FETÖ'nün 60 Yıllık Yapılanması: Kestanepazarı'ndan 15 Temmuz Hain Darbe Girişimine
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) temelleri 1960'lı yıllarda İzmir'de atıldı.
Eğitim kurumları, medya, şirketler ve devletin kritik kurumlarına uzanan yapılanma, yıllar içinde 15 Temmuz darbe girişimine giden sürecin zeminini oluşturdu.
Türkiye tarihinin en sinsi ve tehlikeli terör örgütlerinin başında gelen Fetullahçı Terör Örgütü'nün kanlı darbe girişiminin üstünden 10 yıl geçti. Örgütün tohumları; 1960'ların ortasında İzmir'in, eski kabadayıları ile meşhur Eşrefpaşa semtinin kuzeyindeki Kestanepazarı'nda atıldı. 1966'dan itibaren Kestanepazarı Camii'nde vaizlik yapmaya başlayan terör örgütünün Azrail ile buluşmuş lideri Fetullah Gülen, 1971'e kadar orada hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine ulaştı.

Gülen'in "müritleri", 1970'lerin başından, 12 Mart Muhtırası'ndan sonra devlet içinde gizlice örgütlenmeye başladı. 12 Eylül 1980'den itibaren örgütün ilk Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mahrem kadrolarını yerleştirmeyi hızlandıran Gülen; emniyet, yargı ve sivil bürokrasiye de militanlarını yerleştirmeye başladı. Fetullah Gülen, 12 Eylül darbesine açıktan destek verdi ve darbeyi gerçekleştiren Kenan Evren tarafından korundu. Darbenin ardından örgüt mensupları TSK'da ve eğitimde palazlanmaya başladı. 28 Şubat 1997 postmodern darbesini de destekleyen Gülen, o dönemde açtığı okul ve dershaneleri örgüte militan yetiştirmek için üs olarak kullandı. Fetullah Gülen hakkında Ankara DGM Başsavcısı Nuh Mete Yüksel'in terör örgütü kurduğu gerekçesiyle 19 Mart 1999'da soruşturma açıldı. Gülen, iki gün sonra ABD'ye kaçtı. Bunu unutmayan FETÖ, Yüksel'e Bal Tuzağı ve kaset kumpası kurdu.

"ECEVİT'E ŞEFAAT EDERİM"
Dönemin başbakanı Bülent Ecevit, Fetullah Gülen'e telefon açarak "Lütfen Amerika'ya gidin" dedi. Gülen ve Ecevit, Fetullah Gülen'in "Şefaat edecek olsam Ecevit'e ederim." cümlesini kuracak kadar yakın idi. Gülen, 1999'da kaçtığı Amerika'dan ülkemizin kurumlarına yerleştirdiği militanlarıyla siyasilere kumpaslar kurdu, 15 Temmuz'da da darbe girişiminde bulundu. Fetullahçı Terör Örgütü, lideri ABD'ye kaçtıktan sonra tam bir Neo-Gladyo örgütlenmesi haline geldi. FETÖ-Gladyo ilişkisinin aydınlatılması örgütün kodlarını çözmek açısından önemli. Türkiye Cumhuriyeti devleti bu konuda 15 Temmuz'dan sonra ciddi mesafe kat edebildi.
TERÖRİSTBAŞI GÜLEN'İN KİRLİ GEÇMİŞİ
Fetullah Gülen, 1941'de Erzurum Pasinler'de doğdu, 1959'dan itibaren çeşitli illerde imam ve vaiz olarak görev yaptı. 1966'da İzmir Kestanepazarı'nda örgütün çekirdek kadrosunu oluşturdu. FETÖ'nün çekirdek kadrosunda Mustafa Özcan, Abdullah Aymaz, İsmail Büyükçelebi, Cevdet Türkyolu ve İlhan İşbilen gibi isimler yer aldı. Bu hainler, Fetullah Gülen'in ilk talebeleri oldu. Bu ekip örgütün en üst tabakasında yer aldı. Örgüt, "hizmet harekâtı" yalanıyla harekete geçti ve "ışık evi" adı verilen yapılanmanın ilk temeli İzmir Tepecik'te kuruldu. Örgüt, faaliyet alanı olarak okullar ve yurtlar üzerinden öğrencileri ve gençleri hedef aldı. Şubat 1979'da "Sızıntı" isimli dergiyle medyada yapılanmaya başladı. Fetullah Gülen, bu dergide yazdığı başyazılarla ülke gündemine bakış açısını kamuoyuna duyurdu, şifreli yazılarla örgüt militanlarına mesaj verdi.

