Cüneyt Şaşmaz'ın Yazısı: ‘Kimin Oğlu’ Sorunu ve Adalet Eşitliği Krizi!

Cüneyt Şaşmaz'ın Yazısı: ‘Kimin Oğlu’ Sorunu ve Adalet Eşitliği Krizi!

“Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir asır önce şu önemli uyarıyı yapmıştı:
“Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.”
Görevlerin kişiye değil, millete emanet olduğunu ve ölçünün yakınlık değil, liyakat olduğunu vurgulamıştı.
Bu sözler bugün hâlâ büyük bir önem taşıyor.
Son dönemde yaşanan üzücü olaylar, adalet eşitliği ve kamu görevlilerinin yakınlarına yönelik algıları yeniden gündeme getirdi.
Gülistan Doku soruşturmasında, dönemin valisinin oğlu gözaltına alındı.
Ege bölgesinde palalı saldırı iddialarıyla ilgili bir savcı yakınının adı geçti.

Kahramanmaraş’ta okula silahlı saldırı düzenleyen gencin babasının emniyet müdürü olduğu ve annesinin de öğretmenlik yaptığı kamuoyuna yansıdı; her iki ebeveyn de gözaltına alındı.

Bu tür vakalarda, faillerin toplumun dışına itilmiş marjinal kişiler olmadığı, aksine güçlü kamu bağlantılarına sahip ailelerden geldiği yönünde ciddi tartışmalar yaşanıyor.

Yasaların herkese eşit uygulanması gerektiği bir ortamda, “kimin yakını” sorusunun öne çıkması, toplumda adalet algısını olumsuz etkiliyor.

Liyakatin yerini kan bağına bırakan bir algı, gençlerde çaresizlik ve öfke birikimine zemin hazırlayabiliyor.

Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta art arda yaşanan okul saldırıları, bu tartışmanın en acı yüzünü ortaya koydu.

Psikiyatrik değerlendirmelerde saldırgan profillerinde depresyon, düşük özsaygı, akran reddi, aile içi sorunlar ve son tetikleyici olarak dışlanma gibi unsurlar öne çıkıyor.

Ancak bireysel sorunlar, sistemdeki erken uyarı ve müdahale eksiklikleriyle birleşince trajedilere dönüşüyor.

Okul önlerinde uyuşturucu tehdidinden silah erişimine kadar pek çok risk faktörü, bu yapısal zafiyetlerle beslenebiliyor.

Bu noktada ilgili kurumlara çağrımız şudur:

• Adalet Bakanlığı’na:

Kamu görevlilerinin yakınlarını da kapsayan tüm soruşturmalarda tam şeffaflık ve eşitlik ilkesi uygulanmalıdır.

Hiçbir bağlantı, adaletin hızlı ve tarafsız işlemesinin önünü kesmemelidir.

• İçişleri Bakanlığı’na:

Emniyet mensupları ve üst düzey bürokratların yakınlarının silah erişimi ve ruhsatları daha sıkı denetlenmeli, “aile ayrıcalığı” algısı ortadan kaldırılmalıdır.

Okul güvenliği protokolleri standartlaştırılarak sıfır tolerans uygulanmalıdır.

• Milli Eğitim Bakanlığı’na:

Okullarda devamsızlık, akran zorbalığı ve psikolojik risklere yönelik erken uyarı sistemi güçlendirilmeli, bu bilgiler ilgili kurumlarla anında paylaşılmalıdır.

Psikolojik danışmanlık hizmetleri artırılmalı, güvenlik önlemleri kök nedenlere yönelik olmalıdır.

• Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na:

Riskli gençlere ve ailelerine yönelik psikiyatrik destek ile aile danışmanlığı mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır.

Güçlü aile yapısını destekleyen politikalar ön plana çıkarılmalıdır.

Sonuç olarak, hukuk herkese eşit uygulanmalıdır.

Liyakat, her türlü bağlantının üstünde tutulmalıdır.

Çocuklarımız okullarda can güvenliği endişesi taşımadan eğitim alabilmelidir.

Atatürk’ün vurguladığı gibi, adalet bağımsız ve eşit olmazsa devletin temelleri sarsılır.

Yöneten idareciler, bu tarihi uyarının gereğini yerine getirerek kamu yararı ve eşitlik ilkelerini her zaman ön planda tutmalıdır.

Ezcümle:

Milletin beklentisi, örtbas değil, şeffaf ve adil bir yönetimdir.

Not:

Bu yazı, kamuoyuna yansıyan soruşturma gelişmeleri ve genel sistem tartışmaları temel alınarak kaleme alınmıştır.

Soruşturmalar devam etmekte olup, yargı süreci sonuçlanana kadar masumiyet karinesi geçerlidir.

Cüneyt Şaşmaz

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler