Casusluk İddianamesinde Korkunç Hedef: Seçimleri Manipüle Ederek Türkiye Siyasetini Ele Geçirmek!

Casusluk İddianamesinde Korkunç Hedef: Seçimleri Manipüle Ederek Türkiye Siyasetini Ele Geçirmek!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame, yürütülen casusluk faaliyetlerinin sadece veri hırsızlığı değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetimini hedef alan stratejik bir operasyon olduğunu ortaya koydu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame, yürütülen casusluk faaliyetlerinin sadece veri hırsızlığı değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetimini hedef alan stratejik bir operasyon olduğunu ortaya koydu. İddianameye göre ana hedef; 2019 seçimlerini manipüle ederek Ekrem İmamoğlu üzerinden ülke siyasetinde söz sahibi olmaktı.

Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları hakkında hazırlanan siyasal casusluk iddianamesinde, yürütülen faaliyetlerin nihai hedefine ilişkin çarpıcı bir analiz yer aldı.

Savcılık, casusluk faaliyetlerinin sadece bilgi toplama değil, Türkiye’nin yerel ve genel siyasetini dizayn etme amacı taşıdığını öne sürdü.

2019 SEÇİMLERİNE DOĞRUDAN MÜDAHALE İDDİASI

İddianamenin sonuç bölümünde, toplanan tüm bilgi ve belgeler ışığında siyasal casusluk suçunun hangi amaçla işlendiği şu ifadelerle açıklandı:

"Siyasal Casusluk suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen şüpheli Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere, ülkemiz siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı anlaşılmıştır."

İSTİHBARAT YAZILIMLARIYLA VATANDAŞLARIN VERİLERİ TOPLANDI

Casusluk ağının bu hedefe ulaşmak için kullandığı yöntemler ise siber bir operasyonu işaret ediyor. İddianamede, istihbarat çalışanı Aaron Barr'ın ortağı olduğu PiiQ firması ve bu firma tarafından geliştirilen "PQ" isimli yazılımın kullanıldığı belirtildi:

Veri Madenciliği

Bu yazılım aracılığıyla tüm vatandaşların telefonlarına ve sosyal medya yazışmalarına erişim sağlandığı saptandı.

Zarar Verme Amacı

Toplanan bilgilerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, hükümetin veya Türkiye’de ikamet eden vatandaşların zararına olacak şekilde toplandığı vurgulandı.

"SOYUT TEHLİKE"DEN "SOMUT TEHLİKE"YE

Savcılık, TCK 328. maddesi kapsamında yürütülen soruşturmada, devletin gizli kalması gereken bilgilerinin yabancı bir güce verilmesinin devlet güvenliğini doğrudan tehlikeye düşürdüğünü belirtti. Dosyadaki deliller ve yazışmalar, casus ile casusluğu talep eden yabancı servisler arasında bir anlaşmanın mevcut olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.

İSİM İSİM CASUSLUK AĞI

İddianamede, Hüseyin Gün’ün rehberinde kayıtlı olan ve doğrudan casusluk faaliyeti yürüttüğü değerlendirilen yabancı istihbaratçılar da tek tek sıralandı:

  • Mark John Spurgeon ALLEN: İngiltere Dış İstihbarat Servisi (MI6) bünyesinde üst düzey görevli.

  • Martin HOWARD: GCHQ (İngiliz Teknik İstihbarat) ve Savunma İstihbaratı (DI) eski yöneticisi.

  • David John CHARTERS: "Eski MI6 Başkanı Richard Moore’un çok yakın arkadaşı" olarak rehberde kayıtlı şahıs.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler