. O dönem dünya bir sorunun cevabını arıyor." ifadelerini kullandı.

"Ahmet Cevdet Paşa'nın tam olarak anlaşılmadığını düşünüyorum"

"1868 Sofya ve Cihangir'in Kitabı"nda olayların bir kedinin gözünde aktarılmasına dair ise İbrahim İzgi, "Cihangir, bir insan olsaydı, anlatmak istediğim hikayeyi muhtemelen daha zor aktarabilirdim. Kediler arafta olan ve anı yaşayan mahluklardır. Kahramanımız bir insan olsaydı, meselelere bu kadar serin kanlı bakamazdı. Çünkü insanın hayatta bir pozisyon alması gerekiyor. Öte yandan ben de kedilerle daha fazla içli dışlı olsaydım, benim için zor olurdu. Kısacası anlatmak istediğim hikaye için kedi çok elverişli bir anlama sahipti." değerlendirmesini yaptı.

İzgi, kitabın önemli kahramanlarından Ahmet Cevdet Paşa'yla ilgili de şunları anlattı:

"Ahmet Cevdet Paşa'nın tam olarak anlaşılmadığını düşünüyorum. Onun, düşünce sistemini, biçimini çok önemsiyorum. Hayallerimden birisi 'Mecelle'yi yapay zekaya yükleyerek Ahmet Cevdet Paşa'nın bize danışmanlık yapması. Birçok meselede olduğu gibi, burada da ondan ilham aldım. Onun dünyayı algılaması fazlasıyla özgüvenli. Benzer hallerin o dönemin diğer yaşayan entelektüellerinde de bulunduğunu düşünüyorum. Onların bugünü tanımlayacak ve anlayacak bir kudretlerinin olduğuna inanıyorum. Bu figürlerin eskimeyen insan ruhuna dair keskin bakış açılarına ihtiyacımız var."

Etkinlik, soru cevapların ardından sona erdi.

Muhabir: Ümit Aksoy

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler