Birden Fazla Evren Olabilir Mi?

Birden Fazla Evren Olabilir Mi?

Hiç kendinizi paralel bir evrende bir rock yıldızı ya da astronot olarak hayal ettiniz mi?

Hiç kendinizi paralel bir evrende bir rock yıldızı ya da astronot olarak hayal ettiniz mi?

"Çoklu evren" adı verilen bir yapıda birçok farklı evrenin bulunması fikri, hem hayal gücümüzü hem de bilim kurgu öykülerini besledi.

Bazı bilim insanları bu fikri hâlâ ciddiye alıyor.

Ancak bilim insanlarının odaklandığı "çoklu evren" Hollywood filmlerindeki gibi olmayabilir.

Aslına bakarsanız kimse bu yapının nasıl bir şey olabileceği konusunda hemfikir değil gibi.

İnce ayarlı bir evren

Evrenimiz, bizim için mükemmel bir şekilde tasarlanmış.

ABD'deki Saint Joseph Üniversitesi'nde fizikçi ve "Çoklu Evrenin Cazibesi" kitabının yazarı Profesör Paul Halpern "Örneğin, yerçekimi daha zayıf olsaydı, yıldızlarımız ve gezegenlerimiz oluşmayabilirdi" diyor.

"Öte yandan, yerçekimi çok daha güçlü olsaydı, evren çok erken bir dönemde çökerdi."

Aslında, doğanın temel sabitleri olarak adlandırılan yaklaşık 20 sabit var ve bunların kesin değerleri fizik yasalarımızın işlemesini sağlıyor.

Peki, bu sabitler nereden geldi?

Kimileri bunun ilahi bir yaratıcıya, evrenimizi büyük bir özenle tasarlayan bir Tanrı'ya işaret ettiğini savunuyor.

1.webp

Kaynak,Roberto Machado Noa/Getty Images

Evrenimizde gözlemlediğimiz yerçekiminin belirli gücü, ışık hızı, elektronun kütlesi ve diğer çeşitli değerler, yıldızların, gezegenlerin ve bildiğimiz anlamda yaşamın var olmasını mümkün kılıyor.

Fakat bazıları da bunu çoklu evrenin varlığıyla açıklıyor.

Bir şekilde sonsuz sayıda evren varsa ve her birinde bu sabitlerin belirli bir kombinasyonu bulunuyorsa, biz de kendimizi yaşamı destekleyen, tam olarak doğru evrende bulmuş olabiliriz.

Peki, bu kadar şanslı olma ihtimalimiz ne?

Bazıları "oldukça yüksek" diyebilir çünkü biz o cansız evrenlerin hiç birinde var olamayacağımız için oralarda bu soruyu da düşünemezdik.

Buna antropik ilke deniyor.

Fizikçiler, bu evrenlerin nasıl ortaya çıkmış olabileceğine dair, çoğunlukla karmaşık matematiksel hesaplamalara dayanan çeşitli varsayımlar öne sürüyor.

İki tanesini ele alalım.

Çoklu dünyalar yorumu

İlki kuantum mekaniğinden geliyor, yani elektronlar gibi minik parçacıkların tuhaf dünyası.

Bu minyatür aleme yakından baktığımızda, kuantum fizikçileri bize bir parçacığın özelliklerinin doğası gereği sabit olmadığını söylüyor.

Bir elektron burada ya da orada değil.

Bunun yerine, burada, orada veya mümkün olan herhangi bir başka yerde bulunma ihtimali var.

Klasik teoriye göre, birisi parçacığin nerede olduğuna bakmaya gittiğinde, bu ihtimaller tek bir gerçekliğe dönüşür ve elektron tek bir sabit pozisyon alır.

İlk bakışta anlaması zor olabilir ama kuantum mekaniği günümüzde bilimde geniş kabul görüyor.

2.webp

Kaynak,Antonio Masiello/Getty Images

Oscar ödüllü "Everything Everywhere All At Once" çoklu evreni konu alan birçok bilim kurgu filminden sadece biri. Fakat Halpern'e göre bu, bilim insanlarının normalde bahsettiği türden evrenleri anlatan bir film değil.

1957'de Hugh Everett III adlı bir yüksek lisans öğrencisi, daha sonra Çoklu Dünyalar Yorumu olarak adlandırılan bir fikir öne sürdü. Yani, bir kuantum parçacığının tek bir sabit gerçekliğe sahip olmadığı fikri.

Bunun yerine, her biri kendi evreninde olmak üzere, aynı anda farklı muhtemel gerçekliklere yayılıyor.

Halpern'e göre, birisi bu kuantum parçacığına baktığında, kişinin bilinçli varlığı ikiye ayrılıyor. Biri bir gerçekliği görüyor, diğer versiyonları ise diğer gerçeklikleri görüyor.

Ancak bu alternetif suretlerin filmlerde gördüğümüz heyecan verici paralel hayatlar olmadığını da vurguluyor.

Halpern "Sinemaya gittiğinizi ve filmin, bir elektronu sıfır nanometre noktasında gözlemlemek yerine, bir nanometre noktasında gözlemleyen biri hakkında olduğunu düşünün. Bu tür ince farklılıklar tam anlamıyla Hollywood tarzı bir senaryo oluşturmazdı" diyor.

3.webp

Kaynak,Universal History Archive/Getty Images

Orta Çağ İngiliz Fransisken rahibi Ockhamlı William, genellikle Occam'ın Usturası ilkesinin mucidi olarak kabul ediliyor. Bu ilke, eşit derecede muhtemel iki açıklamadan en basit olanını seçmeyi ve gereksiz varsayımları "tıraşlamayı" öngörüyor.

