Fehmi Koru-Abdullah Gül Yeni Parti İçin Kolları Sıvadı! ‘Muhafazakar İttifak Kuruluyor…’
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Fehmi Koru'nun, muhafazakar seçmeni de kapsayacak yeni bir siyasi oluşum içinde oldukları iddia edildi.
Fehmi Çalmuk, politikadam.com'daki "Neler Oluyor Hayatta-3... Firak'ın Çocukları" başlıklı yazısında, "Kimse Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı makamından ayrıldıktan sonra İstanbul Maslak'taki köşkte çelik çomak oynadığını düşünmesin" ifadelerini kullanarak, yeni bir milliyetçi-muhafazakar ittifak çalışmaları konusunda Abdullah Gül'ün "projenin asıl mimarı" olduğunu ileri sürdü.
"Abdullah Gül ve Fehmi Koru'nun yol haritası bir fermuar gibi birbirine o kadar bağlıdır ki neredeyse rüyalarını bile bir görür haldelerdir" diyen Fehmi Çalmuk, "AK Parti karşısında yeni bir yol oluşturma gayreti bir süredir devam etmektedir" ifadelerini kullandı.

İşte o yazının tamamı...
Meslek hayatının 50 yılını doldurmuş bir gözlemcinin dış açısıyla söylemektedir:
Mahmut Arıkan ve siyaset arkadaşları, ancak iktidara gelerek ülkeye hizmet edebileceği esasına dayalı Erbakan projesini yeniden canlandırarak Saadet Partisini uzun verimli bir yolculuğa hazırlıyorlar. Zorluklarının elbette farkındalar. Pazar günü Ankara'ya koşan Saadet kitlesinin heyecanı ve Mahmut Arıkan'ın konuşması çerçevesini; siz de İktidar Programı, Yeniden Refah ve Gelecek Partileri yönetimlerini düşündürmeli. Hiç değilse önlerindeki %7 seçim barajının varlığını hatırlatmalı.
Fehmi Koru'yu çocukluğumdan beri izlerim, okurum, takip ederim. Olacağı ve olması gerekenleri "erken uyarı sistemi" gibi bildirir. Belki bu anlamda yönlendirir, hedefe doğru gidişatın yol işaretlerini belirler.

Necip Fazıl’ın şiirlerini okuduğu long play plağın yapımcısı da odur. Merhum Özal’ın DPT’de iken aldığı ilk bilgisayarı kullanmasını teşvik eden gelişmeleri haber veren bir isimdir. Roger Garaudy’nin kitabını ilk kez Türkçeye tercüme ederek kamuoyuyla buluşturan isim de odur.
AK Parti'nin kuruluşunda Amerika başta olmak üzere yaptığı lobi faaliyetleri kurmay kademesinin çok işine gelmiş; belki de gençlik arkadaşı Abdullah Gül'e çok önemli bir tahkimat yapmıştı. Şimdi köşesine çekilmiş gibi görünse de Saadet Partisi üzerine yazdığı yazıyla yeni bir yol haritasının işaretlerini vermektedir.
Unutmadan Saadet Partisi içinden Milli Görüşçü yeni bir parti çalışması daha yapılıyor. Şu ana kadar örgütlendikleri il sayısı 30’u geçti. Haziran ayında kamuoyu önüne çıkmayı hedefliyorlar.

Abdullah Gül ve Fehmi Koru'nun yol haritası bir fermuar gibi birbirine o kadar bağlıdır ki neredeyse rüyalarını bile bir görür haldelerdir. AK Parti karşısında yeni bir yol oluşturma gayreti bir süredir devam etmektedir. Devam eden bu gayret; geçen seçimlerde CHP üzerinde yapılan ittifakın şimdi muhafazakar seçmeni kapsayacak bir şekilde Yeniden Refah Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve buna katılacak muhafazakar ve milliyetçi çizgilerdeki partilerle ete kemiğe bürünecektir.
Fehmi Koru'nun belirttiği %7 barajı yalnızca Yeniden Refah Partisi tarafından egale edilmiş durumdadır. Bu haliyle yeni seçim ittifakının şekilleneceği, aynı davaya hizmet eden iki partide olacaktır. Fehmi Koru yazısıyla hem Ali Babacan'a hem de Ahmet Davutoğlu'na -tabirimi mazur görün- "oturun oturduğunuz yerde" derecesine bir istikamet göstermektedir.
Şimdi bu projenin asıl mimarının Abdullah Gül olduğu anlaşılmaktadır. Kimse Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı makamından ayrıldıktan sonra İstanbul Maslak'taki köşkte çelik çomak oynadığını düşünmesin. Belki Dışişleri Bakanlığından daha fazla yabancı diplomatların uğrak yeri olan Köşk; aynı zamanda uluslararası ünvana sahip birçok kuruluşun da hem siyasi hem de ekonomik olarak adım atmadan önce başvurduğu önemli bir kapıdır. Gül, kendisinin ve zamana karşı tarihin kendisine yüklediği sorumluluğu en ince ayrıntısına kadar uygulayan bir siyasi figürdür.

AK Parti içine baktığımız zaman Hakan Fidan'ı bulup getiren, onun üzerine bir gelecek inşa eden siyasi kişilik de odur. Hakan Fidan'ın Londra'da İngiltere ile Stratejik Ortaklık Belgesi imzaladığında nedense ilk aklıma gelen isim de Abdullah Gül olmuştur. Gül boş durmadı; Yunanistan’a, İngiltere’ye gidip lobilerde konuştu.
Şimdi izninizle tarih sayfalarını bir geriye çevirelim. 312 mağduru olan Recep Tayyip Erdoğan, bir bölen olmadığı AK Parti kuruluşunda bazı kadrolar tarafından saf dışı bırakılmak istenmiş; parti kurucusu olmaması konusunda kendisi ikna edilmeye çalışılmıştır. Söylediği söz şuydu: "Kurucusu olmadığın bir partinin genel başkanı olmam."
Kanıttıra kanıttıra hem kurucu oldu hem de genel başkan. Bu kez onu Başbakan yapmamak üzere bir süreç başladı. O yine aynı yolu denedi, olmayacak bir işi yaptı; Deniz Baykal'ı ikna ederek siyaset yolunu açtı ve Siirt'ten milletvekili seçildi. 2007 yılında yine Erdoğan'ı cumhurbaşkanı adayı yapmamak üzere bu çevreler harekete geçti. Erdoğan adaylığına ilişkin çevreleri razı edemeyince "Kardeşim" dediği Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı adayı olarak kamuoyuna ilan etti.
Elbette ki Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan arasında bir kardeşlik hukuku vardır. En azından bu yol arkadaşlığına dayanmaktadır ve bu arkadaşlığın miladı, Milli Türk Talebe Birliği'ndeki oluşan geçmişle beraber 1991 yılından sonra tekrar canlanmıştır. İkisinin de itibar ettiği en önemli kişilik merhum Korkut Özal'dır. Korkut Özal'ın çizdiği siyasi eksen hem Tayyip Erdoğan'ın hayatında hem de Abdullah Gül'ün hayatında etkili olmuştur.
Ancak gelin görün ki 2002 seçimlerine girilmiş, AK Parti büyük bir farkla seçimleri kazanmış; Erdoğan milletvekili olamadığı için başbakan adayını belirleme görevi ona kalmıştı. Okuyunca parmak ısıracağınız şekilde yaşananları elbet bir gün yazarız.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.