Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Bayrak Provokasyonuna Sert Tepki! "Şanlı Bayrağımıza Uzanan Kirli Elleri Bulacağız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Bayrak Provokasyonuna Sert Tepki! "Şanlı Bayrağımıza Uzanan Kirli Elleri Bulacağız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. En düşük emekli aylıklarına ilişkin konuşan Erdoğan, muhalefete tepki göstererek, " CHP jet sosyetesinin ne devlet, ne millet ne de emeklilerle ilgili bir derdi olmadığını biliyoruz" dedi. Bayrak provokasyonuna ilişkin de konuşan Erdoğan, "Şanlı bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacağız" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı, ayrıca Gazze Barış Kurulu'na Dışişleri Bakanı Fidan'ın katılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. En düşük emekli maaşına değinen Erdoğan, konuşmasında CHP'ye tepki göstererek şu ifadeleri kullandı; "CHP jet sosyetesinin ne devlet, ne millet ne de emeklilerle ilgili bir derdi olmadığını biliyoruz. En düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkartan kanun teklifimizin Genel Kurul görüşmeleri başladı. Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte geçen ay 16.881 lira olan en düşük emekli aylığı, 3.319 lira artışla 20.000 liraya yükselmiş olacak."

"KİRLİ ELLERDEN HESAP SORULACAK"

Nusaybin'deki bayrak provokasyonuna ilişkin de konuşan Cumhurbaşkanı; "Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Değerli kardeşlerim, Millî Savunma ve Adalet Bakanlıklarımız gerekli tahkikatları başlatmıştır; soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır" dedi.

GAZZE BARIŞ KURULU DAVETİNE YANIT

Grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze Barış Kurulu'na Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın katılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın grup toplantısındaki açıklamalarının satırbaşları şöyle;

"Meclis çalışmalarımız oldukça yoğun bir tempoda devam ediyor. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bizi buraya hak ve hukukunu savunmamız için gönderen aziz milletimizin emanetine sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. Muhalefetin tüm uzlaşmaz, hukuk tanımaz, Meclis İç Tüzüğü ile bağdaşmayan tavırlarına rağmen sabırlı ve sağduyulu bir şekilde hareket ediyor, milletimize karşı sorumluluklarımızı layıkıyla ifa etmeye çalışıyoruz.

"CHP JET SOSYETESİNİN EMEKLİLERİMİZLE İLGİLİ BİR DERDİ YOK"

Milletimize karşı sorumluluklarımızı layıkıyla yapmaya çalışıyoruz. CHP jet sosyetesinin ne devlet, ne millet ne de emeklilerle ilgili bir derdi olmadığını biliyoruz. Bu gerçeği bizim gibi milletimiz de biliyor.

Yönettikleri belediyelerdeki emekçilere düzenli aylık ödemeyenlerin, işçiye maaş yerine harçlık verenlerin; kendi personeli görev yaparken tropikal adalarda keyif çatanların, yolsuzluk, iş bilmezlik ve israf sebebiyle belediyeleri iflasa sürükleyenlerin şov peşinde koştuklarını benim milletim, benim emeklim gayet iyi biliyor. Aynı şekilde milletimiz, bizim samimiyetimizi, bizim hüsnüniyetimizi, kendisi için elimizden geleni yaptığımızı da gayet iyi biliyor.

EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI AÇIKLAMASI

Şimdi değerli kardeşlerim, malum en düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkartan kanun teklifimizin Genel Kurul görüşmeleri başladı. Sizlerin de yakın takibiyle inşallah teklifimizin bir an evvel yasalaşacağına inanıyorum. Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte geçen ay 16.881 lira olan en düşük emekli aylığı, 3.319 lira artışla 20.000 liraya yükselmiş olacak. Bu rakam göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? Sadece 66 liraydı. Dolar bazında söyleyecek olursak yalnızca 40 dolara tekabül ediyordu. Yeni düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığı 480 dolara çıkmış olacak.

Yine Kasım 2002’de asgari ücret 184 liraydı; yani en düşük emekli aylığı alan bir vatandaşımız asgari ücretin sadece üçte biri kadar aylık alabiliyordu. Bugün en düşük emekli aylığı asgari ücretin yüzde 70’ini aşmıştır.

"EMEKLİLERİMİZİN YAŞADIĞI SIKINTILARIN HEPSİNİN FARKINDAYIZ"

Bakınız, 2002 Kasım’ında 6,5 milyon olan emekli sayımız, yaklaşık üç kat artışla 17 milyona çıkmasına rağmen bu adımları attık, bu oranlara ulaştık. Bunları söylerken elbette tüm sorunları çözdük, tüm talepleri karşıladık iddiasında değiliz. Kiralar ve hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıların hepsinin farkındayız.

Nitekim bugünlerde kuraları çekilen 500 bin sosyal konut hamlesi gibi projelerimizde konut arzını artırarak bu sorunlara çözüm üretmeye gayret ediyoruz.

"EMEKLİLER BAŞIMIZIN TACIDIR"

Ömürlerinin önemli bir kısmını ülkelerine hizmetle geçirmiş emeklilerimiz bizim başımızın tacıdır. Her türlü hizmete ve hürmete ziyadesiyle layıktır.

Emeklilerimizin taleplerine, beklentilerine ve şikâyetlerine hiçbir zaman kulağımızı tıkamadık; tam tersine bir kulağımız her zaman emeklilerimizde oldu. Bütçe imkânlarımız genişledikçe taleplerini yerine getirmeye çalıştık, Türkiye kalkındıkça bundan emeklilerimizin de faydalanmasını sağladık. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyette davranmaya devam edeceğiz; deprem harcamalarımız azaldıkça elimizde daha fazla kaynak olacak.

"BİZ SÖZ VERİP İŞÇİSİNE MAAŞ ÖDEYEMEYENLERE BENZEMEYİZ"

Allah’ın izniyle milletçe yıllardır yaptığımız fedakârlıkların boşa gitmediğini göreceğimiz bir döneme giriyoruz. Türkiye’yi sadece ekonomide değil, askerî ve diplomatik olarak da çok farklı bir konuma taşıyacağız. Ben emeklilerimizden AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na güvenmeye devam etmelerini özellikle rica ediyorum. Biz meydanlarda emeklilerimize “şunu vereceğiz, bunu yapacağız” diye söz verip bugün işçisine maaş ödeyemeyenlere benzemeyiz; biz seçim dönemlerinde halkçı ama göreve gelince rantçı olanlara da benzemeyiz.

GENÇELERE MÜJDE

Ülkemizde, bölgemizde ve dünya genelinde birbirinden önemli gelişmelere şahit olduğumuz iki haftayı daha geride bıraktık. Suriye’den İran’a, Yemen’den Kuzey Avrupa’ya uzanan geniş bir alanda dikkatle takip etmemiz gereken olaylar cereyan ediyor. Bunların kapsamlı değerlendirmesine geçmeden evvel, geçtiğimiz günlerde gençlerimize verdiğimiz iki müjdeyi buradan hatırlatmak arzusundayım.

Bu müjdelerden ilki, kredi ve burs oranlarında yaptığımız artışlardır. 2002 yılında üniversite öğrencilerine ödenen burs ve kredi tutarı 45 liraydı. Bu ödemeler hem çok geç başlıyor hem de öğrenciye üç ayda bir veriliyordu. Biz zaman içerisinde hem ödemeleri aydan aya yapmaya başladık hem de burs ve kredi miktarını sürekli iyileştirdik. Sadece geçen yıl burs ve kredi desteği olarak üniversite öğrencilerimize 34 milyar 14 milyon lira ödeme yaptık. 2026 yılında kredi ve burslarda geçen seneye kıyasla yüzde 33 oranında artışa gittik. Böylece burs ve kredi rakamını lisans öğrencilerimizde 4.000 liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8.000 liraya, doktora öğrencilerimizde ise 12.000 liraya yükselttik.

Bir diğer müjdemiz, gençliğin üretim çağı; kısa adıyla GÜÇ Programı’dır. Önümüzdeki üç yılda 3 milyondan fazla gencimizi istihdama kazandıracak 445 milyar liralık devasa bir kaynağı bu programa tahsis edeceğiz. Böylece öğrencilerimizin erken yaşta nitelikli iş deneyimi kazanacağı, meslek liselerimizde okuyan gençlerimizin daha mezun olmadan güvenilir kanallardan iş hayatına yönlendirileceği, eğitim ve istihdam dışı gençlerimizin yeniden sisteme dâhil edileceği, yeni mezunlarımızın ilk iş tecrübesinin risk olmaktan çıkacağı bir sistemi gençlerimizin istifadesine sunmuş olacağız.

SURİYE'DEKİ SON GELİŞMELER

Komşumuz Suriye, 8 Aralık devriminin ardından ülkede birliği sağlamak adına yoğun bir mücadele veriyor. Suriye’nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden, adına SDG denilen yapı ile biliyorsunuz geçtiğimiz yıl 10 Mart’ta bir mutabakat imzalandı. Bu mutabakata göre SDG silahlarını bırakacak ve işgal ettiği yerleri Suriye hükümetine teslim edecek, böylece ülkenin birliği ve bütünlüğü temin edilmiş olacaktır. Ancak SDG, bu entegrasyon için belirlenen takvim içerisinde olumlu hiçbir adım atmadı. SDG adlı yapı, 10 Mart mutabakatına uymadığı gibi işgal ettiği topraklarda sivillere baskı yapmayı, bu topraklar dışında da sivil ve askerî hedeflere saldırmayı sürdürdü. Mutabakatın uygulanmasına yönelik Aralık ayında SDG yöneticileri ile Şam hükümeti arasında yapılan müzakereler maalesef olumsuz sonuçlandı.

Açık konuşmak gerekirse, SDG denilen yapının uzlaşmaz, ayak sürüyen, sürekli el yükselten ve zamana oynayan tutumu bu tabloyu ortaya çıkarmıştır. Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk; düğümün çözülmesi, krizin sıcak çatışmaya dönüşmemesi için her türlü gayreti gösterdik. Başka aktörler de devreye girdi, 10 Mart mutabakatının uygulanması için gerekli tavsiyeleri yaptı; ancak SDG denilen yapının maksimalist tavrında herhangi bir değişiklik olmadı.

BAYRAK PROVOKASYONU

Suriye ordusu, Ocak ayının ikinci haftasında güvenlik kuvvetlerine yönelik saldırıların ardından son derece haklı ve meşru biçimde önce Halep içindeki mahallelere, ardından Fırat’ın batısındaki topraklara operasyonlar düzenledi. Son bir hafta içinde de Halep’teki mahallelerin yanı sıra Fırat’ın doğusundaki topraklar Suriye ordusu tarafından illegal silahlı unsurlardan temizlendi. Öncelikle şunu bir kez daha hatırlatmak isterim: Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş, siyasi birliği haiz tek bir Suriye devletinin varlığını en güçlü şekilde savunduk; Türkiye’nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğimizi de defalarca ilan ettik. Suriye devletinin ve Suriye ordusunun, tüm etnik kökenlerin, inançların ve mezheplerin yan yana yaşadığı birleşik, tek ve bağımsız bir Suriye inşa etme mücadelesini, komşuları ve kardeşleri olarak yürekten destekliyoruz.

Terör örgütünün sıkıştığı bölgelerde varlığını devam ettirebilmesi zaten mümkün değildir. Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın intihar anlamına geleceği çok çok açıktır. Terör örgütünün zorla silah altına aldığı çocuk yaştaki militanlarıyla, baskı ve şiddet uygulayarak sahaya sürdüğü sivil insanlarla, dün Nusaybin-Kamışlı sınırında yaptığı gibi şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle burada bir netice alma imkânı kalmamıştır.

"BAYRAĞIMIZA UZANAN O KİRLİ ELLERDEN HESAP SORACAĞIZ"

Dün varılan anlaşmaya riayet ederek silahları bırakmak ve meseleyi suhuletle çözmek yegâne çıkış yoludur. Burada şunun da bilinmesinde fayda görüyorum: Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Değerli kardeşlerim, Millî Savunma ve Adalet Bakanlıklarımız gerekli tahkikatları başlatmıştır; soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır.

Suriye sahasında yaşanan tüm bu gelişmeleri çok yakından takip ettik ve ediyoruz. Türkiye’ye yönelik mevcut risklerin bertaraf edilmesi, yeni tehditlerin engellenmesi, Suriye’de barışın ve istikrarın süratle sağlanması için hassas bir süreç yürütüyoruz. Şunu da özellikle ifade etmek isterim: Suriye’deki Kürtler bizim öz ve öz kardeşlerimizdir. Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin önceki zalim rejim altında ne tür baskılara maruz kaldığını kardeşleri olarak en iyi biz biliyoruz.

"SURİYE'DEKİ KÜRTLERİN HAKLARINI KİMSE KONUŞMUYORDU"

Kendilerine kimlik dahi verilmiyordu; ana dilleriyle konuşmalarına, kültür ve geleneklerini yaşatmalarına müsaade edilmiyordu. Bu kardeşiniz başbakanken, 2008 yılından itibaren yaptığım tüm görüşmelerde bu adaletsizlikleri dile getirdim. Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarını ısrarlı şekilde gündeme taşıdık. Kürtlere temel haklarının teslim edilmesi gerektiğini her fırsatta vurguladık. Kimse bunları ağzına dahi almazken, Suriye’deki Kürtlerin haklarını kimse konuşmazken, biz bunları açık açık muhataplarımıza ifade ettik, görünenden, bilinenden çok daha fazlasını yaptık.

Suriye’de 2011 yılında iç savaşın başlamasının ardından Kürt kardeşlerimiz bu sefer de terör örgütünün baskısına maruz kaldılar. Suriye’deki Kürt çocukları ve Kürt gençleri, terör örgütünün heva ve hevesi uğruna çatışmalara sürüklendi, ellerine silah tutuşturulup ölüme gönderildiler ve canlarını yitirdiler. Kürt halkına, inançlarına, örf, adet ve geleneklerine uymayan bir yaşam tarzı dayatıldı.

"TEYAKKUZ VE HASSASİYET İÇİNDE GELİŞMELERİ ANBEAN İZLİYORUZ"

Yine bu süreçte DEAŞ’lı caniler, Suriye muhalefetinin yanı sıra Kürt kardeşlerimizi de hedef aldı, onları da katletti. Şurası da önemlidir ki yeni Suriye hükümeti, devrimden sonra ülkedeki diğer tüm dinî ve etnik gruplar gibi Suriyeli Kürtlere de kucak açmış, samimi bir entegrasyon için çok yapıcı davranmıştır. Suriye Devlet Başkanı Sayın Ahmet Şara, yayımladığı kararnamelerle Suriye’deki Kürtlerin var olma haklarını, dil ve kültürlerini yaşatma haklarını ve Suriye yönetimine katılma haklarını teslim etmiştir.

16 Ocak’ta açıklanan deklarasyon, Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin Suriye Devleti’ne eşit ve adil katılımını esas alan, tarihî nitelikte bir irade beyanıdır. Bütün bu olumlu adımlara ve yaklaşımlara rağmen terör örgütü, Kürtlerin refahı ve huzuru yerine maalesef kanı, çatışmayı, ölmeyi ve öldürmeyi tercih etmiştir; masum Kürt çocuklarının kanı üzerinden kendi ikbalini korumaya yönelik çıkar odaklı bir istikameti seçmiştir.