12 EYLÜL İLE TSK ÖRGÜTLENMESİNİN ÖNÜ AÇILDI
Fetullah Gülen, demokrasinin askıya alındığı 12 Eylül 1980 darbesine destek verdi. Gülen, 12 Eylül darbesinden 18 gün sonra (1 Ekim 1980) Sızıntı Dergisi'nin 21. sayısında yayımlanan "Son Karakol" başlıklı yazısında darbecilere selam durdu. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında arananlar listesinde olan Fetullah Gülen, bir türlü yakalanamadı ve korundu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren'in gerçekleştirdiği kanlı darbe FETÖ'nün önünü açtı. Ordudaki örgütlenmesini yoğunlaştırdı.

İNSAN KAYNAĞI İÇİN EĞİTİM KURUMLARI KURDU
Fetullah Gülen, dershane ve özel okullar açarak örgüte insan kaynağı oluşturmaya başladı. Örgütün ilk okulu 1983'te İzmir'in Bozyaka semtinde öğrenci yurdundan dönüştürülen "Yamanlar Koleji" oldu. 1985'te örgütün soru hırsızlığı için üs olarak kullandığı FEM Dershaneleri kuruldu. 1989'da Körfez Dershaneleri, 1994'te ortaöğretim düzeyindeki öğrenciler için Anafen Dershaneleri kuruldu. Dershaneler farklı isimlerle ülke genelinde yaygınlaştırıldı. Örgüt tarafından kurulan dershane ve özel okullarda çalınan sorular militanlarına ulaştırıldı. Örgüt üyeleri askeri okullara ve üniversitelerin tanınan bölümlerine yönlendirildi.

HOLDİNGLEŞME SÜRECİ
FETÖ'nün ana amiral şirketi Kaynak Holding, kurulduğu 1979 yılından beri FETÖ'nün en etkili ve güçlü damarlarından biri oldu. On binden fazla çalışanı ve 86 şirketi bünyesinde barındırıyordu. Bünyesinde barındırdığı ve aynı yıl kurulan Sızıntı dergisi FETÖ'nün en köklü ve etkili dergisiydi. Darbe girişimine kadar 449 sayıya ulaşmıştı. 3 Kasım 1986'da Zaman Gazetesi kuruldu. Fetullah Gülen'in bizzat yönettiği gazete üzerinden örgütün kumpas girişimleri haberleştirildi. Ocak 1994'te Cihan Haber Ajansı kuruldu. Yurtlarda kalan ve dershaneye giden öğrenciler gazeteci yapıldı, kumpas girişimleri söz konusu medya organları tarafından yönetildi. Merkez medyanın gazete ve televizyonlarına örgüt militanları üst düzey yönetici yapıldı. Medya patronları yasa dışı dinleme ve teknik takiple izlenip açıklarıyla tehdit edilerek teslim alındı.

KARGO-LOJİSTİK VE SİGORTA
Yine 90'lı yıllarda kurulan Kaynak Holding çatısı altında Çağlayan ve Kaynak Kağıt isimli iki basım ve matbaa şirketi de faaliyet gösteriyordu. 100'ün üzerinde şubesi bulunan NT isimli kitap, kırtasiye ve teknoloji ürünleri satışı yapan oluşumun yanı sıra Sürat Kargo; lojistik, kurye ve sigorta şirketleri kurarak çok çeşitli alanlarda ticaret hayatında aktif olarak yer aldı.
28 ŞUBAT'TA MAĞDUR OLMAYAN TEK "CEMAAT"
Fetullah Gülen, 28 Şubat 1997 darbesini de açıktan destekledi; İmam-Hatip liselerini kapatan, başörtüsü yasağı getiren, Kur'an-ı Kerim eğitim ve öğretimini yasaklayan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarını savundu. Gülen, kendisinden nefret eden Refah-Yol Hükümeti'nin başbakanı Necmettin Erbakan'ın iktidarı bırakması için açıklamalarda bulundu. Fetullah Gülen, darbecilerin aldığı MGK kararlarının yanlış olduğunda bir sevap, doğru olduğu takdirde iki sevap verileceğini açıkladı.