Çoklu evren fikrinin birçok destekçisi var.

Ancak bazıları fikrin test edilemez olduğunu söyleyerek uzak duruyor. Sonuçta, başka bir evrene ışınlanıp, bunu kontrol edemeyiz.

Filozof Karl Popper'a göre, bir teorinin yanlış olduğu kanıtlanamıyorsa, bu gerçek bilim de olmaz.

Ancak bu argüman, Sydney Üniversitesi'nde görev yapan astrofizikçi Profesör Geraint Lewis'i rahatsız etmiyor.

"Belki bir gün başka bir evreni ziyaret edebileceğiz" diyor.

Lewis "Bir şeyin imkansız olduğunu söylemek, olayın tamamına dair bilgiye sahip olmanız gerektiği anlamına gelir ve biz hala o bilgiye sahip değiliz" diye konuşuyor.

Lewis Occam'ın Usturası olarak adlandırılan ilkeye işaret ediyor:

"En basit denklemlerin en çok şeyi açıklamasını istersiniz. Sorununuzu çözmek için sonsuz sayıda evrenden yardım istemek, sorununuzu olabildiğince basitleştirmek gibi görünmüyor."

Sonsuz genişleme

Bir diğer çoklu evren fikri, evrenimizin ilk anlarına odaklanıyor.

Günümüzün önde gelen teorilerine göre, evren saniyenin çok küçük bir bölümü kadar kısa bir süre içinde son derece hızlı bir şekilde genişledi.

Halpern "Hızlı bir genişlemeye yol açan belirli bir enerji profili vardı" diye açıklıyor.

Durduğunda, enerji maddeye ve ışığa dönüştü.

Bu olayı etrafımızda gördüğümüz evreni oluşturan Büyük Patlama olarak adlandırıyoruz.

4.webp

Nasa/Esa/CSA/STScI/Michael Ressler (Nasa-JPL)

Güncel teoriler, maddenin ortaya çıkmasından önce evrenin çok kısa bir an için genişlediğini ve bunun da bizim Samanyolu galaksimiz gibi yıldızların ve galaksilerin oluşmasını sağladığını öne sürüyor.

Bu kozmik genişlemenin uzayda neden bizim bölgemizde başlayıp durduğu tam olarak net değil.

1980'lerde bazı fizikçiler genişlemenin her yerde aynı anda sona ermediğini öne sürdüler.

Belki de bu durum bizim bölgemizin ötesine de uzanıyor.

Bu "sonsuz genişleme" fikrinin bir versiyonuna göre genişlemenin durduğu her yerde uzayın o bölümü kendi evrenini oluşturabilir.

Ve her evren birbirinden farklı olabilir.

Mesela bazılarında süper güçlü yerçekimi olabilirken, diğerlerinde neredeyse hiç olmayabilir.

Lewis "Çoğu ölü ve kısır kalacak. Ara sıra yaşanabilir birkaç yer bulabilirsiniz" diyor.

Ancak kuantum çoklu evreninde olduğu gibi, aramızdaki sürekli genişleyen mesafe nedeniyle bu diğer evrenlerle iletişim kurmak oldukça zor görünüyor.

İpucu avı

Fakat çoklu evren taraftarları, iki evrenin aynı dönemde birbirine yakın bir şekilde oluşması durumunda, birbirinden ayrılmadan önce kısa bir süre çarpışmış olabileceklerini savunuyor.

Kozmologlar, bu çarpışmaların izlerini kozmik mikrodalga arka planında (CMB) arıyorlar. Bunlar, evrenimizin erken dönemlerindeki ilk ışığın kalıntıları.

Bu ışık o zamandan bu yana mikrodalga radyasyonuna dönüşerek soğudu. Ve şimdi teleskoplala uzayın her yerinde görebiliyoruz.

5.webp

Kaynak,Esa/Planck Collaboration

Avrupa Uzay Ajansı'nın Planck teleskobu, evrenin erken dönemlerindeki farklı madde yoğunluklarını yansıtan küçük sıcaklık dalgalanmalarının bulunduğu kozmik mikrodalga arka plan radyasyonunu (CMB) haritalandırdı.

Bazı kozmologlar, CMB'deki garip özelliklere odaklanıyor. Örneğin, çevresine göre tuhaf bir şekilde daha soğuk görünen "soğuk nokta" gibi.

Bazıları bunun başka bir evrenin bizim evrenimizi çekmesinden kaynaklandığını öne sürüyor.

'Daha iyi bir model bulana kadar'

Kozmik mikrodalga arka plan radyasyonunda kesin izler bulsak bile, bunlarla asla karşılaşmazsak, bu diğer evrenlere inanmak için yeterli olur mu?

Halpern "Bilimde dolaylı kanıtları kabul ettiğimiz birçok durum var" diyor.

Örneğin, Dünya'nın merkezinin demir ve nikelden oluştuğuna inanıyoruz, oysa oraya hiç inmedik.

Aslında, diğer evrenler fikri oldukça hoşuna gidiyor:

"Şimdilik, daha iyi bir model bulana kadar, sonsuz genişlemeye inananlardan biri olduğumu düşünüyorum."

Lewis de bir tür çoklu evrenin varlığı fikrine açık.

Ancak ortada çok fazla rakip fikir varken, bunu gerçekten tanımlamaktan çok uzak olduğumuzu söylüyor.

2025'te yazdığı bir makalede, çoklu evrenin şu anda "neredeyse bir hipotez, sadece bir sürü fikir ve tahminden ibaret" olduğunu belirtiyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler