Harp-Biz ve Ötesi
Füzeler gidiyor geliyor, çocuklar insanlar ölüyor, taş taş üstünde kalmıyor çok yerde. Dizi filmi izler gibi ama endişeyle takip ediyoruz gelişmeleri.
Bir aydır harbin seyircisiyiz.
Füzeler gidiyor geliyor, çocuklar insanlar ölüyor, taş taş üstünde kalmıyor çok yerde. Dizi filmi izler gibi ama endişeyle takip ediyoruz gelişmeleri. Çok şükür şimdilik bize bulaşmadı. Bundan sonra da bulaşmaz inşallah. Arap ülkelerinin Dışişleri Bakanlarıyla birlikte (Amerika’nın yanındayız)bildirisine imza atıp İran’ı gücendirmekten başka bir yanlışımız olmadı. İyi ve başarılı bir dış politika uyguladık sayılır. Öyle ya, ateş çemberine komşu yaşa, ama başına bir kaza bela gelmesin.(Daha ne gelsin, benzin mazot fiyatları uçtu gitti, etiketler zirveye çakıldı, pahalılık ve yaşam zorluğu belini büyüyor, gırtlağını sıkıyor milletin)dediğinizi duyar gibiyim. Haksızlık etmeyelim, bomba yemedik, topraklarımıza ateş düşürmedik, gıdaya ulaşımda zorluk çekmedik. Harp başka şey, ekonomik güçlük ve yaşam savaşı başka şeyler. Bunları birbirine karıştırmayalım.
Daha harp bitmedi, cephaneler de tükenmedi, ufacık İsrail koca Amerika’yı takmış peşine, bomba-füze yağdırıp duruyor çevreye. Kimse de buna dur diyemiyor. Nerede İngiltere, nerede Almanya ve Fransa, nerede Avrupa Birliği? İsrail denildi mi sesleri çıkmıyor hiçbirinin. Peki Birleşmiş Milletler ne işe yarıyor? Nato akıllı çıktı da pek topa girmedi. Sadece Trump’ı kızdırmakla yetindi. Peki bu Amerika’lıların İsrail sevdası nereden geliyor acaba? Koca Amerika’nın ekonomisi Yahudilerin elinde, suyun başlarını tutmuşlar, öteden beri yön veriyorlar dolara ve yatırımlara. Üstelik medya da, televizyonlar da, tüm iletişim kanalları da ellerinde.
Şunu hepimiz bilmeliyiz ki, bu İsrail’den dünyaya rahat yok. Arkasında Amerika olmasa, bir tutamlık canı var. Hani ne oldu füzeleri durduran gökkubbesi? Delik deşik etti, kevgire çevirdi İran. Bu haliyle kalkmış, bir de Lübnan’ı işgal ediyor. Gazze faciasına aldırmayanlar, bugün İsrail’in Lübnan’ı dümdüz etmesine de seyirci kalıyorlar. Bu çok tehlikeli bir gidiştir ve yarın terör güçlerinin gözlerine kestirdikleri yere saldırmaları ve işgal etmeleriyle sonuçlanır. ABD-İsrail-İran harbi gösterdi ki, ordularınızın, teknolojisi ve cephanesi güçlü olacak. Artık tankla, tüfekle savaş tarihe karışıyor gibi. Kısa-uzun menzilli, hatta nükleer başlıklı füzeler, radara yakalanmayan bomba yüklü uçaklar, füze ve bombaları havada yakalayıp imha eden rampalar, ne bileyim bir sürü yeni icat saldırı ve savunma araçları..
Ama asıl ve gizli güç istihbarattır ki, istihbaratı güçlü olan ülkeler, savaştıkları devletlerin liderlerini bile kolayca imha edebiliyorlar. Bunu son savaşta yaşadık işte. İsrail istihbaratı (MOSSAD)dünyanın en güçlü ve donanımlı teşkilatıdır. Dilerim bizimki de öyledir. Eskiden öyleydi, ama askerin ağırlığına son verilip teşkilat sivilleştirilince, üstelik siyaset de elini bu çok önemli teşkilatımızdan çekmeyince, güç kaybı yaşandığı söylendi. İnşallah öyle değildir ve eskisi gibi ülkemizin en güçlü ve donanımlı teşkilatı haline gelmiştir. Gelmiş olmalı ki, son zamanlarda çok önemli operasyonlar yaparak, Türk hainlerini dış ülkelerden yakalayıp yurda getirdi. Özellikle Suriye ve Irak operasyonları her takdirin üzerindedir.
Amerika son harple iyice itibar kaybetti. Trump’ın partisi Cumhuriyetçiler bile ikiye bölündü. Amerikan şehirlerinde her gün harbe karşı gösteri ve protestolar yapıyorlar. Tepki giderek artıyor ABD’de. Aynı hava İsrail’de de görülüyor. Netenyahu ve harp aleyhtarları her gün gösteriler yapıyorlar meydan ve caddelerde. Medya pek göstermiyor bunları. MOSSAD habercileri engelliyor çünkü. Peki Çin nerede duruyor, Rusya ne yapıyor şimdi? İkisi de sabırla bekliyorlar köşelerinde. Amerika’nın hırpalanmasını izliyorlar zevkle. Zaman zaman çaktırmadan( tavşana kaç tazıya tut) diye sessizce fısıldıyorlar ama, topa girmiyorlar şimdilik .
Gelelim bize, bu dönemi çok dikkatle aşmalı ve tehlikeleri ustaca savuşturmalıyız. İç politikadaki gelişmeleri, tartışmaları bir yana bırakıp, birlik ve beraberlik içinde bir yumruk gibi hareket etmeliyiz. Ayrıştırıcı, Bölücü, hele ülkemizin tüm imkalarından eşit şekilde yararlandığımız kürt kardeşlerimize yeni haklar verilecekmiş gibi davranmalar, onbinlerin katili Öcalan’a statü kazandırma girişimleri gibi ‘’havanda su dövme’’ operasyonlarına son vermeliyiz. Bakın biz dayanışma, kardeşlik, demokrasi, terörsüz Türkiye diyoruz ama, DEM Partinin TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, hala Suriye’de kürt devletini kurduklarını müjdeliyor, dağdaki teröristlere mesaj ve selam yollayıp duruyor. DEM eş başkanı Tuncer Bakırhan, öyle şeyler söylüyor ki, sinir uçlarımızla oynuyor devamlı.. Bilsem ve inansam ki bu DEM’liler ve kürtçülük simsarları terörü bitirecekler ve Türk devletinin ve milletinin iyiliği ve menfaati için çalışacaklar, bir numaralı destekçileri olurum. Ama kazın ayağı öyle değil. İnşallah öyle olmadığını da yakında görmeyiz.
Şimdi milli birlik ve beraberliğe odaklanmalıyız. Eski defterleri karıştırarak bir yere varamayız. Mevcut anayasamıza ve yasalarımıza dört elle sarılmalı, siyasetin son yıllardaki zararlarını asgariye düşürmeli, güçlü Türkiye için seferber olmalıyız. Bu arada aklıma gelmişken söyleyeyim, sınırlarımızdan yıllarca önce söktüğümüz mayınları yine akıllıca yerlerine yerleştirmeli ve ülkeye kolay girişleri mutlaka önlemeliyiz.
CAN PULAK
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.