Devlet Yönetmek İle İşgal Zihniyeti Aynı Şey Değildir

Bir siyasi hareketin gerçek karakteri, iktidardayken söylediklerinden değil; hukuk aleyhine karar verdiğinde gösterdiği tavırdan anlaşılır.

Demokrasi sadece seçim kazanmak değildir. Demokrasi, seçim kaybettiğinde de sonucu kabul edebilmektir. Hukuk devleti sadece mahkeme kararları işine geldiğinde alkışlamak değildir. Hukuk devleti, mahkeme kararı aleyhine çıktığında da ona riayet etmektir.

Bugün Türk milletinin önündeki asıl soru tam da budur.

Farz edelim ki bir mahkeme, bir siyasi partinin il kongresinde usulsüzlük tespit ediyor. Kongreyi iptal ediyor, mevcut yönetimi görevden alıyor ve yeni bir geçici yönetim tayin ediyor. Normal olan nedir? Kararın uygulanması, görevin devredilmesi ve hukuki sürecin işletilmesidir.

Peki ya görevden alınanlar binayı terk etmezse?

Peki ya "Ben bu kararı tanımıyorum" diyerek parti binasını işgal etmeye devam ederse?

Peki ya kanunen göreve gelen yöneticilere teslim etmeyip fiili direniş gösterirse?

O zaman ortada artık demokrasi değil, fiili durum yaratma çabası vardır.

Aynı soruyu daha büyük ölçekte düşünelim.

Bir mahkemenin, bir siyasi partinin genel kurultayında delegelerin iradesinin çeşitli yöntemlerle sakatlandığını tespit ederek kurultayı geçersiz saydığını, mevcut yönetimi görevden aldığını ve önceki yönetimi göreve iade ettiğini varsayalım.

Böyle bir durumda hukuk devletine inanan herkesin yapması gereken bellidir: Karara itiraz edilir, üst yargı yolları kullanılır, ancak karar yürürlükte olduğu sürece uygulanır.

Fakat bunun yerine genel merkez işgal edilirse...

Parti binası fiilen teslim edilmezse...

Mahkeme kararına rağmen koltuk bırakılmak istenmezse...

O zaman ortaya çıkan tablo sadece bir parti içi tartışma değildir; demokrasi kültürü açısından son derece ciddi bir alarmdır.

Çünkü mesele artık CHP'nin iç meselesi olmaktan çıkar.

Mesele, hukuka bakış meselesi haline gelir.

Bugün parti binasını teslim etmeyen zihniyet, yarın belediyeyi teslim eder mi?

Bugün mahkeme kararını tanımayan anlayış, yarın seçim sonucunu tanır mı?

Bugün kendi partisindeki hukuki kararı reddedenler, yarın milletin verdiği kararı kabul eder mi?

Türk milletinin sorması gereken soru budur.

Daha da önemlisi şudur:

Diyelim ki böyle bir siyasi anlayış seçim kazandı ve ülke yönetimine geldi.

Aradan yıllar geçti, millet başka bir tercihte bulundu ve iktidarı değiştirdi.

O gün ne olacak?

Seçim sonucunu kabul edecekler mi?

Devlet makamlarını hukuk içinde devredecekler mi?

Yoksa bugün parti binalarında görülen anlayış yarın devlet kurumlarında mı karşımıza çıkacak?

Çünkü devlet yönetimi ile işgal zihniyeti birbirinin zıttıdır.

Demokrasi sandıkta kazanılır ama hukuk sayesinde yaşatılır.

Hukukun üstünlüğüne inanmayan bir anlayışın elinde demokrasi uzun süre yaşayamaz.

Türk milleti, yalnızca partilerin ne söylediğine değil, hukuki süreçler karşısında nasıl davrandığına da bakmalıdır.

Zira bir hareketin demokrasi anlayışı, en çok kaybettiği zamanlarda ortaya çıkar.

Milletimizin yüksek ferasetine arz olunur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.