'ÜNİVERSİTEYE GİRMEK İÇİN BAŞLARINI AÇABİLİRLER'
Gülen, 28 Şubat sürecinde başörtülü kızların üniversiteye girmek için başlarını açmaları gerektiğini söyledi. Gülen, 13 Mart 1998 tarihinde yaptığı açıklamada; "Okullarımızdaki başörtüsü sorunu, çok hassas hale geldi. Ancak şu kadar söyleyeyim, okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı? Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı? Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli? Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır. Bana göre okumayı tercih etmelidirler." ifadelerini kullandı.
DARBECİLERE OKULLARINI DEVRETMEYİ ÖNERDİ
Fetullah Gülen, 28 Şubat cuntası tarafından kurulan Anasol-D Hükümeti'ne 300'e yakın cemaat okulunu devretmeyi önerdi, konuyla ilgili 28 Şubat sürecinin mimarı dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Çevik Bir'e mektup bile gönderdi. Aynı Gülen, dershanelerin kapatılmasını isteyen Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a savaş açtı ve örgütün insan kaynağının yetiştiği dershanelerin kapatılmaması için darbe girişimlerinde bulundu.

FETÖ'CÜLERDEN TEK KİŞİ TSK'DAN ATILMADI
28 Şubat sürecinde İslami duyarlılığa sahip vakıf, dernek ve cemaatler kıskaca alındı. Birçok vakıf, dernek ve okul kapatılırken Fetullah Gülen'in sahip olduğu dershane ve okullara dokunulmadı. Anne ve babalar, eğitim ve öğretimden geri kalmaması için çocuklarını örgütün FEM dershanelerine ve örgütün özel okullarına vermeye başladı. 28 Şubat sürecinde dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya ve ekibinin kurduğu Batı Çalışma Grubu da (BÇG) namaz kılan ve eşi başörtülü askerleri fişledi; cuma namazına giden ve abdest alan askerlerin fotoğraflarını çekerek TSK'dan ihracına zemin hazırladı. Namaz kılan ve eşi başörtülü olduğu gerekçesiyle fişlenen bin 637 muvazzaf subay ve astsubay Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç edildi, FETÖ'cülerden ise tek kişi atılmadı.
SORUŞTURMA AÇILDI ABD'YE SIĞINDI
Ankara DGM Başsavcılığı, Fetullah Gülen hakkında, "laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasa dışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu" suçlamasıyla 19 Mart 1999'da soruşturma açtı. Fetullah Gülen, soruşturma açıldıktan iki gün sonra 21 Mart 1999'da öldüğü 2024 yılına kadar yaşayacağı Amerika'ya kaçırıldı. Teröristbaşının kaçışı dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in desteğiyle oldu.

"EVVELA BUNLARIN HAKKINDAN GELMEK LAZIM"
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, bundan yaklaşık 28 yıl önce yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü'ne dair açıklaması, örgütün Türkiye'de oluşturacağı tehlikeyi ne kadar erken fark ettiğini ortaya koyuyor. O dönem İBB Başkanı olan Erdoğan, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in Altunizade FEM Dershanesi'ndeki ofisinde görüştü. Görüşmeden çıkan Erdoğan, asansörde beraberindeki isimlere görüşmeyle ilgili bir değerlendirme yaparak, "Evvela bunların hakkından gelmek lazım" ifadelerini kullandı. Fetullahçı Terör Örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in kulağına giden bu sözler, Milli Görüş'ün önemli temsilcisi Erdoğan'a olan öfkesini bir kat daha artırdı. Bu anekdot, FETÖ elebaşının 2016'da Alman ZDF kanalına verdiği röportajda bizzat elebaşı Gülen tarafından da doğrulandı

"ERDOĞANLA SIKI MÜNASEBETİM OLDUĞU SÖYLENEMEZ"
Sabah'ın haberine göre; Gülen bu röportajda, "Bi kere başta onunla (Erdoğan'la) sıkı münasebetim olduğu söylenemez. Hayatımda bir kere Belediye Başkanı iken zannediyorum o bana ziyarete geldi. Ben de ona ziyarete gittim. Bir çay ikram etti mi etmedi mi bilmem. İkinci görüşmem parti kurmak istediği zaman yanıma geldi. Şimdi el koydukları, temellük ettikleri FEM okulu vardı, onun üstünde burada gördüğünüz oda gibi bir odada kalıyordum. "Parti kurmak istiyorum, Necmettin Erbakan'dan ayrılmak istiyorum" dedi, bana fikirlerimi sordu. Parti kurma gayesiyle düşüncemi almak için geldiğinde asansörle aşağı inerken yanındaki arkadaşa diyor ki, "Evvela bunların hakkından gelmek lazım" Tahammülsüzlüğünü ta o zaman ifade ediyor."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.