Bizim hiçbir ülkenin topraklarında gözümüz yok, hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız; ama ülkemizin çıkarlarına halel gelmesine de izin vermeyiz. İlk günden beri her türlü riski gözeterek Millî İstihbarat Teşkilatımızla, Dışişleri Bakanlığımızla, Türk Silahlı Kuvvetlerimizle ve ilgili tüm kurumlarımızla teyakkuz ve hassasiyet içinde gelişmeleri anbean izliyoruz.

TRUMP’LA VERİMLİ BİR TELEFON GÖRÜŞMESİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK"

Dün Amerikan Başkanı Sayın Trump’la bu meseleleri ele aldığımız verimli bir telefon görüşmesini gerçekleştirdik; DAEŞ’le ortak mücadele dâhil, Suriye’nin güvenliğine katkı yapacak birçok kritik konuyu kendisiyle istişare ettik. İnşallah dünkü anlaşmanın uygulanmasıyla en kısa süre zarfında örgütün kontrolü altındaki diğer topraklar ve orada yaşayan siviller de özgürlüklerine kavuşur; bütüncül bir Suriye, herkesin kendini güvende hissettiği bir Suriye böylece inşa edilmiş olur. Kardeşlerim, Suriye’nin tarımlı, verimli arazileri var; suyu var, petrolü var; çalışkan, azimli, dürüst, Türkiye’yi ve Türk milletini candan seven kardeş bir halkı var.

"TÜM KÜRTLER KIŞKIRTILMAYA ÇALIŞILIYOR"

Burada şunu da önemle vurgulamak durumundayım. Suriye'deki operasyonlar bahane edilerek tamamen yalan ve çarpıtma üzerine kurulu bir propagandayla tüm Kürtlerin kışkırtılmaya çalışıldığını görüyoruz. Özellikle Türkiye'deki Kürt kardeşlerimin bu oyunlara gelmemesi gerektiğini, yapılan çağrıların, yapılan tahriklerin gerçek niyeti görerek suhuletle, sağduyuyla, basiretle, ferasetle davranmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyorum.

Terör örgütü ayrıdır, benim Kürt kardeşlerim ayrıdır. Kimse ister burada ister orada olsun benim Kürt kardeşimin iradesini ipotek altına alamaz. Kürt kardeşlerimiz bu tahriklere gelmesinler, sağduyuyu asla bırakmasınlar. Geride bıraktığımız 15 ayda çok önemli adımlar attık. Süreci buraya kadar getirdik. Komisyon nihai raporu kaleme alıyor. Siyaset kuruma yol gösterecek raporun ortaya çıkacağına inanıyorum.

Tüm kalbimle, tüm samimiyetimle söylemek isterim ki, hiç kimse endişeye kapılmasın. Türkiye Cumhuriyeti buradayken kimsenin başka hami aramasına başka ortaklar peşinde koşmasına gerek yoktur. Biz Kürt kardeşlerimizin zarar görmesine asla izin vermeyiz. En zor zamanlarında Kürt kardeşlerimize biz sahip çıktık. Şunu artık herkes görmeli, esas olan bölünme değil birleşmedir. Esas olan küçük devletçiklere ayrılmak değil birleşerek güç birliği yapmaktır.

Herkesi sorumlu davranmaya davet ediyorum. Şunu milletimizin hiçbir ferdi aklından çıkarmasın; çok kritik günler yaşıyoruz. En küçük bir hatanın ciddi sonuçlar doğuracağı bir sırattan geçiyoruz. Rabbim bizi birbirine düşürmek isteyenlere fırsat vermesin.

"BARIŞ KURULU'NA HAKAN FİDAN KATILACAK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısı sonrasında gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Gazeteciler Erdoğan'a Gazze Barış Kurulu'na katılıp katılmayacağını sordu. Erdoğan, kurula Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın katılacağını söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, Gazze'de ateşkesin ikinci aşamasını hayata geçirecek olan Gazze Kurulu'na kurucu üye olarak davet etmişti.

Süreci yönetecek Barış Kurulu'nda görev yapacak Yürütme Kurulu'nda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yer alıyordu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler