İran Savaşı Körfez'in 'Güvenli Liman' İmajını Nasıl Yıktı?
Dubai gibi, nüfusunun yüzde 90'ını yabancıların oluşturduğu şehirler, Ortadoğu'yu sarsan istikrarsızlıktan uzak bir yaşam sürüyordu.
Lübnan'a bombalar yağarken, Irak'ta kalabalık pazar yerlerinde intihar saldırıları düzenlenirken, hatta IŞİD Suriye'de yabancı işçileri kaçırıp vahşi gösterilerle infaz ederken bile Dubai adeta kesintisiz bir eğlence merkezi olmayı sürdürdü.
Dünyanın zenginleri, yapay adalarda malikâneler satın alıyor, Abu Dabi'deki Louvre'u geziyor ya da Katar çöllerinde safari yapıyordu.
Savaşlar, protestolar ve istikrarsızlıkla sarsılan bir bölgede, Basra Körfezi ülkeleri yıllar boyunca kendilerini bir güvenlik ve refah vahası olarak konumlandırdı.
Bu ülkelerin çabaları ve sundukları avantajlı vergi politikaları, milyarlarca dolarlık yabancı yatırımı çekti.
Dubai, Abu Dabi ve Doha gibi şehirler, dünya milyarderleri ve lüks turizm için cazibe merkezlerine dönüştü; aynı zamanda uluslararası etkinlikler ve kongreler için tercih edilen konumlar haline geldi.
Ancak bu yanılsama 28 Şubat'ta dağıldı.
O gün ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları bir savaşı başlattı. Tahran ise yalnızca İsrail şehirlerini ve bölgedeki ABD üslerini bombalamakla kalmadı, aynı zamanda Washington'un Körfez'deki müttefiklerini de hedef aldı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.