Yıldıray ONUKAR
Görecelilik
Geçenlerde çalışkanlık üzerine konuşurken bir anı geldi aklıma. Yer Hollanda da bir tren istasyonu. Ailece trenimizi beklerken kapalı bekleme salonunda eğilmiş bir insan çarpıyor gözüme. Yere çökmüş bir şeyler yapıyor. Arkasındayım, göremiyorum. Rahatsız etmemek için yavaşça etrafından dolaşıyorum. Elinde bir fırça, bir kaç boya tenekesi. Yere küçük dokunuşlar. Anlamıyorum.
Epey izledikten sonra merak yerini şaşkınlığa bırakıyor. Ve tabi merakı gidermenin tarifsiz keyfi.
...
Her gün binlerce yolcunun üzerine bastığı zeminde kaplama bozulmuş. Orijinali üzerinde en büyüğü 2 mm binlerce küçük renkli benekler olan karo taşı olsa gerek. Ek yapılan yerler taşın ana rengi koyu gri bir malzeme ama benekler yok. Kimbilir kaç yıl önce inşa edilmiş. O taşı nereden bulsunlar?
İşte bu arkadaş elde fırça tek tek yenilenen yerleri orijinaline uyumlu hale getiriyor. İstasyon zemini restorasyonu.
Bizi düşündüm. Ya yama yapar geçerdik, yada tüm taşları kırar yenisi ile kaplardık.
İki ayrı ülke , iki ayrı yaklaşım. Biri zengin Avrupalı, diğeri gariban Anadolu. Öyle mi gerçekten. 25 yıl önce bir İtalyan arkadaşımın dediği söz geliyor aklıma. "İnanılmaz, her yer inşaat, yollar, evler, dükkanlar. Buna İtalya kalkışsa kesin batar."
Einstein görecelilik teorisi bunu içermiyor belki ama evet herşey göreceli.
Yapılan işi çok beğendim. İyi de burada bir çalışana yada yöneticisine aynı şeyi yapmasını söyleyin bakalım. Söylediğinize pişman olmanız garanti.
Kapanış: Doğru yanlış yok bu işlerde. Orası öyle, burası böyle. Herkes kendi gerçekliğini yaşar. Gerçek te göreceli.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.