Prof. Dr. Mustafa TÖZÜN
Cemreler Düşüyor Mu? Bahar Ne Zaman? Oruç Ne İfade Ediyor? Doğa İle Uyumlu Bir Yaşam İster Miydiniz?
Bugün 23 Şubat 2026. Hem doğa olaylarına hem ruhsal tekâmül yolculuğuna değinmek istedik.
Ülkede ve dünyada yoğun gündem ve rutin hayatın meşakkatli işleri arasında, biz anlamadan, günler geçip gidiyor.
Oruç:
Ruhumuzu dinlendirmeye vakit bulamazken İslam Alemi Ramazan ayını yaşıyor. Ramazan’ın beşinci gününe vardık. Ülke televizyonlarındaki programlarda Müslümanların orucu anlatılıyor. Ruhsal tekâmül için gözleri dünyaya kapatmak değil, bütün alemlere açmak gerekir. Hemen yanınıza bakabilirsiniz, Hristiyanların Paskalya Orucunun da başladığını görürsünüz. Ortodoks Hristiyanlar, Paskalyadan önce 40 gün boyunca perhiz ve ibadetle oruç tutar; Kutsal Hafta da eklendiğinde bu dönem toplamda 48 güne çıkar. Bu yıl Paskalya öncesi oruç (Büyük Perhiz), 18 Şubat 2026'da Kül Çarşamba’sı (Ash Wednesday) ile başladı. Bu oruç, Paskalyanın gerçekleştiği 5 Nisan 2026 Pazar'ına kadar sürecektir. Böylece bu yıl Ramazan’ın başlaması ile Paskalya Orucu kesişti. Tesadüf mü? Değil. Tevafuk mu? Evet. Biz buradan barış, kardeşlik ve sevgi mesajları çıkarmalıyız.
**
Doğa ile uyum:
Doğayı dinlemeliyiz, hepimizin içinde animistik inanç belirmeli, dünyadaki tüm kötülüklerin doğaya hâkim olma arzumuzdan kaynaklandığını ve aslında doğanın çocukları olduğumuzun idrakinde olmalıyız.
Dinlerin bize verdiği bilgiyle, bir negatif varlık, şeytan diyebiliriz, bizi çok hızlı hareket etmeye teşvik eder ve bizi detaylarla boğar. Oysaki bizim yapmamız gereken doğayı dinlemek, sakin olmayı başarmak ve doğa ile uyumlu bir yaşam sürmektir.
Kızılderililer, uzun yürüyüşlerde ve at sürerken bedenlerinin hızlandığını fark eder ve ruhlarının geride kaldığına inanırlardı. Bu nedenle bir ağaç altında durup ruhlarını beklerlerdi. Biz “sakin şehirler” dedik, ancak nüfus yoğunluğuna ve trafik sıkışıklığına “modern şehir yaşamı” diyerek kabul ettik.
Doğa ile uyum ve dengeyi tüm inanç sistemleri anlattı, biz ise vazgeçemediğimiz modern yaşam tarzımıza bedenin ihtiyacı olan egzersiz ve diyeti ancak serpiştirebildik. Nasıl? Oruç tutabiliyor musunuz? İslam orucunda imsak ve iftar vaktine bağlanmış bir oruç, güneşe ayarlı biyoritminiz ile doğayla uyumlu yaşıyorsanız eğer size fayda verebilir. Konu, biyoritmdir.
Elektromanyetiği hayatınızda vazgeçilmez kılıp, gece uyku vaktini uyanık geçirince biyoritm işliyor mu? Yoksa değişen yaşam koşulları, bu ibadeti yapmaya elverişli değil diyerek, çeşitli bahanelerle oruçtan uzak mı duruyorsunuz? Doğa ile uyumlu yaşamadığınızda, hiçbir dini inancın veya düşünce okulunun verdiği tavsiyeler size uymaz. Hepsi güneş, ay, yıldızlar ve mevsimlere bağlı geliştirilmiş sistemlere dayanır çünkü.
Cemreler:
Cemreler konusuna geçiş yapmak istiyorum.
K. Simonov’un bir şiiri geliyor aklıma:
Karlar tozarken bekle
Ortalık ağarırken bekle
Kimseler beklemezken bekle beni
**
Nazım Hikmet’in bir şiiri geliyor aklıma:
Günler gitgide kısalıyor,
Yağmurlar başlamak üzre.
Kapım ardına kadar açık bekledi seni.
**
Kadim insan gökyüzüne çeviriyordu gözünü, günleri, mevsimleri takip ediyor, sıcaklık, soğuk, yağış, bulutlar, ne yapması gerektiğine karar vermeye itiyordu onu. Tarımla uğraşan bir toplumda bir zorunluluktu belki bu, ancak doğanın ruhunu hissedince her şey bambaşka bir hal alıyordu. Ruhsal tekâmül dediğimiz şey işte buydu!
**
Bugün şubatın bir gününü yaşayacağız. Kadim bilgelik bize dört elementi sunmuştu. Bunlardan ATEŞ; kuzey yarım kürede yavaş yavaş baharın müjdecisi olarak, sırayla; HAVA’ya, SU’ya ve TOPRAK’a düşüyor.
Cemreler genellikle şubat ayının ikinci yarısından mart ayının başlangıcına kadar düşer. 2026 yılında ilk cemre 19-20 Şubat’ta HAVA’ya düştü! Gündem bile olmadı. Düştü mü? Siz, iklime, yani doğaya müdahale ederseniz, iklim modifikasyonu için teknolojiyi kullanırsanız düşmez elbet. İklimler kayar, mevsimler kayar, aşırı sıcaklar olur, kuraklık olur, ormanlar yanar, yağmurlar romantik yağmaz ve afet getirir…
Takvime göre; ikinci cemre 26-27 Şubat’ta HAVA’ya ve üçüncü cemre 5-6 Mart’ta TOPRAK’a düşecek! Düşebilirse. Bunun idrakinde olan bir insan olursak ne ala, olmazsak günler gelip geçer…
Dün pazardı. İzmir, Selçuk ilçesine doğru yola çıktım ve baharın yaklaştığını ve cemrelerin düşmeye başladığını şeftali ağaçlarının pespembe kesmesinden anladım.
**
Marteniçka:
Marteniçka, 1 Mart'tan itibaren mart ayı boyunca bileklerde takılan, beyaz ve kırmızı yünden yapılan bir süslemedir. Baharın gelmesini kutlamak amacıyla yapılan bu gelenek, Trakya ve Balkan coğrafyasında yaygın olarak uygulanır. Leyleklerin görülmesi ya da çiçeklerin açması gibi bahar işaretleri görüldüğünde bileklik çıkarılır ve ağaca asılır. Simge olarak hayat, sağlık ve sevgiyi temsil eder.
Biz de uygularız. Selçuk’a leylekler geri dönecek! O güne kadar marteniçka takacağız.
**
Bahar geliyor!
Sonra 21 Mart. Bahar geri dönecek. Doğa canlanacak!
Eski takvimlerde yılbaşı 21 Mart idi. Yeni yılı, nevruz olarak biliriz. Miladi takvimde yeni yılı neden 1 Ocak’a çektiler? Aslında İsa ile ilgili değil, o da güneş ile ilgili. Başka bir zaman anlatırız. Bu yazıda baharı hissedelim. Bahar; sevgi demek, üremek-çoğalmak demek, bereket demek, mutluluk demek, barış demek.
Kızılıderili Klowa Kabilesi’ne ait bir söz ile yazımızı tamamlayalım:
“İlkbaharda usul usul yürü; Toprak ANA hamiledir.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.